Devrimci Parti, NATO Zirvesi öncesi ev baskınları ve devrimci kurumlara saldırılara karşı ”Genel Başkanımız Elif Torun Öneren’e ve gözaltına alınan altı yoldaşımıza yönelik bu saldırılar bizleri yıldırmayacak, aksine mücadelemizi daha da büyütecektir” açıklaması yaptı.
Bugün sabah saat 04.30 sularında, Devrimci Parti Genel Başkanımız Elif Torun Öneren’in de aralarında bulunduğu altı yoldaşımız, gerçekleştirilen şafak operasyonlarıyla evleri basılarak gözaltına alınmıştır.
Sabahın karanlığında gerçekleştirilen bu operasyonlar sıradan bir adli süreç değil, doğrudan doğruya devrimci siyaseti susturmaya, toplumsal muhalefeti sindirmeye ve halkların mücadele iradesini kırmaya dönük planlı bir devlet terörü uygulamasıdır.
Ev baskınları sırasında en temel hukuki prosedürler dahi hiçe sayılmış, insanlık dışı ve orantısız yöntemler uygulanmıştır. Genel Başkanımızın evinin kapısı kırılarak içeri girilmiş, korku ve teslimiyet atmosferi yaratılmak istenmiştir.
Ancak bilinmelidir ki; kapıları kırabilirsiniz ama mücadele irademizi kıramazsınız.
Bu saldırı yalnızca Devrimci Parti’ye değil; Türkiye halklarının örgütlenme hakkına, ifade özgürlüğüne, devrimci ve demokratik siyasetin tüm bileşenlerine yöneltilmiş bir saldırıdır.
NATO’nun Ankara’da gerçekleştireceği zirve öncesinde devrimci siyasetin öncü güçlerine ve enternasyonalist mücadele geleneğine yöneltilen bu saldırıların tesadüf olmadığı açıktır. Emperyalist savaş politikalarının içerideki uygulayıcısı olan AKP-MHP iktidarı, uluslararası sermaye düzeninin güvenliğini sağlamak adına toplumsal muhalefeti baskı altına almaya çalışmaktadır.
Bu açık bir devlet terörüdür.
Bugün bu devlet, kendisine muhalif olan herkesi hedef almaktadır. Kürt halkının sömürgeci politikalara karşı yükselttiği direnişten, CHP tabanının kendi iradesinin yok sayılmasına karşı ortaya koyduğu tepkiye; gençlerin, kadınların, işçilerin ve emekçilerin maruz bırakıldığı hak gasplarından demokratik hak ve özgürlüklere yönelik saldırılara kadar toplumun her kesimi aynı faşist kuşatma altındadır.
Tam da bu nedenle bugün tarihsel bir sorumlulukla hareket etmek zorundayız.
AKP-MHP faşist iktidarına karşı birleşik anti-faşist mücadele hattını örmek artık bir tercih değil, tarihsel bir zorunluluktur.
Bugün sokakta birleşemeyenler, bugün mücadelede ortaklaşamayanlar, yarın AKP-MHP iktidarının zindanlarında birleşmek zorunda kalacaklardır.
Özgürlüğümüz, geleceğimiz ve halklarımızın onurlu yaşam hakkı için ortak mücadeleyi büyütmek zorundayız.
Bu mücadele; Kürt halkının özgürlük mücadelesinden, gençlerin gelecek talebine; kadınların – LGBTİ+’ların eşitlik ve yaşam mücadelesinden, işçi sınıfının sömürüye karşı direnişine kadar bütün toplumsal dinamiklerin ortak anti-faşist mücadele zemininde buluşmasını gerektirmektedir.
Bizler hiçbir zaman diz çökmeyen bir mücadele geleneğinin temsilcileriyiz. Teslim olmayı değil direnmeyi, susmayı değil örgütlenmeyi, korkuyu değil dayanışmayı büyüten bir tarihten geliyoruz.
Genel Başkanımız Elif Torun Öneren’e ve gözaltına alınan altı yoldaşımıza yönelik bu saldırılar bizleri yıldırmayacak, aksine mücadelemizi daha da büyütecektir.
Bu faşist saldırıyı teşhir ediyor, siyasi sorumlularını halklarımızın vicdanında mahkûm ediyor ve tüm emek, demokrasi ve anti-faşist güçleri ortak mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.
Yaşasın Partimiz
Kahrolsun savaş örgütü Nato ve emperyalist düzen
Faşizme karşı omuz omuza!
