Gündem

Meclis komisyonu ortak nihai raporu oy çokluğu ile onaylandı

Kürt meselesinin çözümü amacıyla kurulan Meclis Komisyonu, 21’inci ve son toplantısında ortak nihai raporu oyladı. Rapor, 47 kabul, 2 ret ve 1 çekimser oyla kabul edildi. Böylece komisyon çalışmaları tamamlanmış oldu.

Yapılan oylamada Türkiye İşçi Partisi (TİP) Üyesi Ahmet Şık ve Emek Partisi (EMEP) Üyesi İskender Bayhan hayır oyu verirken CHP Üyesi Türkan Elçi ise çekimser oy kullandı.

Raporun okunması ardından söz alan Yeni Yol Grup Başkanvekili Bülent Kaya, Kürt meselesinin çözümünde “çok kritik bir eşiğin” aşılmak üzere olduğunu belirtti.

Sürecin hedefinin sadece belli bir örgütün feshi, tasfiyesi veya silah bırakması olmaması gerektiğini belirten Kaya, “Ülkemizde yeni bir başlangıca ve tüm mağduriyetlerin giderildiği, herkesin ayrım yapılmaksızın kucaklanarak büyük bir toplumsal bütünleşmeye vesile olması, grubumuzu oluşturan partilerin ortak arzusudur” dedi.

Kalıcı çözüm için sadece sonuçlara değil nedenlere de odaklanılması gerektiğini belirten Kaya, şunları kaydetti:”Bu belgenin Meclis’imizin ve kamuoyunun takdirine sunulmasından sonra siyasi partilerimiz ve milletvekillerimiz olarak bir siyasi irade ortaya koyup, raporun çerçevesini çizdiği süreç yasalarını, demokratik ve hukuk devletinde eksikliklerin giderilmesi ya da daha kâmil manada bir demokrasi hedeflenmesi için ortaya konulmuş önerilerin süratle yasalaştırılmasına dair bir eylem planını ortaya koymamız lazım. Bu raporun çok önemli çabalarla ortaya çıktığını ve tarihimizde çok önemli bir siyasi uzlaşı belgesi olduğunun farkında olarak, burada mutabık kaldığımız konuların yasalaşması sürecinin özellikle bu komisyonda bu rapora destek veren tüm partilerin ve milletvekillerinin ortak sorumluluğu olduğu inancıyla, bu raporda yer alan hususlardaki eylem planlarının yasalaştırılmasına grubumuz adına her türlü katkıyı vereceğimizi ifade ediyoruz.”

MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, şöyle konuştu:”Bu süreçte söylenmedik söz kalmadı hatta partilerimize yapılmadık iftiralar da kalmadı ancak bunlara cevap vermeye bile gerek duymadık. Komisyonumuzun Türkiye Cumhuriyeti kuruluş felsefesine, temel anayasa ilkelerine, demokratik işleyişi, üniter devlet yapısını dönüştürmek gibi bir yetkisi ve misyonu yoktur. Bunun altını bir kere daha çiziyorum. Türkiye’nin üniter devlet yapısı, toprak bütünlüğü, ülkenin resmi dil statüsü, laik cumhuriyet ilkesi üzerinde tartışma yapılamayacak ortak temel değerlerimizdir. Milletimizin tamamını kucaklayan, toplumsal barış ve huzur için terörle mücadele kanunlarından taviz vermeden, hukukun üstünlüğü ilkesinden sapmadan ve milli güvenlik gözardı edilmeden bu elimizdeki çerçeve metin hazırlanmıştır.

Siyasi, sosyolojik, dini veya etnik hedeflere ulaşmak maksadıyla şiddetin sistematik olarak tatbiki suretiyle tezahür eden terör yalnızca doğrudan hedef aldığı kurbanlar üzerinde kalmayıp daha geniş kitleler üzerinde korku ve yıldırma yaratan, psikolojik etki bırakmayı arzulayan bir insanlık suçudur.”

Düzenlemelerin kamu vicdanını sızlatmadan yapılacağına işaret eden Yıldız, “Öncelikle ezelden beri söylediğimiz bizim infaz sistemimiz gerçekten yamalı bohçaya dönmüştür. Bu infaz sistemimizin düzeltilmesi lazım. Burada eşitliğin sağlanması gerekir. Komisyonumuzun da ilk tavsiyeleri arasında infaz düzenlemesi gelmektedir. Yine bazı tartışmalara neden olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ve Anayasa Mahkemesi kararlarına uyum konusundaki itilaftır. Bu konu da Anayasamızın emri açıktır. Anayasanın 90. maddesi ortadadır elbette Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarına da Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına da bir hukuk devleti olarak uymak zorundayız. Cezaevlerinde hasta ve yaşlı mahkumlar var. Bunlara zaman zaman el atılsa da yine yüzlerce kişi ya hastaneye gidememekte ya da cezaevinde kendi bakımını, hayatını idame ettirecek durumda değildir. Komisyonumuz raporunda bu konuya da değinmiştir. Meclis’imizin ilk yapacağı işler arasındadır.”

Raporda yer alan kavramları eleştiren DEM Partili Milletvekili Cengiz Çiçek, “Bundan sonra da Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde üstlendiğimiz tarihsel sorumlulukla hareket edeceğimizi vurguluyoruz. Tüm çabalarımıza rağmen ortak rapor tasladığında yer alan kimi kavramlar hakkında farklı düşüncelerimizi belirtmek isteriz. Komisyon ortak rapor tasladığında ‘terörsüz Türkiye süreci’, ‘terör belası’ gibi kavramlar kullanılmasını doğru bulmuyoruz. Bu türden yaklaşımlar ortak rapor, uzlaşı yaklaşımına ters düşmektedir. DEM Parti olarak, Öcalan’ın yaptığı çağrıya ismini veren Barış ve Demokratik Toplum Süreci olarak adlandırmaktayız. ‘Terörsüz Türkiye’ olarak ifade edilmesinin doğru olmadığını, komisyon ismindeki gibi ‘milli dayanışma’, ‘kardeşlik’ ve ‘demokrasi’ gibi nitelendirilmesi gerektiğimi belirtmekteyiz” dedi.

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyğit ise şöyle konuştu: “Bu komisyon kurulurken aslında çok özel birkaç amaçla kurulmuştu. İmralı Hapishanesi’nde Sayın Öcalan’ı ziyaret etmiş olmasının da tarihi bir önemde olduğunu ifade etmemiz gerekiyor. Bu anlamıyla bütün bu çalışmaların her birisi içinde bulunduğumuz süreçte pozitif adımlar, pozitif gelişmeler ve sürece katkı koyan çalışmalar olarak da ele alınmalıdır. Bugüne kadar komisyon çalışmalarında her bir siyasi partinin genel anlamda yapıcı, olumlu ve sürece katkı koyan yaklaşımlarını gerçek anlamda takdir ettiğimizi ve bu konuda da her bir siyasi partiye de ayrı ayrı teşekkür ettiğimizi de ifade etmek isterim. Partimizin görüşleri ayrıca ifade edilecek.

Ama bu süreci başından beri süreci katkı veren, irade ortaya koyan Sayın Cumhurbaşkanı da yine MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye, Barış ve Demokratik Toplum çağrısı yaparak süreçte çok önemli ve çok kritik bir eşiğin aşılmasını sağlayan Sayın Öcalan’a, siyasi partilerin bütün liderlerine ve bu komisyonda bulunan her bir müddetçiyle arkadaşımıza ve bu süreçte çok ciddi emek veren komisyonun kuruluşlarına, çalışmalarına da ciddi bir çabayı ortaya koyan zat haliyle de partim adına teşekkür ettiğimi ifade etmek istiyorum.”

CHP Grup Başkanvekili Murat Emir de şöyle konuştu: “Grubu olan 5 partinin ve diğer partilerin ağırlıklı bir biçimde katkı verdikleri barış için, demokrasi için ve Türkiye’nin hukuk standartlarının yükselmesi için bir ortak kararlılıkla emek verdikleri bir rapor yazılması önemlidir, değerlidir. Bu nedenle burada görüş ifadesi etmiş olan katkı vermiş olan ve Türkiye’nin önüne böyle bir umudu koymuş olan herkese teşekkür etmeyi bir görev sayıyoruz. Ama bunlara rağmen bizim de bu raporla ilgili eleştirilerimiz değerlendirmelerimiz olacaktır. Değerli arkadaşlar öncelikle bu raporun ilk 5 bölümünde yer alan dilin son derece sorunlu olduğunu, belirli bir siyasi ve sosyolojik bakış açısını içerdiğini, bizi kapsamadığını ifade etmeliyiz. Geç görmüş olmamız dolayısıyla çeşit eleştirilerimiz oldu, bir ölçüde yaşama geçirildi ama buradaki cümlelerin her birinin aslında belirli bir ideolojik bakışı yansıtması dolayısıyla bizi tam karşılamadığını da ifade etmek ve tutanaklara geçirmek durumundayız.

Ancak 6 bölüm olan yasal düzenleme önerileri, demokratikleşme önerileri bizim için ve 86 milyon için önemli bir beklenti yaratan ve Türkiye’nin hem demokrasi standartlarını yükseltecek hem de toplumsal barışımızı inşa etmeye dönük olarak Meclis’imize bir ödev yükleyecek olması, dolayısıyla bu konuyu bu konunun bu çok da büyütülmemesi gerektiğini düşünenlerdir ve bu komisyonda aslında bir umut inşa edilmeye çalışıldı ama maalesef bu komisyonun çalıştığı süre ve komisyonun öncesindeki Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasal ortamı değerlendirmekte yarar görüyoruz. Bu komisyon toplanırken de ve komisyon görev yaparken de anayasanın sürekli çiğnendiği, Anayasa Mahkemesi kararları ve AİHM karalarına uyulmadı.

Bu Meclis’in bir üyesi olan Can Atalay hukuksuz bir biçimde cezaevinde tutulduğu için gelemiyor, Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen Tayfun Kahraman’ın hala cezaevinde tutuluşu, Selahattin Demirtaş’ın AİHM kararlarına rağmen cezaevinde tutuluşu, kayyım uygulamalarında en ufak bir geri adım atılmamış olması, tutukluluk uygulamalarının peşine cezaya dönüştürülmüş olması ve Türkiye siyasetinin adliye koridorlarından iddianamelerle, iftiracılarla dizayn edilmeye çalışılması sürecinde maalesef en ufak bir demokrasiye, hukuk devletine, adalete ait bir ilerleme kaydedilmemiştir. Bu karşıdan bu komisyon çalışmaları beklenen umudu doğurmamıştır, bunu da bir kez daha ifade etmek isteriz. Elbette bu komisyonumuz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Meclis’imizin özellikle kendine özgü bir komisyondur. Cumhuriyetimizin demokratik, laik anayasal yapısını koruyan ve üniter devlet yapısını tartışmaya açmayan bir çalışma yürütmüştür ve o açıdan da değerlidir.”

Yapılan konuşmaların ardından raporun oylamasına geçildi. Rapor, 47 kabul, 2 ret ve 1 çekimser oyla kabul edildi. Böylece komisyon çalışmaları tamamlanmış oldu. Yapılan oylamada Türkiye İşçi Partisi (TİP) Üyesi Ahmet Şık ve Emek Partisi (EMEP) Üyesi İskender Bayhan hayır oyu verirken CHP Üyesi Türkan Elçi ise çekimser oy kullandı.

Kaynak: Mezopotamya Ajansı

Paylaşın