Avrupa Birliği göçmenlerin izlenmesi, gözaltına alınması ve üçüncü ülkelere gönderilmesine yönelik yetkilerini genişletiyor. Birlik içinde bazı çevreler bu politikaların ABD’de Donald Trump döneminde uygulanan yöntemlere benzediğini belirtiyor.
Avrupa Komisyonu, “Göç ve İltica Paktı” adı verilen yeni düzenlemelerin 12 Haziran’da yürürlüğe gireceğini açıkladı. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, yeni politikaların 2015 yılında Suriye savaşı sırasında yaşanan göç krizinin tekrarını engellemeyi amaçladığını söyledi. Von der Leyen, Avrupa’nın geçmişten ders çıkardığını ve artık daha hazırlıklı olduğunu ifade etti.
Avrupa Birliği, son yıllarda sağ ve aşırı sağ partilerin güç kazanmasının ardından göç politikalarını daha da sertleştirdi. Aşırı sağ partiler, ABD’deki sınır dışı uygulamalarını açıkça desteklerken Avrupa’nın da benzer yöntemleri hayata geçirmesini talep ediyor.
Avrupa Birliği, göçmenlerin Avrupa’ya ulaşmadan engellenmesi için halihazırda milyonlarca euro harcıyor ve binlerce Afrikalının “gönüllü” ya da zorla geri gönderilmesini destekliyor. Yeni plan ise bu politikaların daha da genişletilmesini öngörüyor.
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin uyguladığı model, Avrupa için örnek olarak gösteriliyor. İtalya hükümeti, Arnavutluk’ta iki göçmen gözaltı merkezi kurdu. İtalyan milletvekili Rachele Scarpa, bu merkezlerden birinde en az 90 göçmenin tutulduğunu ve insanların korku ve belirsizlik içinde olduğunu gözlemlediğini açıkladı.
Meloni hükümeti ayrıca donanmanın uluslararası sularda gemileri aylarca durdurabilmesine, göçmenlerin üçüncü ülkelere gönderilmesine ve suç işlediği iddia edilen yabancıların daha hızlı sınır dışı edilmesine olanak tanıyan yeni bir yasa paketini kabul etti.
Almanya, Avusturya, Hollanda, Danimarka ve Yunanistan’ın da aralarında bulunduğu bazı Avrupa ülkeleri, üçüncü ülkelerde sınır dışı merkezleri kurmak için görüşmeler yürütüyor. Avrupa Parlamentosu üyesi Tineke Strik, bu ülkelerin Kenya ile temas halinde olduğunu açıkladı. Strik, planın ABD’nin El Salvador gibi ülkelerle yaptığı sınır dışı anlaşmalarına benzediğini belirtti.
İsveç hükümeti de özellikle Afgan ve Suriyeli göçmenler için Avrupa dışında merkezler kurulmasını desteklediğini duyurdu.
Avrupa’da göçmenlere yönelik uygulamalar yalnızca sınır dışı politikalarıyla sınırlı kalmıyor. İnsan hakları örgütleri, Avrupa sınırlarında “geri itme” uygulamalarının yaygınlaştığını rapor ediyor. Bu uygulamalarda, sığınma talebinde bulunmak isteyen kişiler herhangi bir hukuki süreç işletilmeden sınır dışına zorlanıyor.
İnsani yardım kuruluşlarının Şubat ayında yayımladığı rapora göre Avrupa’da her gün ortalama 221 geri itme vakası yaşanıyor. Raporda, 2025 yılı boyunca 80 binden fazla geri itme vakasının kaydedildiği ve bu uygulamaların özellikle İtalya, Polonya, Bulgaristan ve Letonya’da yoğunlaştığı belirtildi.
Rapora göre Avrupa güvenlik güçleri, kadın, erkek ve çocuklara yönelik şiddet uyguluyor. Göçmenlerin darp edildiği, köpeklerle saldırıya uğradığı, zorla soyundurulduğu ve nehirlerden geri geçirildiği ifade ediliyor. Belçika merkezli 11.11.11 adlı insan hakları örgütünden Flor Didden, Avrupa’daki uygulamaların ABD’deki uygulamalarla benzerlik gösterdiğini söyledi.
Avrupa Birliği ülkeleri, göçmenleri izlemek için drone, termal kamera ve uydu gibi teknolojilerin kullanımını da artırıyor. 88 sivil toplum kuruluşu, Şubat ayında Avrupa kurumlarına gönderdiği mektupta yeni düzenlemelerin polis baskınlarını artıracağını ve özel alanlarda daha fazla arama yapılmasına yol açacağını belirtti.
Brüksel merkezli Uluslararası Belgesiz Göçmenlerle İşbirliği Platformu’nun direktörü Michele LeVoy, Avrupa’da uygulanan yöntemlerle ABD’deki uygulamalar arasında çelişki olduğunu ifade etti. LeVoy, Avrupa’nın ABD’deki uygulamaları eleştirirken benzer politikaları kendi içinde hayata geçirdiğini söyledi.
Amnesty International Avrupa Birliği göç uzmanı Olivia Sundberg Diez, Avrupa’da hâlâ belirli hukuki korumaların bulunduğunu ancak siyasi eğilimin daha sert politikalara doğru kaydığını belirtti. Diez, bu politikaların sonuçlarının ağır olabileceği uyarısında bulundu.
Avrupa Birliği dışında kalan İngiltere’de de benzer bir eğilim dikkat çekiyor. İngiltere İçişleri Bakanlığı, Temmuz 2024’te göreve gelen hükümetin ardından yaklaşık 60 bin kişinin sınır dışı edildiğini açıkladı. Bakanlık ayrıca 2025 yılında izinsiz çalıştığı gerekçesiyle 9 bin kişinin gözaltına alındığını duyurdu.
Uzmanlar, Avrupa’da göç politikalarının giderek daha sert hale geldiğini ve bu sürecin hem hukuki hem de insani sonuçlarının önümüzdeki dönemde daha fazla tartışılacağını belirtiyor.
Kaynak: ANF
