Parti tarafından yapılan açıklamada; ”Bugün devraldığımız bayrakta işçi sınıfının iktidar mücadelesinin, ezilen halklarla enternasyonal birlikteliğin, anti-sömürgeciliğin kızıllığı var” denildi.
Devrimci Parti Merkez Yürütme Kurulu, yayımladığı açıklama ile devrimci önder Ulaş Bayraktaroğlu ve yoldaşlarını andı.
Partinin yaptığı açıklama şöyle;
Ulaş Bayraktaroğlu ve Göğü Fethe Çıkanlar Ölümsüzdür!
Tarih sınıf savaşımlarının sahnesi olarak akmaya devam ediyor. Egemenlerin kâr ve iktidar hırsları, Dünya üzerinde yaşanacak küresel savaşların sinyallerini verirken işçi sınıfı ve emekçi halklar yoksullaşıyor. Zulmün ve sömürünün azami sınırlarını zorladığı bugünlerde baskıya direnişle, karşı-devrimci savaşa taarruzla, ablukaya devrimci kuşatmayla cevap verenler hala var ve var olmaya devam edecek.
Stalingrad’da, Gezi’de, Rojava’da, 1 Mayıs’ta Taksim’de, Paris barikatlarında, Latin Amerika dağlarında ve sayısız kavgada ayak izlerini bırakanlar var. Bu kavgada bayraklaşanlar günümüz devrimciliğine yön veriyor, devrim hedefimizin en keskin yanını oluşturuyor.
Tüm dünya devrimci hareketlerinde olduğu gibi Türkiye Devrimci Hareketi de önemli sıçramaları ve kopuşları yarattı. Mustafa Suphilerin TKP’sinden sonra 60’larda düzeniçileşen sol 71 Devrimci Kopuşu ile Mahir Çayan, İbrahim Kaypakkaya, Deniz Gezmiş önderliğinde aşıldı. Orhan Yılmazkaya 2000’li yıllarda devrimci zorun meşruluğu ile teslimiyeti yırtarak bayraklaştı. Gezi Ayaklanması’nın da etkisiyle Türkiye’de devrimin özgünlüğünü yeniden stratejik tartışmalarıyla ortaya koyan devrimci önder Ulaş Bayraktaroğlu; Kobane’de, Rojava’da ezilen halkların çağrısına kulak verdi ve proletarya enternasyonalizmini kuşanarak yeni bir atılımın önderi oldu. Yeni bir Gezi yaratılacak fakat bu kez zafere taşınacaktı. Ulaş Bayraktaroğlu önderliğinde kopuş ve atılımın öncüsü olan devrimciler Rojava’da proletarya enternasyonalizminin bayrağını göndere çekti. Bugün devraldığımız bayrakta işçi sınıfının iktidar mücadelesinin, ezilen halklarla enternasyonal birlikteliğin, anti-sömürgeciliğin kızıllığı var.
Bu bayrak ancak elden ele işçi sınıfı ve ezilen halklar içinde yayılırsa başarı şansı yakalayabilir. Ölümsüzleşen devrimcilerin görev bilinci ile söyledikleri gibi “(…) bu bayrağın İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de ve Türkiye’nin her kentinde, sokağında dalgalanacağının bilincindeyiz”.
Şimdi önümüzdeki en önemli görev elimizdeki bu bayrağın öncüleri, emekçileri olmak. Devrim ancak devrim hedefinde yürüyenler tarafından muzaffer kılınabilir.
Yaşasın Devrim, Yaşasın Sosyalizm!
