24 Ocak’ta tutsak edilen Devrimci Parti PM üyesi Yakup Bulut hakkında tahliye ve beraat kararı verildi.
Devrimci sosyalistlere dönük 21 Ocak’ta gerçekleştirilen ev baskınlarında gözaltına alınan ve 24 Ocak’ta tutuklananların ilk duruşması Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi’nde 22. Ağır Ceza Mahkemesinde görülüyor. Tutuklu yargılanan Devrimci Parti PM üyesi Yakup Bulut, ESP Esenyurt temsilcisi dönüşümlü açlık grevinde olan Cafer Ersöz ve Muhammet Devrim Altınkaya, SGDF üyeleri İbrahim Akbay, süresiz açlık grevi direnişindeki Müslüm Koyun, Onur Yoldaş Mete ile ESP üyesi Rezzan Akkoyun mahkemede hazır edildi. ESP üyesi Doğan İnan, Sincan Hapishanesinden SEGBİS ile bağlandı.
Duruşmayı tutsakların aileleri, DEM Parti İzmir Milletvekili Burcugül Çubuk, ESP Eş Genel Başkanı Murat Çepni, ESP PM üyesi Şahin Tümüklü, SKM MYK üyesi Serpil Topal, SGDF, Devrimci Parti, TİP Gençliği, SOLDEP, HDK Gençlik Meclisi, SMF, Öğrenci Dayanışması ve İstanbul Üniversitesi Gençlik Meclisi izledi.
İlk olarak kuyu tipi hapishanelere karşı süresiz açlık grevi direnişinde olan Müslüm Koyun, savunma yaptı. Koyun, “Devrimci sorumluluklarımızı ve sosyalist kurumlarımızı kriminalize etmek için ‘sözde myk’, ‘sözde’ dernek gibi söylemleri kabul etmiyorum. Siyasi bir talimatla başlayan bu dosyada, tutuklanma tarihimizle soruşturmanın açıldığı tarihin aynı olmaması bile bu iddianamenin ciddiyetsizliğini gösteriyor. Burada yargılanan şey yasadışı bir örgüt değil, SGDF’dir” diye konuştu. Koyun, “SGDF gençleri sosyalizm etrafında örgütlemek, sosyalizmi savunmak için kurulmuştur. Bu yönde eylem ve etkinlikler yapar. Bu konuda bildiri, broşür basar ve dağıtır. Bunların hepsi anayasal haklar kapsamındadır. Biz emeği, doğayı savunuruz, geleceğin işçi ve emekçileriyiz biz. Bu topraklarda yaşanan çocuk işçiliğine, işçi katliamına, emek sömürüsüne elbette karşı dururuz. 1 Mayıs’a katılırız” dedi.
“Doğanın talan edilmesine karşı gençlik içinde mücadele ederiz. Uyuşturucu ve çeteleşmeye karşı mücadele ederiz, bunlara karşı gençleri örgütlü mücadeleye çağırırız. Özerk, demokratik üniversite hakkını savunuruz” diyen Koyun, SGDF’nin antifaşist ve cins özgürlükçü bir dernek olduğunu, Alevilerin ve Kürt halkının taleplerini ve haklarını savunmasının doğal olduğunu belirtti.
“Tam da bu yüzden 11. Genel Kurulumuza saldırılmıştır. SGDF, yasal bir dernek olarak genel kurul toplamak zorundadır. Açık ve kamuoyuna katılım çağrısı yapılan, gençleri SGDF’de örgütlenmeye çağıran bir biçimde yapılmıştır” diyen Koyun, genel kurul günü kapıda birçok polisin beklediğini ama müdahale etmediğini kaydetti.
“Ancak genel kuruldan 10 gün sonra bu soruşturma açıldı, çünkü talimat öyle geldi” diyen Koyun, “SGDF bu topraklardaki devrimci bir gençlik örgütüdür. ’68 ve ’78 gençlik atılımının tarihinden gücünü almıştır, bugün yılmayan iradesi ve gençliği örgütleyen gücü nedeniyle hedef alınmıştır” dedi.
Koyun, “Biz kendi inancını yaşayan Alevilerin, okulda dili yasaklanan ve uyuşturucu ile çürütülmek istenen Kürt halkının çocuklarıyız. Elbette halkımızın taleplerini sahipleniriz, büyütürüz” diye konuştu.
Anayasa Mahkemesinin SGDF’nin yasal statüsüne dair ve yasadışı örgütlerle ilişkilendirilemeyeceğine dair kararlarını hatırlatan Koyun, “Kendi yasalarına ve yargı kararlarına bile güvenmeyen bir iddianameyle karşı karşıyayız” dedi.
2015 yılında 33 düş yolcusunun katledildiği Suruç Katliamının iddianamede suçlama konusu yapılmasına tepki gösteren koyun, “Bu bir saflaşmadır. Bir tarafta DAİŞ’i savunanlar diğer tarafta katliamın aydınlatılmasını isteyenler vardır. Bizim tarafımız bellidir” dedi.
Katliamı yapan katilin katliamdan önce gözaltına alınıp bırakılması, Suruç Ailelerinin, yaralılarının yargılanıp tutuklandığı ama katillerin mahkeme önüne çıkarılmadığı bu düzende adalet istemenin doğal olduğunu belirten Koyun, her ayın 20’sinde Halitağa’da oturma eylemi yaptığını belirtti. “Birileri ısrarla Suruç Katliamının aydınlatılmasını istemiyor, çünkü Suruç Katliamı aydınlatılırsa bir dönemim karanlığı da aydınlatılacaktır” diyen Koyun, “70 yılda yargılansak bu katliamın aydınlatılması için mücadele edeceğiz” diye kaydetti.
Tanık ifadelerinden “yasadışı örgüt” üyeliğine delil gibi sunmayı polisin sevdiğini belirten Koyun, tanıkların bile SGDF’nin yasal bir örgüt olduğunu belirterek, belli aralıklarla zorla alınan tanık ifadelerinin yargılama konusu yapıldığını kaydetti. Koyun, “Bu durum artık bir komediye dönüştü” dedi.
Karakolda, sokakta, hapishanede sosyalist gençlerin arkadaşları hakkında yalan ifade verilmeye zorlandığını dile getiren Koyun, “Sosyalist gençler bu çürümüşlüğe asla pirim vermiyor. Bizim için SGDF’li olmak ve SGDF’yi savunmak onurdur. Biz bu onuru savunmayı iddia makamının keyfine bırakacak değiliz” diye kaydetti.
İddianamede yer alan hayatını kaybetmiş devrimcilerin mezar anmalarının suçlama konusu yapılamayacağını kaydeden Koyun, “Sosyalistler olarak değerlerimiz var ve bunları her durumda savunuruz. Dün Deniz Gezmiş’lerin yıldönümüydü, dışarıda olsaydık onların da mezarı başında olacaktık. Üstelik sadece Denizleri değil, Mazlum Doğan’ı, Kutsiye Bozoklar’ı da anarız” dedi.
AKP’nin yıllardır tüm baskı ve hegemonya politikasına rağmen kendi değerlerini yaratamadığı için devrimcilerin değerlerine saldırdığını kaydeden Koyun, “Sosyalist gençlik direneni de dövüşeni de unutmaz. Mektup göndermek, para yatırmak suç değildir. Mektupların üzerinde devletin kurumu görüldü damgası basıyor ama bir başka kurumu o mührü yasadışı ilan ediyor” dedi.
Koyun, “Kayyumlara tepki göstermek, DAİŞ ve HTŞ çetelerinin Suriye’de Alevilere yönelik katliam saldırılarını elbette protesto ettik. Bunu da talimatla yaptığımız iddia ediliyor. Ama yanlış, biz talimatı halktan alırız” diye kaydetti. “Biz bu kayyumları Kürt halkından, üniversitelerden iyi biliyoruz. Bu yüzden Kürt halkının ve gençliğin iradesinin kayyumla gasp edilmesine izin vermeyeceğiz” diyen Koyun, iddianamede Kürtçe sloganların yanlış yazılmasına tepki göstererek, “Bir zahmet bu ülkede konuşulan Kürtçeyi doğru kullanın” dedi.
Atılım gazetesinin düzenlediği 30. yıl etkinliğine katılmakla “suçlandığını” kaydeden Koyun, “Basının bu kadar faşist baskıya maruz kaldığı bir süreçte Atılım gazetesinin özgür basın geleneğin devamcısı olduğunu belirtti. Atılım gazetesinin yasal bir sosyalist basın olduğunu ifade eden Koyun, “Atılım gibi devrimci, özgür basın geleneğini savunan ve yaratan her devrimci basını okur ve dağıtırız” diye belirtti.
ESP’nin kongresinin kriminalize edilmesinin kabul edilemez olduğunu belirten Koyun, ESP Eş Genel Başkanı Deniz Aktaş’ın kendi partisinin kongresine katıldığı için tutuklu olduğunu belirterek, “İşte faşizm budur” dedi.
Kuyu tipleri hapishanesine karşı açlık grevinde olduklarını belirten Koyun, “Bu sürgünlerle irademizi kırmaya çalışıyorlar ama biz her gün biraz da fazla çelikleşiyoruz. Biz bu çürümüş düzen karşısında sosyalizmi örgütlemeye ve savunmaya devam edeceğiz. Çünkü asıl trajedi mücadeleyi bırakınca başlıyor” dedi.
Tanık Yusuf Günebakan mahkemeye bağlandı. Müslüm Koyun’u SGDF’den tanıdığını söyleyen Günebakan’a mahkeme heyeti ısrarla SGDF’nin yasadışı bir örgütle bağlantısı olduğunu söyletmeye çalıştı. Tanık, “SGDF’nin yasadışı bir örgütle ilişkisi olmadığına” dair ifade vermesine rağmen, hakim tekrar tekrar soru sorarak, tanık ifadesini yönlendirmeye çalıştı.
Daha sonra savcı ceza istediği mütalaasını sundu. Mütalaaya dair savunma yapan avukat Doğukan Taştan, dosyada yasadışı toplanan delillerin çıkarılmasını istedi. SDGF’nin yasadışı bir örgütle ilişkilendirilemeyeceğine dair yargı kararlarını sunan Taştan, müvekkilinin beraatını talep etti.
Duruşma sürüyor.
Kaynak: Etha
