Gündem

İtalya’da komünist adaydan seçim zaferi

İtalya’nın güneyindeki Molfetta kentinde Komünist Yeniden Kuruluş Partisi (PRC) adayı Manuel Minervini oyların yüzde 67,47’sini alarak belediye başkanı seçildi. Seçim zaferinin ardından komünist günlük gazete İl Manifestoya konuşan Minervini, başarının temelinde otuz yıla yayılan örgütlü mücadele ve emekçi mahallelerde kurulan bağların bulunduğunu söyledi.

İtalya’nın güneyindeki Molfetta kentinde gerçekleştirilen yerel seçimlerde Komünist Yeniden Kuruluş Partisi (PRC-Rifondazione Comunista) adayı Manuel Minervini, oyların yüzde 67,47’sini alarak belediye başkanı seçildi.

36 yaşındaki mühendis Manuel Minervini’nin zaferi, yalnızca yerel bir seçim başarısı olarak değil, uzun yıllardır neoliberal politikalar ve faşist kuşatma altındaki İtalya’da solun yeniden toplumsal zemin kazanabileceğinin işareti olarak değerlendiriliyor.

Molfetta’daki seçim zaferinin ardından İtalya’nın İl Manifesto gazetesine konuşan Minervini, başarının temelinde yıllara yayılan örgütlü çalışmanın bulunduğunu vurguladı.

”Molfetta’da komünistler otuz yıldır sokaklarda mücadele ediyor. Burjuva partilerin içinin boşaltıldığı, kişisel çıkar ağlarının siyasete hakim olduğu bir dönemde biz emekçilerle, gençlerle ve mahallelerle bağlarımızı koruduk. Bu zaferin nedeni budur” diyen Minervini, seçim kampanyalarının profesyonel şirketler tarafından değil, doğrudan parti militanları tarafından yürütüldüğünü ifade etti.

Minervini’nin değerlendirmeleri, seçim başarısının yalnızca sandık dönemine sıkışan bir kampanyanın değil, yıllara yayılan örgütlü çalışmanın ve emekçi mahallelerde kurulan kalıcı bağların ürünü olduğunu ortaya koydu. Gençlik, emekçiler ve yerel halkın talepleri etrafında şekillenen çalışma, kentte uzun süredir etkili olan diğer sağ ve faşist siyasi yapılara karşı önemli bir alternatif oluşturdu.

Molfetta seçimleri, Avrupa’da giderek güçlenen faşist hareketlere karşı emekçi sınıflara dayanan, örgütlü ve ilkeli bir sosyalist siyasetin toplumsal karşılık bulabileceğini göstermesi bakımından dikkat çekici bir örnek olarak değerlendiriliyor.

Son yıllarda İtalya’da ve Avrupa’nın birçok ülkesinde faşist hareketlerin güç kazandığı, neoliberal politikaların emekçi sınıflar üzerindeki yıkıcı sonuçlarının derinleştiği bir dönemde gelen bu sonuç, sol hareket açısından önemli bir moral ve politik kazanım olarak görülüyor.

Minervini’nin zaferi, emekçilerle bağ kuran, sokakta ve mahallelerde örgütlenen, sağa savrulmadan kendi programı ve kimliğiyle mücadele eden bir sol çizginin geniş toplumsal destek yaratabileceğini bir kez daha göstermiş oldu.

Kaynak: Etha

Paylaşın