Kadın - LGBTİQ+

KKB/KÖG: “Dominik’te üç kelebek kanat çırptı! Rüzgarı hala dünyayı dolaşıyor!”

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü öncesi Kadın Komünarlar Birliği/Kadın Özgürlük Gücü (KKB/KÖG) yazılı bir açıklama yayınladı

Açıklamada; “Bundan altmış üç yıl önce Dominik Cumhuriyeti’nde Trujillo Diktatörlüğü’ne, erkek-devlet şiddetine karşı “üç kelebek” kanat çırparak ölümsüzleştiler. Yaktıkları direniş ateşi hala mücadelemize ışık tutuyor. Bu yıl da dünyanın her yerinde bu ayak izlerini takip eden binlerce Mirabal Kardeşler, erkek-devlet şiddetine karşı hesap sormak için sokaklara çıkıyor. Dünyanın her yerinde yoksulluğa, savaşa, emek sömürüsüne karşı, kadın ve LGBTİ+ların isyan sesleri yükseliyor.” denildi.

Devamında “Patriyarkal kapitalizm, örgütlediği erkeklik kriziyle dünyayı kadınlar açısından yaşanmaz bir yer kılmaya devam ediyor. Bugünün emperyalist kapitalist dünyasında, kadınlar yaşamın her alanında erkek-devlet şiddetinin farklı biçimlerine maruz kalarak katlediliyor. Erkek egemen sistem dünyada, Ortadoğu’da, Türkiye’de ezilenlere ve kadınlara yönelik uyguladığı kusursuz şiddet politikasında sınır tanımıyor.

Arjantin’den Şili’ye ve Polanya’ya, Afganistan’dan İran’a, Filistin’den Rojava’ya, Türkiye’ye, Kuzey Kürdistan’a kadar kadınlar ve LGBTİ+lar sistematik bir saldırı ile şiddete uğruyor ve katlediliyor. Erkek egemen şiddetin, erkek egemen devletin politikaları ve baskıları, kadınları bir bütün olarak kuşatıyor.

Bir yıl önce örtünme kurallarına uymadığı gerekçesi ile Kürt kadın Jina Amini, İran’da “ahlak polisi” tarafından katledildi. Jina Amini’nin katledilmesi molla iktidarını sarsan halk ayaklanmasını ve kadın direnişini ateşledi. Kadınların özgürlük talepleri karşısında geri adım atmayan İran İslam Cumhuriyeti, bir yıl sonra yine başörtü yasasına uymadığı için Armita Geravand’ı katletti. Kadına ve kız çocuklarına yönelik şiddette ise sınır tanımayarak kadınları katletmeye devam ediyor.

Yetmiş beş yıldır, Filistin halkına yönelik işgal saldırılarında sınır tanımayan siyonist İsrail, Filistin halkına yönelik saldırılarına bir yenisini daha ekledi. Hamas’ın ve Filistin’in devrimci, direnişçi hareketlerinin birlikte yer aldığı Ortak Operasyon Odası’nın başlattığı Aksa Tufanı Hareketi, İsrail’in “yenilmez” algısını ve demir kubbelerin “aşılamazlığını” sarstı. Emperyalistlerin desteğini arkasına alarak bütün dünyanın gözü önünde bu saldırıyı gerekçe gösteren siyonist İsrail’in, Filistin halkına yönelik başlattığı saldırı günlerdir devam ediyor. Siyonist İsrail’in gerçekleştirdiği saldırılarda, sayıları dört binin üzerinde kadın ve çocuk olmak üzere, on binin üzerinde savunmasız sivil insan katledildi ve katledilmeye devam ediyor.” ifadeleri kullanıldı

“Feminist isyanı büyütmeye; faşizme ve patriyarkaya karşı silahlı mücadeleyi yükseltme” çağrısı yapılan açıklama şöyle devam etti.

AKP-MHP faşizminin yirmi bir yıllık iktidarında ezilenlerin ve kadınların payına yoksulluk, şiddet ve katliamlar düşüyor. Siyonist İsrail’in katlettiği Filistinli kadınlar ve çocuklar için timsah gözyaşları döken Erdoğan ve rejimi, Kuzey Kürdistan’da kadınları, çocukları özel savaş politikalarıyla taciz ve tecavüze maruz bırakarak katlediyor.

AKP-MHP faşizmi, yükselttiği neo-liberal muhafazakar ideolojsi ile toplumun erkek egemen reflekslerini de kullanarak kadınlara yönelik her türlü şiddete rıza gösterilmesini hedefliyor. Özellikle pandemi sonrasında kadın emeği daha güvencesiz, esnek ve sömürüye açık hale getirildi. Kadınlar, kamusal alandan soyutlanıp evlere gömülmek istenen yada en düşük ücretle çalıştırılanlar haline getirilmek isteniyor.

Her gün üç kadının erkekler tarafından katledildiği ve failin erkek-devlet yargısı tarafından korunduğu bir dönemden geçiyoruz. Şiddetin ve failin, erkek-adalet tarafından korunması neticesinde, sadece geçtiğimiz Ekim ayında on dokuz kadın erkekler tarafından katledildi. Çocukların tarikat yuvalarında istismara uğradığı, LGBTİ+ların hedef gösterildiği, tüm bu yaşanan şiddetin erkek egemen iktidar tarafından normalleştirildiği bir dönemden geçiyoruz.

Kadınların bütün kazanımlarına göz diken faşist Erdoğan rejimi kürtaj yasağı ve İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme hamlesinden sonra şimdi de yeni bir saldırı ile kadınları ve kız çocuklarını kuşatmaya devam ediyor. Medeni Yasa Değişikliği, kadın ve kız çocuklarını aile kurumuna hapsetmeyi hedefleyerek bu saldırı konseptini genişletmek istiyor: erkek şiddeti karşında boşanmayı engellemek ve kadını, erkeğin rızasına tabi tutmak, nafaka hakkını gasbetmek. Yani kısaca, kadınlara “aile dışında hayat yok!” fikrini dayatarak, kadınları ve kız çocuklarını erkeğe mahkum bırakacak politikalarını daha sistematik hale getirecekler.

Erkek egemen AKP-MHP faşizmi, iktidar olduğundan bu yana, onun uyguladığı baskı ve şiddete karşı sokağı ısrarla bırakmayan kadın dinamizmini ve feminist isyanı da bu saldırılarla engellemeye çalıştı. Kadın düşmanı AKP-MHP faşist iktidarı, sokakta karşısına dikilen ve yarattığı dinamizmle isyanı körükleyen kadınları hedef alarak devrimci kadınlara ve tutsaklara yönelik sistematik baskı ve işkence uyguluyor. Bizzat Erdoğan ve rejimi tarafından kadın düşmanlığının örgütlenmesi, keza LGBTİ+lara karşı nefret söylemlerin yükseltilmesi patriyarkal kapitalizmin temsilcisi faşist iktidarın karakteristik, yapısal özelliğidir. AKP-MHP faşizmi yoksulluk, sömürü, şiddet ve hak gasplarıyla kadınlara savaş açmıştır.

Faşizme, patriyarkal kapitalizme, erkek devlet şiddetine, kadın düşmanı iktidarların tüm baskı ve saldırılarına karşı feminist isyan bütün kıtaları sarsıyor. Patriyarkal kapitalizme karşı, her yerden isyan eden kadınların sesi yükseliyor. Bu yükselen ses bugün İstanbul’u, Ankara’yı, Amed’i ve her yeri kuşatıyor. Bu kuşatmada, yürüdüğümüz ve slogan attığımız sokaklar hâlâ en büyük kalemizdir. Silahlarımızla, silahlı mücadelemizle bu kaleleri savunmaya devam edeceğiz; hesap soracağız, kazanacağız!

Cemre, Zahide, İdil ve öncümüz Aynur’un kararlılığı, cesareti ve inancı ile sokak sokak, barikat barikat feminist isyanı büyütmeye; faşizme ve patriyarkaya karşı silahlı mücadeleyi yükseltmeye çağırıyoruz!

Paylaşın