Kayıp yakınları ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır, Batman, Urfa, Hakkari ve İzmir’de düzenlediği eylemlerde kayıpların akıbetinin açığa çıkartılarak faillerin yargılanmasını talep etti.
İHD Diyarbakır Şubesi ve kayıp yakınları eylemlerini 883. haftada devam ettirdi. Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde bulunan Koşuyolu Parkındaki Yaşam Hakkı Anıtı önünde yapılan eylemde kayıpların fotoğraflarının yer aldığı pankart açıldı. Bu haftaki eylemde 1994 yılında Diyarbakır’ın Çınar ilçesine bağlı Aktepe mahallesinde kaybolan Ömer Öner ve Nuri Dayan’ın akıbeti soruldu. Ömer Öner’in eşi Nezire Baran hizbulkontra tarafından tehdit edildiklerini belirterek, “Her gün devletin baskısı altındaydık. Eşim bu dönemde motoruna bindi hayvanları aramaya gitti ve bir daha gelmedi. O gün kapı kapı gezdik, çalmadık kapı bırakmadık, devlete başvurduk hiçbir yerde bulamadık. Eşim kaybolduğu günden bu yana cenazesini bulup, mezarı başına gitmek bize hasret kaldı. Ömer’i katledenler her gün evi basıp onu sordu. Hesap sormaktan vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.
İHD Diyarbakır Şubesi Yöneticisi Eylem Kaya Nezire Baran tarafından anlatılan Ömer Öner’in hikayesini şu şekilde aktardı: “Evli ve üç çocuk babası olan Öner çiftçilik ve hayvancılık ile uğraşır. Olay tarihinde köyden arkadaşı Nuri Dayan ile birlikte traktörle kaybolan hayvanlarını bulmaya gider. Görgü tanıkları iki arkadaşı en son Kuği ve Pire köyleri arasında görür. Kuği ve Pire köylüleri akrabalardır. Her iki köy halkı köy koruculuğu yapıyorlardı. İki köy çevrede Hizbullahçı olarak biliniyordu, eşim ve arkadaşı Nuri Dayan bu iki köy arasında ortadan kayboldular, bu olaydan önce de Çınar karakoluna bağlı askerler tarafından devamlı evimize baskın yapılıyordu. Eşim kaybedildikten sonra oğlum öldü. Hastaydı doktora götüremedim. Askerler hem eşimi kaybettiler hem de her gece evime baskın yapıyorlardı. Bir baskında bizi Çınar Karakoluna götürdüler. Baskı yaptılar, ‘senin eşin dağa gitmiş ve sık sık eve geliyor’ deyince bende, ‘Benim eşimi siz kaybettiniz, bunu herkes biliyor hem eşimi kaybediyorsunuz hem de dağa çıktı diyorsunuz’ dedim.”
Eylem Kaya, Öner ve Dayan ailelerinin askerlerin yoğun baskısı altında olmasından kaynaklı herhangi bir kuruma resmi başvuruda bulunmadığını, Öner ve Dayan’dan bir daha haber alınamadığını belirtti.
Açıklama oturma eylemi ile son buldu.
Batman’da ise İHD ve kayıp yakınlarının eylemi, 719.haftasında Gülistan Caddesinde bulunan İnsan Hakları Anıtı önünde sürdü. Bu haftaki eylemde, 8 Ocak 2020 tarihinde Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesine bağlı Kovankaya köyünde kaybedilen Şimuni ve Hürmüz Diril’in akıbeti soruldu. Şimuni ve Hürmüz Diril’in kaybedilme hikayesini İHD Batman Şube Eşbaşkanı Melek Atalay okudu. Atalay, Diril ailesi 1989 ve 1994 yıllarında köy boşaltmaları nedeniyle köylerini terk etmek zorunda kaldığını belirterek, “Köylerini terk eden aile İstanbul’a yerleşti. 2011 yılında köye dönüş politikası ile Şimuni ve Hürmüz Diril köye geri döndüler. Köyde 3 aile ile beraber yaşamaya başladı. 8 Ocak 2020 günü köyün de içinde olduğu bölgede Pençe-3 ve Kartal Harekatı operasyonları yapılmaktaydı. Diril ailesinin çocukları anne ve babalarına ulaşamayınca 10 Ocak’ta köye gelip anne ve babalarını aramaya başladı. Olayın duyulması üzerine çevre köylerden bir grup arama çalışmalarına başladı. Ancak şüpheli bir şekilde kayıp Diril ailesinin bulunduğu haberi verildi ve aramaların durdurulması sağlandı. Kaybedilme olayından 70 gün sonra Şimuni Diril’in cesedi çocukları tarafından işkence edilmiş ve öldürülmüş bir halde dere yatağında bulundu” ifadelerini kullandı.
Açıklama, oturma eylemiyle son buldu.
İHD Urfa Şubesi, “Kayıplar bulunsun failler yargılansın” şiarıyla düzenlediği eylemin 65’inci haftasında Novada Park AVM önünde bir araya geldi. Açıklamaya katılanlar, kayıpların fotoğraflarını taşıdı. Bu hafta 33 yıl önce fail meçhul olarak katledilen Mehmet Barlin’in akıbeti soruldu. Kayıp yakınları adına basın metnini İHD yöneticisi Selma Ateş okudu. Mehmet Barli’nin hikayesini anlatan Ateş, “Bugün gözaltında sevdiklerimizi unutmadığımızı, unutturmayacağımızı ve adalet arayışından vazgeçmeyeceğimizi bir kez daha dile getiriyoruz. Zorla kaybedilen insanların aileleri olarak soruyoruz, sevdiklerimiz nerede? Israrla altını çiziyoruz kaybetmeler sadece kaybedenlerin değil, geride kalanların hayatlarını da karartan ve kuşaklar boyu devam eden bir travmadır, bu suç zaman aşımına uğratılamaz” dedi.
İHD Hakkari Şubesi ve kayıp yakınları, eylemlerinin 208. haftasında Hakkari’nin Yüksekova ilçesindeki Sanat Sokağında bir araya geldi. “Kayıplar bulunsun failler yargılansın” pankartının açıldığı açıklamada gözaltında kaybedilenlerin fotoğrafları taşındı. Kayıp yakınları bu hafta, 8 Ocak 1996 yılında gözaltına alınarak işkence ile katledilen gazeteci Metin Göktepe’nin faillerini sordu. Açıklamayı okuyan İHD Şube yöneticisi Eren Baskın, “Metin, 8 Ocak 1996’da Ümraniye Cezaevinde öldürülen tutukluların cenazesini izlemek üzere Alibeyköy’e gitti. Ancak, sarı basın kartı olmadığı gerekçesiyle ilçeye sokulmadı. Metin Göktepe, ‘Mutlaka ben izlemeliyim arkadaşlar’ diyerek gittiği haberde, gözaltına alındı. Yüzlerce insanla birlikte Eyüp Kapalı Spor Salonuna götürüldü. Burada polislerin şiddetli cop darbeleriyle dövülerek katledildi. Devlet yetkilileri çelişkili açıklamalar yaparak cinayeti gizlemeye çalıştı. Dönemin Başbakanı Tansu Çiller ve İstanbul Emniyet Müdürü Orhan Taşanlar, Metin Göktepe’nin gözaltına alınmadığını; Eyüp Cumhuriyet Savcısı Erol Canözkan gözaltına alındığını ancak sonra çay bahçesinde otururken fenalaşarak sandalyeden düştüğünü; İçişleri Bakanı Teoman Ünüsan ise spor salonunun duvarından düşerek öldüğünü iddia etti” dedi.
Göktepe’nin dava sürecini aktaran Baskın, “Dava, 28 Eylül 2000’de beş polis memuruna ‘kastın aşılması suretiyle insan öldürmek’ ve ‘faili belli olmayacak şekilde insan öldürmek’ suçlarından verilen 7 yık 6 aylık hapis cezasının onanmasıyla bitti. Bir polis memuru ise Yargıtayın kararı bozmasından sonra 20 ay hapis ve beş ay kamu hizmetlerden uzaklaştırma cezası aldı. Mahkum polislerin cezalarının tamamlamalarına 19 Aralık 2000’de yürürlüğe giren Şartlı Tahliye ve Ceza Erteleme Yasası engel oldu. Böylelikle bir dosya daha cezasızlık zırhı ile örülmüş duvara takıldı. Failler her ne kadar 7 yıl 6 ay ceza almış olsalar da af ile tekrar sokaklara döndüler. Bizler insan hakları savunucuları olarak Metin Göktepe’nin akıbetini ve cezasızlık politikası ile sorumlulara ceza vermeyen sisteme karşı sokaklarda sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz” dedi.
İHD İzmir Şubesi “Kayıplar bulunsun failler yargılansın” talebiyle iki haftada bir yaptığı eylemi Konak eski Sümerbank önünde sürdürdü. Açıklamada “Kayıplar belli failler nerede” ve “Kayıplar vicdandır sahip çık” pankartları açıldı. Bu hafta İstanbul’da kaçırılan İsmail Şahin’in akıbeti soruldu. 36 yaşında 2 çocuk babası olan Şahin’in Beyoğlu Belediyesi’nde çalıştığını söyleyen Kızartıcı, “18 Ocak 1996’da çalıştığı sırada arkadaşları Şahin’in bir anda ortadan kaybolduğunu söyledi. Ailesi, Şahin’in arkadaşlarının çelişkili bilgiler verdiklerini ve konuşmaktan korktuklarını fark etti. Aynı günlerde İsmail’in 4 yaşındaki kızı annesine, babasını televizyonda polislerle gördüğünü söyledi. Aile, Beyoğlu Belediyesi’ne başvurdu. İsmail Şahin’in mesai saatleri içerisinde kaybolduğunu ve bundan işveren olarak sorumlu olduklarını söyleyerek olayı araştırmalarını istedi. Aile aynı zamanda Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü’ne kayıp başvurusu yaptı. Savcılığa da suç duyurusunda bulunarak İsmail Şahin’in akıbetinin soruşturulmasını istedi. Devlet, İsmail Şahin dosyasında etkili bir soruşturma yapmadı. Olayda sorumluluğu olanları ortaya çıkarma yükümlülüğünü yerine getirmedi. İsmail Şahin’in başına ne geldiği bugüne kadar öğrenilemedi. Eşi Kiraz Şahin ve babası Halil Şahin vefat edinceye kadar İsmail’i aramaya, yasal girişimlerde bulunmaya devam etti. Ancak İsmail’e dair hiçbir bilgiye ulaşamadan aramızdan ayrıldılar. Kiraz Şahin ve Halil Şahin’in bıraktığı yerden sormaya devam ediyoruz; İsmail Şahin’e ne oldu? Kayboluşunun 30. yılında bir kez daha İsmail Şahin dosyasında etkin bir soruşturma başlatılmasını, ortaya çıkan maddi hakikatin çocukları ve kamuoyuyla paylaşılmasını talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Açıklamanın ardından oturma eylemi yapıldı.
Kaynak: Etha
