Cumartesi Anneleri, 1106. hafta eyleminde 1994’te faili meçhul şekilde katledilen Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay için adalet isteyerek cezasızlığa karşı mücadele etmeye devam edeceklerini ifade etti.
Cumartesi Anneleri/İnsanları gözaltında kaybedilenlerin akıbetini sormak ve faillerinin yargılanması talebiyle sürdürdükleri eylemi 1106. haftasında hafıza mekanı olan Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Bu haftaki eylemde faili meçhul şekilde katledilen Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay için adalet istendi. Eyleme katılanlar ellerinde gözaltında kaybedilenlerin fotoğraflarını ve karanfiller taşıdı.
Basın metnini okuyan Cumartesi İnsanları’ndan Besna Tosun, gözaltında kaybetmelerin bireysel suçlar olmadığını bu suçların devlet gücü kullanılarak işlenerek cezasızlık politikalarıyla sürdürüldüğüne dikkat çekti. Tosun, “Bu nedenle adalet talebimiz yalnızca kaybetme suçuna karışan kişilerin yargılanmasıyla sınırlı değildir. Biz, aynı zamanda devletin, gözaltında kaybetmelerdeki sorumluluğunu kabul etmesini, kaybetme suçunun işlenmesini mümkün kılan yapıların açığa çıkarılmasını ve hakikatin ortaya konulmasını da talep ediyoruz” dedi.
Buldan, Yıldırım ve Karay dosyasını dair bilgi veren Tosun, yaşananları şu şekilde aktardı: “İş insanları Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay İstanbul’da yaşıyordu. 3 Haziran 1994 günü sabaha karşı Yeşilyurt’taki Çınar Oteli’nden birlikte ayrıldılar. Çok sayıda tanığın anlatımına göre, otelin önünde bekleyen araçlardan inen telsizli, çelik yelekli ve silahlı 7-8 kişi onları durdurdu. Üç iş insanını otelin duvarına yaslayarak üst araması yaptılar. Kendilerini polis olarak tanıtan bu kişiler, ‘İfadelerinizi alıp bırakacağız’ diyerek Buldan, Yıldırım ve Karay’ı zorla araçlara bindirip götürdüler.”
Olayın hemen ardından ailelerin savcılığa, emniyete, valiliğe ve hükumet yetkililerine başvurduğunu ancak yakınlarının gözaltına alındığının inkar edildiği ifade eden Tosun, şöyle devam etti: “4 Haziran 1994 akşamı Buldan, Yıldırım ve Karay’ın işkenceyle sorgulandıktan sonra ateşli silahla infaz edilmiş bedenleri Bolu’nun Yığılca ilçesine bağlı Taşlı Melen mevkiinde köylüler tarafından bulundu. Üzerlerinde kimliklerini doğrulayacak hiçbir belge, para ya da değerli eşya yoktu. Bulundukları yer, 90lı yıllarda kontrgerilla cinayetlerinde öldürülen kişilerin bedenlerinin bırakıldığı ve kamuoyunda ‘ölüm üçgeni’ olarak bilinen bölgeydi.”
Cumartesi İnsanları’ndan Besna Tosun, Eski MİT Kontrterör Dairesi Başkanı Mehmet Eymür’ün itirafları ve Susurluk Raporu’nda, Ergenekon iddianamesinin 228 numaralı ek klasöründe, Ankara JİTEM Davası iddianamesinde ve mahkeme tutanaklarında yer alan bilgilere rağmen 13 Aralık 2019 tarihinde görülen karar duruşmasında Mehmet Ağar dahil tüm sanıklar hakkında beraat kararı verildiğini hatırlattı.
Tosun, dosyanın istinaf tarafından bozularak yerel mahkemeye gönderildiğini ancak yerel mahkemenin, 26 Mayıs 2023 tarihinde bir kez daha tüm sanıklar hakkında beraat kararı verdiğini belirtti.
Tosun, “Yargıtay’a yapılan temyiz başvurusu da 15 Ekim 2024 tarihinde reddedildi ve beraat kararı onandı. Böylece Buldan, Yıldırım ve Karay dosyası da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından mahkûmiyetle, iç hukukta ise cezasızlıkla sonuçlanan davalar zincirindeki yerini aldı. Kaç yıl geçerse geçsin, Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay için, tüm kayıplarımız için adalet talep etmekten; devletin evrensel hukuk normlarına uygun hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz” dedi.
Kaynak: Etha
