Kapitalizmin kriz dönemlerinde devlet biçimleri de dönüşebilir ve burjuva egemenliği daha açık, daha merkezi ve daha baskıcı yönetim biçimlerine yönelir. Faşizm de bu tarihsel momentlerde sermaye düzeninin krizini yönetmek ve toplumsal direnci bastırmak üzere ortaya çıkan özel bir karşı-devrimci devlet biçimidir. Ancak bugünkü faşistleşme süreçleri, 20. yüzyılın klasik faşist rejimlerinin [Devamını Oku…]
Mustafa Çiçek
Ernesto’ya Bin Selam – Mustafa Çiçek
Yeni bir paylaşım savaşının öngünlerinde, bıkmadan ve usanmadan bu gerçeği yeniden hatırlamak zorundayız: Emperyalist kapitalizm için savaş artık istisnai değil, sistemin süreklileşmiş varoluş biçimidir. Çünkü Batı Emperyalizmi tarihsel hegemonyasını kaybetme tehdidiyle karşı karşıyadır. Bu nedenle sermayeyi yeni pazarlara açmak, enerji yollarını ve doğal kaynakları yeniden tam denetim altına almak, dünya [Devamını Oku…]
Che’nin yolunda… – Mustafa Çiçek
Kapitalizmin emperyalizm evresinde sermaye yalnızca birikmekle kalmaz; aynı zamanda bu birikimi yeni pazarlara doğru genişletmek zorundadır. Bu genişleme hiçbir zaman barışçıl ve gönüllü olmamıştır; doğası gereği savaş, işgal ve sömürgeci müdahaleler üzerinden gerçekleşir. Sermayenin dünya ölçeğinde hareketi, merkezde zenginliğin yoğunlaşması, çevrede ise yoksulluk, bağımlılık ve eşitsizliğin derinleşmesi anlamına gelir. Böylece [Devamını Oku…]
Emperyalist Kapitalizmin Krizi ve İran Cephesi II – Mustafa Çiçek
Modern Savaşın Dönüşümü: Teknoloji ve Yeni Savaş Ekonomisi Bu tabloyu kavrayabilmek için savaşın değişen doğasını ve emperyalist rekabetin güncel biçimlerini birlikte ele almak gerekmektedir. Prusyalı general Carl von Clausewitz’in “politikanın başka araçlarla devamıdır” diye tespit ettiği savaş, yalnızca bir ölüm ve yıkım süreci değil, aynı zamanda ekonomik yeniden üretimin bir [Devamını Oku…]
Emperyalist Kapitalizmin Krizi ve İran Cephesi I – Mustafa Çiçek
Marx, kapitalist üretim tarzının temel dinamiğinin sermayenin sürekli genişleme zorunluluğu olduğunu vurgulamıştır. Kapitalizm kendi sınırları içinde istikrarlı bir biçimde varlığını sürdüremez, aksine sürekli olarak yeni pazarlar, yeni yatırım alanları ve yeni kaynaklar bulmak zorundadır. Bu nedenle kapitalizm doğası gereği genişlemeci bir karakter taşır. Tarihsel olarak bu genişleme süreci sömürgecilik ve [Devamını Oku…]
