Gündem

HBDH Yürütme Komitesi: 33 düş yolcusu Rojava Devrimi’nde yaşıyor!

Yaşamın kendisi umudu sadece vadeden değil, onu doğurandır. Umut ise yaşamın kendisidir. Bir anlamda umut, yaşamın varoluş ve anlamla bütünleşerek özgürlük ahengi ile akmasını sağlayan en önemli gerçekliktir. Eğer varoluş özgürlükle anlam kazanan bir şey ise özgür yaşam, insanlığın umududur. İşte Rojava Devrimi de tam on üç yıl önce, insanlık için bir özgür yaşam umudu olarak doğdu. Bu, sadece Ortadoğu’da değil, dünyanın birçok yerinde böyle kabul gördü. Rojava Devrimi, Kürt halkının kendi deneyim ve pratikleriyle yol aradığı, yol yaptığı bir devrim olmakla birlikte, başta Ortadoğu olmak üzere dünya ezilen emekçi halkların, ezilen kadınların da devrim olanak tarihçesi halini aldı, devrim hayalini eteledi. İnsanlığı ve onun tüm değerlerini ezen faşist kapitalist hegemonyanın halklar için olanaksızlığından doğup yeni bir yaşam umudu haline gelen, sömürgeciliğe ve halkların birbirine düşmanlaştırılmasına karşı Kürt, Arap, Ermeni, Türkmen, Asuri, Süryani, Çeçen halklarının özgür, eşit biçimde birlikte özgür yaşam inşaa etme iradesiyle var olan bir devrimdir. Ortadoğu ve özelde Kürdistan gerçekliğine dayatılan kaderi ve laneti tersyüz ederek erkek egemen sistemin yok saydığı kadınların, öncüsü olduğu bir devrimdir. Dolayısıyla Rojava Devrimi, tüm varoluş gerçekliği, dayanakları, kazanımları, bedelleri ve gerçekleriyle bir bütün olarak halkların kurtuluş ve özgürlük arayışının büyük bir halkası haline gelmiştir. 13. yıldönümünde halkların, kadınların, emekçilerin devrim mücadelesini büyük coşku ve kararlılıkla selamlıyor, bu uğurda yaşamlarını feda etmiş şehitlerimizi minnetle anıyoruz.

Özgür yaşamın arayışları da bunun zemini olan devrimler de bedelsiz gerçekleşmemiştir. Bedel, en ağır biçimiyle de gerçekleşe devam ederken, o bedelen bedellerin üzerinde inşa olur. Bu, yalnızca o bedellere layık bir yaşam ve mücadele ile gerçekleşebilir. Dünya siyasi tarihinin güncel son devrimi olan Rojava Devrimi de büyük bedelleri ve yürütülen amansız kavga ile 14. yılına giriyor. Atılan her adım, verilen her emek sömürgeci-soykırımcı zihniyet ve onun temsili olan küresel-bölgesel güçlere, DAİŞ-El Nusra-SMO-HTŞ çetelerine ve her türden işbirlikçi ve ihanetçi oluşumlara vurulan birer darbedir. İnsanlık için hiçbir yaşam umudu bırakmamış ve dünya hegemon sistemini son evresi olan faşizmin durmaksızın büyüttüğü yollardan açmadıkça bu atılan adımlar ve verilen emekler sayesinde olmuştur. Öyle ki bu karşı duruşun en önemli zeminlerinden biri olan Rojava Devrimi, dünyanın birçok yerinden on binlerce akın eden Kürdistan’a enternasyonel ruh taşıyan ve erkeklerin ayak izlerini, ruhlarını ve bedenlerini taşımaktadır.

Bu enternasyonalist, anti-kapitalist, anti-emperyalist ve anti-faşist duruşun en büyük adımlarından biri de 33 Düş Yolcusu’dur. Tunçlaşan bilinç ve iradeleri ile 20 Temmuz 2015’te Urfa’nın Suruç ilçesinin Amara Parkı’nda katledilen bu yoldaşlarımızın bizlere mirası her şeyden önce; “Şimdi her zamankinden daha fazla direnmek bize düşecek” şiarı ile Rojava Devrimi’nin emekçilerine emek, ruhunu ve haklarını taşıma iradesini sınırlı bir çerçevede değil; enternasyonalist bir devrimci sorumlulukla taşımak olmuştur. 33 Düş Yolcusu şahsında DAİŞ eliyle gerçekleştirilen bu bombalı saldırıda aramızdan alınan yoldaşlarımız, faşist Türk devleti eliyle katliamla büyütülmüşlerdir. Katledilişlerinin 10. yılında 33 Düş Yolcusunu bir kez daha saygı, sevgi ve anıyor, mücadelelerine bağlılığımızı yenileme tarihiyle kararlılığımızı yineliyoruz.

Bugün yaşanan gelişmeler gösteriyor ki canlarını feda edenlerin arasında yürümekten ve onlara bağlı kalmaktan başka bir yolumuz yoktur. Son birkaç aydır sürenlerin çözüm arayışlarının da bu çizgi dışında sonuca ulaşma şansı olmadığı anlaşılmaktadır. Sürecin en önemli aktörü ve yürütücüsü olan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın vurguladığı gibi;
…Ortadoğu toplumunun insanlık kadar eski tarihli olanca otoriter erkek egemenliğine içkin Demokratik Modernite’yi esas alan mücadele değerleriyle kırılacaktır. Özellikle toplumsal zihniyetin ifadesi ve tasarrufu olan kadın özgürlük çizgisi toplumu kapsayıcı modernite hegemonyacılığına karşı demokratik modernite yaklaşımını en radikal ve devrimci temelde yaratması görevidir.” Bu nedenle Rojava Devrimi’nin karakteristiği sadece sınırları aşan bir toplumsallık değildir. Aynı zamanda onun tüm manevi değerlerine karşı devrimci tutumla layık bir yaklaşım ortaya koymaktır. Nitekim henüz 2015’in Temmuzunda yola çıkarak Rojava’nın yeniden inşasında rol ve öncülük yapmak isteyen 33 devrimci sosyalist gençin yaklaşımı tam da bu olmuştur.

Halihazırda Türkiye, İran ve Irak başta olmak üzere tüm Ortadoğu’da yaşanan halk isyanlarının içeriğinde Kuzey-Doğu Suriye halklarının geleceğini doğrudan yakından ilgilendiren bu sürece, Suriye’nin başına getirilen HTŞ-SMO çetelerinin, Dürzi ve Alevi halklarını yönelik yürüttüğü katliam politikalarında 33 Düş Yolcusunun etkili olduğu yaşam akımının en büyük tehlike olduğunu da ilan etmişti. Elbette bunu ortadan kaldırmak için bu özgür çizgi rotasını hedefe koymakta bir an tereddüt etmemişlerdir.

Ortadoğu halklarının özgür ve eşit bir yaşam için kurtuluş mücadelesi Rojava ile somutlaşmaya devam etmektedir. Onlar da ve daha niceleri, bu devrimi sahiplenmişlerdir ve biz de onların mücadelemize ışık tutmaya, yolumuzu aydınlatmaya ve zaferi müjdelemeye devam edecektir.

Yaşasın Rojava Devrimi!
Kahrolsun Sömürgeci Soykırımcı Güçler!
33 Düş Yolcusu Ölümsüzdür!

HBDH Yürütme Komitesi
19.07.2025

Paylaşın