Devrimci Parti, kuruluşunun 10 yılına dair yaptığı açıklamada devrimci yürüyüşümüzün birikimiyle, baskılara ve engellemelere rağmen diz çökmedik; 10. Yılında, devrim yolunda, parti kavgada şiarıyla 16 Kasım’da Ankara’da buluşuyoruz diyerek 10. yıl etkinliğine çağrı yaptı.
50 yıllık mücadele geleneğinin birikimiyle, 10 yıllık atılım ve kopuşun cüretiyle yürüyoruz. Bu yürüyüşte enternasyonal bilinçle Rojava halklarının insanlık savaşına omuz olurken ölümsüzleşen devrimcilerin onuru; zindanlarda tecridi iradesiyle parçalayan devrimci tutsakların inadı; sokakları, meydanları, işyerlerini, evleri ve insanın olduğu her yeri isyan alanına çeviren işçilerin, kadınların, gençlerin, LGBTİ+’ların, ezilenlerin gücü bize eşlik etti.
10 yıllık yürüyüşte; DİZ ÇÖKMEDİK! Onlarca üyemize yönelik polis operasyonu, parti bürolarımızın basılması, zindanlar, gözaltılar, işkenceler… Devrim ve sosyalizm mücadelemizin her safhasında sermayenin güçlerini her daim karşımızda gördük. Buna karşılık bizler devrim ve karşı devrim kapışmasında kendi sınıfımızın gücüne dayandık. Gücümüzü işçi sınıfının devrimine yönelttik. İşçi sınıfının kurtuluşu için sosyalizm mücadelesinin ihtiyaçları ve görevleri bizim için en elzem mesele oldu. İktidar sermaye için kollarını sıvarken biz sosyalistler, işçi sınıfının birer özneleri olarak kendi sınıf çıkarlarımızı sermaye düzenini alaşağı etmekte ve proletaryanın devrimci iktidarını kurmakta gördük. Tarihi ve güncel gelişmeleri sınıflar mücadelesi penceresinden anladık. Bu nedenle açıktır ki 10 yıllık yürüyüşte sermaye ve onların temsilcileri saldırdı. Bizler kavgamızı hep daha ileriye taşımayı görev bildik.
İçinden geldiğimiz Türkiye sınıflar mücadelesinin devrimci mirasıyla yürüyüş hattımızı en temelde; 80 askeri darbesinin hedeflediği tasfiyeci rüzgarla beraber 90’ların yasalcı – proletaryadan uzaklaşan sol anlayışını aşmak, Türkiye Devrimci Hareketi’nin içinde debelendiği dar grupçu – küçük burjuva siyasal anlayışlarından kopuşarak “birleşik devrim“ perspektifiyle sosyalizme yürümek üzerine kurduk. Siper yoldaşlığıyla dövüştük, Kürt halkının omuzdaşı olmayı sorumluluk bildik. Enternasyonalist, anti – şovenist bir mücadele hattıyla Ortadoğu’daki ve dünyadaki gelişmelerle birlikte mücadelemizi biçimlendirdik.
Türkiye sermayesinin faşist kurumsallaşma ile krizden çıkmaya çalıştığı, AKP iktidarının darbe girişimi bahanesiyle OHAL yönetimini, KHK’ları olağanlaştırdığı ve akabinde başkanlık sistemiyle faşist kurumsallaşmayı güçlendirdiği bir süreçte yola çıktık. Dönemin devrimci ihtiyaçlarına uygun bir devrimci partinin ihtiyacıyla pozisyon alışlarımızı belirledik. Bugün TDH’yi içine almaya çalışan sağcı – tasfiyeci rüzgardan her ne kadar zayıflayarak etkilensek de hedeflerimiz net, pusulamız sağlam; “Sosyalizm için Mücadeleye, Devrimi Bayrağını Yükseltmek için Örgütlenmeye!“
Bugün yeryüzünün her yerinde yükselen isyanlardan, Kürt halkının serhildanlarından, Filistin halkının intifadalarından, fabrikalardan sıkılan işçi yumruklarından, feminist isyana geçen kadınlardan, nefrete inat hayatını savunan lübunyalardan, geleceksizlik kader değil diyerek yürüyen gençlerden öğrenerek yürüyor; isyanı örgütlüyoruz.
Tüm halklara, işçi sınıfına, kadınlara, LGBTİ+’lara, gençlere çağrımız var;
KURTULUŞUMUZ İÇİN MÜCADELEYE,
ÖRGÜTLENMEYE!
ZAFERE, DEVRİME, SOSYALİZME!
