Gündem

Üç kentte kayıpların akıbeti soruldu

İHD ve kayıp yakınları, Diyarbakır’da Nazım Babaoğlu’nun ve Hakkari’de Nurettin Turgut’un akıbetini sorarken, Batman’da ise Halepçe’de katledilenleri andı.

Kayıp yakınları ve İnsan Hakları Derneği (İHD), bu hafta sonu da kayıplar için Amed, Batman ve Hakkari’de eylemlerini sürdürdü.

İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi ve kayıp yakınları, 892’inci haftasında Koşuyolu Parkı’ndaki Yaşam Hakkı Anıtı’nın önünde bir araya gelindi. Bu hafta Urfa’nın Siverek ilçesinde 12 Mart 1994 tarihinde gözaltında kaybedilen Özgür Gündem Gazetesi muhabiri Nazım Babaoğlu’nun akıbeti soruldu.

Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Yöneticisi Fahrettin Kılıç, Nazım Babaoğlu’nun annesi Makbule’nin oğlunun kemiklerini bulamadan hayatını kaybettiğini hatırlattı, “Bizler Nazım’ın gazeteci arkadaşları olarak onun yolunda ilerleyeceğiz” dedi.

İHD Diyarbakır Şube yöneticisi Berfin Elçi, gazeteci Babaoğlu’nun hikayesini okudu.

Buna göre, Özgür Gündem Gazetesi Urfa bürosu çalışanı Babaoğlu, Bucak aşiretiyle ilgili haber yapmak için Anadolu Ajansı temsilcisi Murat Yoğunlu ile buluşmak üzere İrfan Matbaası’na gitti ve burada bir araca bindirilerek Sedat Bucak’ın evine götürüldü. Bu olaydan önce Özgür Gündem Gazetesi Urfa Bürosu, Bucak aşiretinden 4 kişinin Siverek’te bir öğretmenin evini basarak öğretmene ve kız kardeşine cinsel saldırıda bulundukları yönünde haber yayınlamıştı.

Görgü tanıkları Sedat Bucak’ın çiftlik evinin altında hücre tipi yerler bulunduğunu ve birçok insanın burada alıkonulduğunu anlattı. Sedat Bucak’ın evinde alıkonulan ve daha sonra serbest bırakılan bazı kişiler de Nazım Babaoğlu’nu orada gördüklerini söyledi. Nazım Babaoğlu’nun 20 gün kadar Bucakların elinde sağ olarak kaldığı ve bir araçla Urfa’da gezdirilerek sorgulandığını görenler de oldu. Ailenin tüm başvurularına ve tanık beyanlarına rağmen Nazım Babaoğlu dosyasında bir gelişme olmadı. Amed’deki eylemde, gazeteci Nazım Babaoğlu’nun akıbetinin bir an önce açıklanması istendi.

Batman’da kayıp yakınları ve insan hakları savunucuları 728. haftasında Gülistan Caddesi’nde bulunan İnsan Hakları Anıtı’nda bir araya geldi. İHD Şube Başkanı Hüseyin Elçi, 16 Mart 1988 tarihinde gerçekleşen Halepçe Katliamı’na dikkat çekti, “Halepçe Katliamı’nın üzerinden 38 yıl geçmesine rağmen Halepçe kenti, yaralarını hala taze yaşıyor. Kimyasal saldırı sonrasında şehit aileleri, olayın tanıkları ve birbirini kaybeden aileler hala birbirini bulmuş değil. Bu operasyonun sonucu olarak ortaya çıkan Halepçe katliamı insanlık açısından büyük bir trajedidir” dedi.

İHD ve kayıp yakınlarının Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde sürdürdüğü eylem 218. haftasında Sanat Sokağı’nda devam etti. Bu haftaki açıklamada, 1993 yılında gözaltına kaybedilen Nurettin Turgut’un akıbeti soruldu.

İHD Şubesi Kayıplar Komisyonu Sözcüsü Eren Baskın, Yüksekova’da yaşayan ve taksicilik yapan Nurettin Turgut’un 1993 yılının Şubat ayında evinden çıktıktan sonra bir daha geri dönmediğini hatırlattı. Eren Baskın, amca Cemil Turgut’un kendi imkânlarıyla yaptığı araştırmada Tatvan yolunda işkence edilerek öldürülmüş bir bedenin bulunduğunu ve belediye ekipleri tarafından Kimsesizler Mezarlığı’na gömüldüğünü öğrendiğini belirtti. Baskın, bu bilginin ardından Tatvan Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuran Cemil Turgut’a bulunan cenazenin otopsi sırasında çekilen fotoğraflarının gösterildiğini ve ailenin Nurettin Turgut’u teşhis ettiğini söyledi. Baskın, tanınmayacak halde olan Nurettin Turgut’un cansız bedeninde çok sayıda kurşun izi ve ağır işkence izlerinin bulunduğunu belirtti.

Cenazenin teşhis edilmesinin ardından Tatvan’da soruşturma başlatıldığını anımsatan Eren Baskın, ancak Yüksekova’dan Malatya’ya kadar 9 farklı kontrol noktası olmasına rağmen, Nurettin Turgut’un bulunduğu aracın tespit edilemediği yönündeki savcılık kararıyla dosyanın kapatıldığını belirtti.

Kaynak: Etha

Paylaşın