Kayıp yakınları ve insan hakları savunucularının gözaltında kayıplar için gerçekleştirdiği eylemlerde Suruç Katliamı şehidi Süleyman Aksu, Mehmet Yıldız, Aydın Ay, Şükrü Fırat, Recep İncesu ve Ayten Öztürk için adalet istendi.
Kayıp yakınları ve İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) gözaltında kaybedilen ve katledilenlerin akıbetini sormak ve adaletin sağlanması için gerçekleştirdikleri eylemler Amed, Batman, Hakkari, İzmir ve Urfa’da bu haftada devam etti. Eylemlerde Mehmet Yıldız, Aydın Ay, Şükrü Fırat ve Süleyman Aksu Recep İncesu ve Ayten Öztürk için adalet istendi.
İHD Hakkari Şubesi de eylemlerinin 239. haftasında Yüksekova ilçesinde Sanat Sokağı’nda bir araya geldi. “Kayıplar bulunsun failler yargılansın” pankartının açıldığı eylemde gözaltında kaybedilen ve katledilenlerin fotoğrafları taşındı.
Bu haftaki eylemde Suruç Katliamı’nda yaşamını yitiren Süleyman Aksu’nun hikayesini paylaşarak adalet talep etti.
Süleyman Aksu’nun çocuklara oyuncak götürmek için Suruç’a gittiğini belirten İHD Hakkari Şubesi Eşbaşkanı Ozan Akbaş, “Süleyman Aksu, 22 Ocak 1990’da Yüksekova’da 10 çocuklu bir ailede dünyaya geldi. Adana Çukurova Üniversitesi’nde İngilizce öğretmenliği bölümünü bitirdi, göreve başladı. Sadece üç yıl öğretmenlik yapabildi. 20 Temmuz 2015 yılında Kobanêli çocuklara oyuncak götürmek için çıktığı kutlu yolda Suruç ilçesinde bombalı saldırıda hayatını kaybetti” dedi.
Süleyman Aksu’nun çevresinde çok sevilen, güvenilen ve fikirlerine önem verilen biri olduğunu ifade eden Akbaş, şöyle devam etti: “Öğrencilerine arkadaşı gibi davranırdı, onları çok severdi. Onu Kobanê’ye götüren içindeki bu çocuk sevgisiydi. Süleyman Aksu’nun geleceğe dair planları vardı. Çocukların gelişmesi ve hayatın her alanında fırsat eşitsizliğine maruz kalmamalar için ‘Umut’ dergisini çıkarmak istiyordu. Bu karanlık zihniyetin iyiye ve güzele olan tavrı Süleyman Aksu’yu bizden kopardı” dedi.
Aksu’nun annesi Kudret Aksu da adalet talebini yineledi.
Açıklama oturma eylemiyle son buldu.
İHD ile kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” eyleminin 910. haftasında da, Koşuyolu Parkı İnsan Hakları Anıtı önünde bir araya geldi. Eylemin bu haftasında, 22 Temmuz 1994’te gözaltına alındıktan sonra bir daha kendisinden haber alınamayan Mehmet Yıldız’ın hikayesine yer verildi.
Mehmet Yıldız’ın hikayesini anlatan İHD Amed Şubesi Kayıp Komisyonu üyesi Berfin Elçi, Yıldız’ın Mersin ilinde çalışmakta olduğunu belirtti. Elçi, şunları söyledi: “Olayın yaşandığı tarihlerde Diyarbakır ilindeki ailesini ziyaret etmeye gelmişti. Mehmet Yıldız’ın kardeşi Kemal Yıldız ise Diyarbakır’daki bir kahvede çalışıyordu. Olay tarihinden önce sivil polisler Kemal Yıldız’ın kahvesine gidip kimlik kontrolü yaparlar. Yapılan kimlik kontrolü sırasında sivil polislerin Mehmet Yıldız’ı sorması üzerine Kemal Yıldız, hemen eve gidip Mehmet’e haber verir.
Mehmet Yıldız, polisler tarafından arandığını öğrenince eşyalarını bir çantaya koyup Diyarbakır’dan ayrılır. 22 Temmuz 1994 tarihinde Mehmet Yıldız, Diyarbakır’dan Kulp İlçesine doğru giderken Hazro’ya bağlı Karacaköy’de jandarmaların yaptıkları kimlik kontrolü sırasında Mehmet Aktar ve Mehmet Şirin adlı kişiyle birlikte gözaltına alınır.”
Her üç kişinin de Hazro Jandarma Komutanlığı’na götürüldüğüne belirten Elçi, “Mehmet Aktar, köy korucusu olan yakınlarının devreye girmesi üzerine bir süre sonra serbest bırakılır. Mehmet Yıldız, gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamaz. Ailesi, Mehmet Yıldız’ın akıbetinin ortaya çıkması için çeşitli girişimlerde bulunur fakat bundan bir sonuç elde etmezler. Mehmet Yıldız o tarihten günümüze hala kayıp.”
İHD Batman Şubesi ve kayıp yakınları, eylemlerinin 746.haftasında da Gülistan Caddesi’ndeki İnsan Hakları Anıtı önünde bir araya geldi. Gözaltında kaybedilen ve faili meçhul cinayetlerle katledilenlerin taşındığı eylemde, 10 Temmuz 1993’te evinden çıktıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Aydın Ay’ın akıbeti soruldu.
Ay’ın kaybedilme hikayesini İHD yöneticisi Reşit Çetinkaya şu şekilde aktardı: “27 yaşındaki Aydın Ay, ailesi ile birlikte Batman’da yaşıyordu. İnşaat işçisi olan Ay, Halkın Emek Partisi (HEP) Batman İl Örgütü üyesiydi. Tehditler alıyor ama ailesini endişelendirmemek için bunu onlarla paylaşmıyordu.10 Temmuz 1993 tarihinde akşam saatlerinde sigara almak için 19 Mayıs Mahallesi’ndeki evinden çıktı. Ancak bir daha eve dönmedi.”
Bunun üzerine ailesinin Ay’ı aramaya başladığını belirten Çetinkaya, “Bazı komşuları aileye oğullarının sivil giyimli, silahlı kişiler tarafından darp edilerek bir araca bindirilip götürüldüğünü söyledi. 3 gün sonra anne Raziye Ay, oğlunun evde kalan kimliğini ve yiyecek alarak Batman Emniyet Müdürlüğü’ne gitti. Oğlunun akıbetini sordu ve getirdiklerini görevlilere teslim etti. Raziye Ay, dokuz gün boyunca oğlu için emniyete yemek ve giysi götürdü. 10. günde yine yemek ve giysi getiren Raziye Ay, dünkü paketinin masada beklediğini, oğluna verilmediğini gördü. Görevliler yeni getirdiklerini de teslim almadı ve ‘Burada öyle biri yok, bir daha gelmeyin’ dedi” diye konuştu.
Çetinkaya, o günden sonra Aydın Ay’dan bir daha haber alınamadığını ve ailenin hukuki girişimlerinin sonuçsuz bırakıldığını söyledi.
Açıklama, oturma eyleminin ardından sona erdi.
İHD Urfa Şubesi tarafından “Kayıplar bulunsun failler yargılansın” sloganıyla Novada Park AVM önünde yapılan açıklamaya kayıp yakınları ve insan hakları savunucuları katıldı. Eylemin 79. haftasında Şükrü Fırat’ın akıbeti soruldu.
Basın metnini okuyan Kayıplar Komisyonu Eş Sözcüsü Demet Aykut, “Şükrü Fırat, 24 Mayıs 1993’te saat 14.00 civarı en son Urfa’da bir kahvehanede görüldü. Akşam eve dönmeyince ailesi tüm yakınlarına, dostlarına ve gidebileceği yerlere haber verdi. Günlerce süren aramalara rağmen kendisine ulaşılamadı. Avukat aracılığıyla gözaltında, emniyette, resmi açıklamalarda olup olmadığı soruldu; yetkililer ise gözaltında böyle bir kişinin bulunmadığını söyledi. Yapılan tüm başvurular sonuçsuz bırakıldı” diye konuştu.
Şükrü Fırat’ın oğlu Murat Fırat’ın babası hakkındaki ifadelerini de aktaran Aykut, “11 Haziran’da babamın bir arkadaşı devlet hastanesinin önünden geçerken morgda kimliği belirlenememiş 3 cenazenin bulunduğunu öğrenmesi üzerine bize haber verdi. Annemle beraber morga gittik ve babamın cenazesi annem tarafından teşhis edildi. Cenazenin günlerce açık alanda beklemiş olması nedeniyle ağır şekilde tahrip olmuştu. Defin işlemi talebimiz doğrultusunda gerçekleştirilmedi. Yetkililerin hazırladığı üç mezardan birine gömdük. Bugün bile diğer iki cenaze kimin bilmiyorum. Sonrasında davacı olduk, İHD’ye başvuruda bulunduk. Dosya ‘faili belli değil’ denilerek kapatıldı” ifadelerini kullandı.
Açıklama, oturma eyleminin ardından son buldu.
İHD İzmir Şubesi Kayıp Komisyonu’nun, iki haftada bir “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” talebiyle gerçekleştirdiği eylem bu hafta da Konak eski Sümerbank önünde devam etti. “Kayıplar belli, failler nerede”, “Kayıplar vicdanındır, sahip çık” yazılı pankart taşınırken basın metnini Mustafa Kızartıcı okudu.
Açıklamada, 1980 yılında gözaltında kaybedilen Recep İkincisoy ve 1992 yılında kaybedilen Ayten Öztürk’ün akıbeti soruldu.
Kızartıcı, Recep İkincisoy’un 12 Eylül Askeri Darbesi’ne zemin hazırlamak için ilan edilen sıkıyönetim döneminde sık sık polisler ve sivil giyimli kişiler tarafından izlendiğini ve tehdit edildiğini belirtti.
Kızartıcı, “16 Temmuz 1980 akşamı iftar için evine giden Recep İkincisoy, iftarını yaptıktan sonra tekrar sahibi olduğu perdeci dükkana gitti. Gece dükkandan dönerken saat 23.00 civarı evinin yakınında tanık beyanlarına göre 3 sivil polis tarafından zorla bir otomobile bindirilerek götürüldü. Olaya şahit olan komşuları durumu hemen aileye bildirdi. Baba Salih İkincisoy emniyet ve savcılık başta olmak üzere ilgili tüm kurumlara başvurdu. Ancak başvuruları sonuçsuz bırakıldı. Gözaltına alındığı inkar edilen Recep’ten bir daha haber alınamadı” dedi.
Ailesiyle birlikte Dersim’de yaşayan Ayten Öztürk’ün babası ve kardeşiyle birlikte Mayıs 1992’de Tunceli İl Jandarma Alay Komutanı Mustafa Sabri Yazgankıran tarafından telefonla arandığını ve alaya çağrıldığını ifade eden Kızartıcı, görüşmeden sonra Ayten Öztürk ile birlikte babası ve kardeşinin bir askerle birlikte “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım’ın yanına götürüldüğünü belirtti.
Kısa süre sonra Ayten Öztürk ve kardeşinin başka şehirlere sürgün edildiğini ifade eden Kızartıcı, “Ayten Öztürk, 27 Temmuz 1992 akşamı içinde dört kişinin bulunduğu beyaz renkli Renault marka arabayla kaçırıldı. Ayten Öztürk, 8 Ağustos 1992’de Elazığ Karşıyaka Kartaltepe mevkisinde, bir eli dışarıda kalmış şekilde gömülü olarak bulundu.
İşkenceden tanınmaz hale gelen bedeninin teşhisi ancak giysilerinden yapılabildi. Ancak otopsi raporunda işkence bulgularına yer verilmedi, detaylı otopsi yapılmadı. Açılan soruşturma hızla kapatıldı. Tanıklar, deliller ve itiraflar olmasına rağmen; Ayten Öztürk’ü kaçıran, işkence eden, katleden ve suçu örtbas edenler yargılanmadı. Dava, 21 Eylül 2022’de zamanaşımından düşürülerek cezasızlıkla sonuçlandı” dedi.
Recep İkincisoy ve Ayten Öztürk için adalet talep edildi.
Açıklamanın ardından oturma eylemi gerçekleştirildi.
Kaynak: Etha
