Amerika’nın en etkili emperyalist yayınlarından New York Times gazetesinin geniş haberine göre, “Birleşmiş Milletler’in kayıtları tutmaya başlamasından bu yana İsrailli yerleşimciler Filistin köylerine karşı en şiddetli saldırılardan birini düzenliyor.” Saldırıların hedefi Batı Şeria’daki Filistin köyleri. Dünyanın gözü Gazze’deki soykırım saldırıları üzerindeyken, faşist yerleşimciler evlerini, araçlarını yaktıkları Filistinlileri topraklarından sürmek için kesintisiz saldırıyor.
Batı Şeria’daki bir Filistin köyü olan Burka’da yaşayan Muhammed Sabr Asalaya, “Savaştan önce de bizi taciz ediyorlardı ancak böyle değildi.” diyor. Asalaya, saldırıların amacının “Ellerinden geldiği kadar insanı topraklarından sürmek ve ele geçirebildikleri kadar toprağı” ele geçirmek olduğunu söylüyor. NYT’ye göre, 7 Ekim’den çok önce başlayan saldırılar, dünyanın dikkatinin Gazze’de olması nedeniyle olağanüstü artış göstermiş.
Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi’nin verilerine göre, bu yılın ilk yarısında Batı Şeria’da yerleşimcilerin düzenlediği saldırı sayısı 750. Gecenin geç saatlerinde Filistin köylerine giren maskeli yerleşimciler, evleri, araçları ateşe verip, direnmeye çalışan Filistinlileri öldürüyor. NYT’nin görüştüğü bir yerleşimci lider saldırıları, “Filistinlileri bir gün bir devletin omurgasını oluşturacak stratejik toprak parçalarından kovmak” amacıyla gerçekleştirdiklerini söylüyor ve ekliyor: “Bir nüfusu tahliye etmek hoş bir şey değil ama topraklar için bir savaştan bahsediyoruz ve savaş zamanlarında yapılan da budur.”
İsrailli faşist yerleşimciler bir savaş yürüttüklerini bu açık ifadelerle dile getiriyor. B’Tselem adlı İsrail İnsan Hakları örgütünün kayıtlarına göre, Filistin şehri Ramallah’ın kuzeydoğusunda bulunan Filistin köylerine 2023’tenn beri düzenlenen saldırılar nedeniyle 38 Filistin köyü boşaltılmak zorunda kalmış. Boşalan köylere İsrailli yerleşimciler yerleştirilmiş. Bu köylerin boşaltılmasında etkin bir rol oynayan yerleşimcilerin liderlerinden Elisha Yered sosyal medyadan paylaştığı mesajında hedeflerini şöyle açıklıyor, “Allah’ın yardımıyla bir gün sizi Irak ve Suudi Arabistan’daki doğal alanlarınıza süreceğiz.”
İsrailli yerleşimciler 2023’ten beri yeni bir genişleme hamlesi yürütüyor, İsrail’de faaliyet gösteren muhalif research by Peace Now’ın verilerine göre, son 20 yılda yaşanan genişlemeye denk bir genişleme sadece son iki yılda gerçekleşmiş. Bu genişlemenin mevcut yasalara aykırı olduğunu belirten grup, İsrail hükümetinin yerleşimcilerin eylemlerini görmezden geldiğini belirtiyor.
İsrail hükümeti yerleşimci saldırılarını sadece görmezden gelmiyor, dahası var. Geçtiğimiz gün İsrail’in i24 kanalına konuşan Binyamin Netanyahu, “Büyük İsrail vizyonuna çok bağlı olduğunu” söyledi. Netanyahu, bu vizyonun “kuşaklardır süregelen tarihsel ve manevi bir misyona” dayandığını belirtti. Büyük İsrail vizyonu olarak ifade edilen, kökleri İncil’de bulunan bir Siyonist hedef. Siyonist ideolojinin genişleme ve yayılma hedeflerinin çerçevesini çiziyor. Genişleme ve yayılma hedefi, Batı Şeria ve Gazze’nin dışında, Suriye’den, Mısır ve Ürdün’den de belirli parçaları içeriyor. Politik iktidarın en tepesindeki faşist şef hedeflerini açık biçimde ortaya koyuyor, bu hedefe sahip bir hükümet yerleşimcilere destek vermez de ne yapar?
İsrail Dışişleri Bakanlığı geçtiğimiz Ocak ayında internet sayfasında Büyük İsrail’i oluşturan parçaların birleştiği bir haritayı yayınlamıştı. İsrail’in faşist Maliye Bakanı Bezalel Smotrich dün yaptığı açıklamada, Batı Şeria’daki E1 yerleşiminin inşaat onaylarını vermeye hazırlandığını duyurdu. E1 yerleşiminin onaylanmasıyla Batı Şeria’da yerleşimciler için 3000’den fazla yeni konut inşa edilecek. Smotrich E1 yerleşiminin önemini şu sözlerle belirtti: “E1’deki inşaat planlarının onaylanması, Filistin devleti fikrini gömüyor ve hükümetin kurulmasıyla uygulamaya başladığımız fiili egemenlik planının bir parçası olarak sahada attığımız birçok adımı güçlendiriyor.”
Smotrich de son derece açık konuşuyor çünkü E1 yerleşimi Doğu Kudüs’ü Batı Şeria’nın belirli bölgelerinden izole ediyor ve Filistin devletinin toprak bütünlüğünü bozuyor. Birbirinden ayrılan topraklar arasında seyahat etmek için çok uzun rotaları takip etmek gerekecek. E1 yerleşimi 1990’larda gündeme gelmiş ancak uluslararası baskılar nedeniyle başlatılamamıştı. İsrail hükümeti E1’in hayata geçirilmesi için uygun koşulların oluştuğuna inanıyor ve bu doğrultuda harekete geçmeye hazırlanıyor. Smotrich E1 için Netanyahu ile ABD Başkanı Trump’ın anlaştığını da belirtti. Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te 1967’den beri 300’den fazla yasadışı yerleşim inşa edildi ve 700 bin yerleşimci buralara yerleştirildi. Yani NAKBA hiç bitmedi, Filistin halkını kendi topraklarından sürme ve yerleşimcileri bu topraklara yerleştirme kesintisiz uygulandı.
İngiltere, Kanada, Fransa, Avusturalya, Kanada ve Yeni Zelanda’nın Filistin devletini kabul edecekleri yönünde açıklamalarının ardından daha da pervasızlaşan İsrail hükümeti yetkilileri bunu engellemek için her şeyi yapacaklarını deklare ediyor. Smotrich’de açıklamasında, “Bugün dünyada kim Filistin devletini tanımaya çalışıyorsa, cevabımızı sahada alacaktır. Belgelerle, kararlarla veya açıklamalarla değil, gerçeklerle. Evlerin gerçekleriyle, mahallelerin gerçekleriyle.” dedi. Smotrich işgal ettiğimiz her mahalle, her ev yeni gerçekliği oluşturmaktadır diyor. Büyük İsrail için bunu yapmaya devam edeceklerini söylüyor. Geçtiğimiz Cuma İsrail Savaş Kabinesinin Gazze’nin tam kontrolü için büyük askeri operasyon kararı alması da bu çerçeve içinde anlam kazanıyor.
Amerikan basınına konuşan İsrailli bir yetkili, askeri operasyonla yaklaşık bir milyon insanın bulunduğu Gazze şehrinin iki ay içinde boşaltılmasını hedeflediklerini söyledi. Gazze’nin Filistin halkından arındırılması anlamına gelecek bu askeri operasyon hakkında bir ortak açıklama yapan İngiltere, Almanya, İtalya ve Avusturalya, gerçekleşmesi halinde bu operasyonun “Felaket halindeki insani durumu çok daha ağırlaştıracağını” söylediler. Başından beri İsrail’e sonsuz desteklerini sunan, Filistin halkını katletmesi için İsrail’i silaha boğan bu alçakların akıttıkları timsah gözyaşları kimseyi yanıltmamalıdır.
Fransa’nın Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot konuyla ilgili açıklamasında, Filistin devletini tanımanın onlar için ne anlama geldiğini şu sözlerle netleştirdi: “Bugün Filistin Devleti’ni tanımak, şiddetsizliği seçen, terörizmi reddeden ve İsrail’i tanımaya hazır olan Filistinlilerin yanında durmak anlamına geliyor.” Görüldüğü gibi, son derece açık ve net. İşgalciliği, soykırımı ve bir açık hava hapishanesinde yaşamayı kabul ediyorsanız, biz de sizi kabul edeceğiz. Kabul etmeyenlere ne olacak?
Kabul etmeyenler öldürülecek ya da sökülüp atılacakları topraklarından başka yerlere gönderilecek. Associated Press’in haberine göre, geçtiğimiz hafta İsrail’i ziyaret eden Güney Sudan dışişleri bakanı, İsrailli yetkililerle yaptığı görüşmelerde, Gazze’lilerin Güney Sudan’a transferi hakkında konuştu. Haberde görüşlerine başvurulan İsrailli yetkililer, bu görüşmelere katıldıklarını ve konuşulanları kabul ediyor ancak bu noktada bir anlaşmaya varılıp varılmadığı sorusunu yanıtsız bırakıyor. Bu noktada, Netanyahu’nun Büyük İsrail’le ilgili açıklamasının detaylarına bakmak gerekiyor.
Netanyahu açıklamasında, Gazze’de planladıkları askeri operasyon hakkında şunları söyledi: “Sanırım, bildiğim savaş yasalarına göre bile yapılacak en doğru şey, halkın gitmesine izin vermek ve sonra orada kalan düşmana karşı tüm gücünüzle içeri girmektir.” Netanyahu’nun konuşmasında “halkın gitmesine izin vermek” dediği, nüfus transferi hedefidir. Bu gelişmeler üzerine açıklamalar yapan Mısırlı bir yetkili, İsrail’in Gazze’yi boşaltma ve nüfusu başka yerlere taşıma planları hakkında bilgi sahibi olduklarını belirtti. Güney Sudan ve Somali yetkilileriyle yapılan görüşmelerin bu hedef doğrultusunda gerçekleştirildiğini vurgulayan Mısırlı yetkili, kendilerinin de Güney Sudan yetkililerine bu konuda uyarılar yaptıklarını söyledi.
Siyonist aygıta her tür desteği sunan Mısır’ın yetkilisinin bu sözleri esas olarak kendi halkında birikmiş öfkeyi içermeye yöneliktir. Siyonist işgalcilere sundukları desteğin kendi halklarında yarattığı öfke, Arap egemenlerini bu tip sahtekarlıklara doğru itmektedir. Filistin halkı emperyalist ve Siyonist güçler ve bölgedeki işbirlikçilerin kuşatması altındadır. NAKBA yeni bir boyut kazanarak sürdürülmek istenmektedir. Filistin halkının direnişini büyütüp geliştirecek temel unsur dünya halklarının uluslararası dayanışmasıdır. Bu nedenle, içinden geçilen süreçte sokakları doldurmak ve Filistin halkıyla dayanışma eylemlerini büyütmek yaşamsal bir önem kazanmıştır.
