İsrail aylardır konuşulan İran saldırısını gerçekleştirdi. İsrail savaş uçakları İran’da 100’den fazla hedefi vurdu. İran’ın Tasnim Haber Ajansı İran Genel Kurmay Başkanı Muhammed Bakıri’nin ve İran Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Selami’nin saldırıda ölenler arasında olduğunu açıkladı. İran’ın önde gelen nükleer bilim insanlarının da öldürüldüğü ajanslara düşen haberler arasında. Siyonist İsrail’in artan saldırganlığında yeni bir aşamaya işaret eden bu bombalamalar sonucunda Natanz Nükleer Tesisi’nin ağır hasar aldığı bildirildi. Nükleer tesislere yönelik saldırılar aynı zamanda bölgesel çapta bir nükleer felaket tehlikesi doğuruyor.
İsrail’in artan saldırganlığının kuşkusuz ki “yeni bir Ortadoğu” yaratma hedefiyle yakın ilişkisi var. Emperyalizmin Ortadoğu’daki ileri karakolu, temel askeri üssü olma niteliğine sahip İsrail, kuruluşundan günümüze bu temel işlevi doğrultusunda hareket ediyor. Emperyalizmin Ortadoğu’daki temel işbirlikçileri Suudi Arabistan, Türkiye, BAE saldırıyı şiddetle kınadı. Bu ülkelerin egemenleri bu saldırının hazırlanmasında ve askeri, politik koşullarının oluşturulmasında temel bir rol oynadı. Bölge halklarının emperyalizm ve Siyonizm’e derin karşıtlıkları nedeniyle de saldırının ardından “en sert” açıklamaları yayınladılar.
ABD başkanı Trump yaptığı açıklamada, saldırıdan önceden haberdar olduğunu söyledi. Temel hedeflerinin İran’ın nükleer silaha ulaşmasının engellenmesi olduğunu yineleyen Trump, İran’ın nükleer müzakere masasına dönmesini beklediklerini, bölgedeki askeri birimlerinin herhangi bir saldırıya karşı hazır olduğunu da sözlerine ekledi. Trump’ın açıklaması, saldırının ABD’yle eşgüdüm halinde gerçekleştiğinin ve temel amacının netleşmesine katkı sağladı.
İran Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, İran’ın bu saldırılara karşılık verme hakkının “yasal ve meşru olduğu” belirtildi ve bu saldırıların “ABD’nin onayı ve koordinasyonu olmadan” gerçekleşmeyeceği ifade edildi. İsrail, İran’ın İsrail’e yönelik drone saldırıları düzenlediği bilgisini paylaştı. İsrail, ülke genelinde geçerli olacak özel bir acil durum ilan etti. İsrail halktan sığınakların yakınında kalmalarını istedi. Ülke genelinde okullar tatil edildi ve İsrail hava sahası uçuşlara kapatıldı.
İsrail Başbakanı Netanyahu yaptığı açıklamada, “ Operasyon üzerimizde asılı duran varoluşsal tehdidi ortadan kaldırmak için gerekli olduğu sürece devam edecektir. Bu İsrail tarihinde belirleyici bir andır. İsrailli siviller komutanlıktan gelen talimatlara sıkı sıkıya uymalı, İran’ın İsrail’i vurmak için hala önemli kabiliyetleri var.” dedi.
Rusya ve Çin İran’a yönelik saldırıyı kınadı ve her iki ülke de bu saldırıların bölgedeki gerilimi arttıracağı ve tehlikeli sonuçlar yaratacağı uyarısında bulundu. Yorumlarda öne çıkan unsur, bu saldırılarla birlikte yeni bir Ortadoğu inşasında belirleyici öneme sahip bir sayfanın açılmakta olduğuydu. Büyük bir savaşın başlaması olasılığının yüksekliği vurgulanıyordu. İran’ın vereceği askeri yanıt bu çerçevede ilerleyişin yönünü büyük ölçüde belirleyecek.
İran’a yönelik bu saldırıyı Gazze’de, Lübnan’da, Suriye’de yaşanan süreçlerden bağımsız ele almamak gerekir. Saldırıların tümünün ortak noktası, emperyalizmin Ortadoğu’da hegemonya inşasının parçaları olarak konumlanmasıdır. Emperyalizmin bölge işbirlikçilerinin tümü bu gerçeği çok iyi bilmektedir ve buna uygun bir konumlanış içindedir.
Ortadoğu’yu baştan aşağı yakacak ve yeni Ortadoğu’nun inşasına giden yolda büyük bir adım olacak büyük savaş bu saldırılarla başladı mı? Bu sorunun yanıtı büyük ölçüde İran’ın bundan sonra yapacağı hamlelere bağlıdır. Emperyalizmin hedefi açık ve nettir: Bölgedeki “direnme iradesinin tasfiyesi.” Tüm saldırganlık bu amaca ulaşmak içindir. Emperyalizm ve Siyonizm ortaklığı İran’a ağır bir darbe vurmuştur ancak İran’ın İsrail’e misilleme yapma olanağı vardır ve bunu bizzat Netanyahu dile getirdi. ABD ve AB emperyalistleri olmadan İsrail’in İran’la bir savaş yürütme şansı yoktur.
2025 yazı emperyalizm ve Siyonizm’in bölgesel planları çerçevesinde yeni hamleler yapmalarıyla başladı. Çeşitli mecralarda, ABD ile nükleer anlaşma görüşmeleri yürüten heyetin başkanı bilim insanının da İsrail saldırısında hayatını yitirdiği ifade ediliyor. Böyleyse, bu durum ABD ve AB’nin yürüttüğü müzakerelerin sadece hedef şaşırtma taktiğinden ibaret olduğunun açık bir işareti olacaktır. Bunun da uluslararası ilişkiler alanında önemli sonuçları olacaktır.
Ortadoğu’da Siyonist İsrail’in merkezinde yer aldığı emperyalist hegemonyanın tesisi hedefi, tüm bölge halklarını köleleştirmeyi, emperyalizmin mutlak hakimiyetini esas alan bir projedir. İşbirlikçi yerel egemenler dışında bu projeyi destekleyecek çok az unsur vardır. Suriye’deki yeni Cihatçı iktidarın konumu ve işlevi bu süreçte çok daha açık bir biçimde görülmeye başlanmıştır. ABD ve İsrail için Cihat ana yönelişleridir.
Ortadoğu halkları emperyalist hegemonyanın pürüzsüz sağlanması ve emperyalizme bölgede dikensiz bir gül bahçesi yaratma projelerine karşı mücadele edecektir. Siyonist saldırganlık askeri şiddetle var olmak zorundadır ancak her vuruşu onu içinde yaşadığı bölgenin halklarıyla mesafesini daha da arttırmaktadır. Tüm olanaklarına ve büyük katliamlarına rağmen Gazze’de durumu ortadadır. Siyonist İsrail Gazze’de yaptıklarını ancak tüm bölgeye yaydığında zafer ilan edebilir. Yüksek teknolojiye dayalı gücüyle vurabilir, katledebilir ancak Ortadoğu halkları diz çökmeyecek, direnişini yeni kanallarla geliştirecektir.
