DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Meclis’e gelmesi beklenen çerçeve yasanın bir sonuç değil, yeni bir başlangıcın ilk adımı olduğunu söyledi. Yasanın demokratik siyaseti, silahsızlanmayı ve barış sürecini hukuki güvenceye alan kapsayıcı bir çerçeve oluşturması gerektiğini vurguladı.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında güncel siyasal gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Meclis’in çalışma planlamasını eleştiren Gülistan Kılıç Koçyiğit, torba kanunların Meclis gündemine gelerek yasalaştığı ve yasalaşan torba kanunların toplumun derdine derman olmadığını söyledi.
İki farklı torba kanunun Meclis’e geleceğine dikkat çeken Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Bunlardan birincisi öğrenci affını da içeren YÖK Kanunu. İçerisinde kapsamlı farklı yasalarda da örneğin sağlık, vakıf üniversiteleriyle ilgili, teknoloji transferleriyle ilgili güvenlik soruşturmalarına dair birçok düzenlemenin içerisinde olduğu yeni bir torba yasa geliyor. Bu torba yasanın da aslında yine temel hak ve özgürlükleri genişleten, eğitim hakkını büyüten, öğrencilerin sorunlarını çözmeye dönük bir yasa teklifi olmadığını hepimiz biliyoruz. Bu kazanım önemli, özellikle bu konuda da partimizin etkin çalışması ve mücadelesinin etkili olduğunu ifade etmek isterim” diye belirtti.
‘Eğitim tırpanlanacak bir hak değildir’
Söz konusu adımın dışında herhangi bir adımın atılmadığına da işaret eden Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Çok esaslı ve çok sorunlu maddelerin hali hazırda torba kanun içerisinde yer almaya devam ettiğini belirtmek gerekir. Bunlardan birincisi özellikle öğrenci affında öğrenciler açısından terör örgütleriyle iltisak ve irtibat gibi son derece muğlak hiçbir şekilde aslında hukuki belirlik ilkesi olmayan, yargı kararıyla tescillenmeyen, tamamen idarenin keyfi bakış açısı ve yetkileriyle, öğrencinin eğitim hakkını yani anayasal bir hakkını gasp etmeye dönük bir düzenlemenin hali hazırda bu yasanın içerisinde korunmasını görüyoruz. Bunun kabul edilebilir bir yanı olmadığını söyleyelim. Eğitim temel bir hak, eğitim anayasal bir hak, eğitim idarenin keyfine göre, idarenin takdir yetkisine göre tırpanlanabilecek bir hak değil” ifadelerini kullandı.
‘Öğrenciler hangi eyleme katılsa iltisak ve irtibat sayılıyor’
Gülistan Kılıç Koçyiğit, 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrasında “irtibat ve iltisak” gerekçesiyle birçok öğrencinin eğitim hakkının engellendiğini belirterek, öğrencilerin Anayasa ile güvence altına alınan protesto hakkını kullanmalarının, “irtibat ve iltisak” denilerek engellendiğini söyledi. Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Bu konuda yeni bir yasal düzenleme öğrenci affını, öğrencilerin eğitim hakkını bir şekilde onarmaya çalışan bir düzenleme önümüzde iken bu konuda adım atılmamasının da doğru olmadığını söylememiz gerekir” diye konuştu.
Meclis Genel Kurulu’nda onaylanan adli sürece dahil olan çocuklar ile ilgili kanun teklifine dair konulan Koçyiğit, “Bugün konuştuğumuz şeyi bir teknik madde düzenlemesi ceza hukukundaki çocuk adalet sistemindeki bir iki maddenin değiştirilmesi olarak ele almak çok yanlış ve yanılgılı bir yaklaşım olacaktır. Bugün aslında iktidarın çocuklara nasıl baktığını, çocuk meselesine nasıl yaklaştığını, çocuk ve suç ilişkisini nasıl tanımladığını, nasıl yan yana getirmeye çalıştığını konuşuyoruz. O anlamıyla da aslında çok esaslı, çok temel bir sorunla karşı karşıyayız. Şimdi AKP çocukları hak sahibi bireyler olarak görmek yerine onları aslında toplumsal öfkenin yönlendirileceği özneler haline, hedefler haline getirmeye çalışıyor ve bundaki en önemli sorun da bu meseledeki kendi payını görmemesi ve ıskalaması meselesidir. Bu nedenle önümüzde duran teklif aslında bir tercihin sonucu ve bu tercihin çocuktan yana bir tercih olmadığını altını çizmemiz gerekiyor” diye konuştu.
Adalet Komisyonu’nda söz konusu kanun teklifine karşı önemli bir rol oynadıklarına dikkat çeken Gülistan Kılıç Koçyiğit, devamla şunları söyledi: “Milletvekillerimiz bu yasaya ilişkin ciddi bir muhalefet ortaya koydular ve DEM Parti olarak çocuğu merkeze alan bakış açımızı da ifade ettiler. Görüş, düşünce, eleştiri ve itirazlarımızı söylediler. Ama görüyoruz ki bazı insanlar acılarını gerekçe yaparak milletvekili arkadaşlarımızı, partimizi hedef haline getiriyorlar. Biz acıya saygı duyan, acıyı paylaşan, her türlü çocuk kaybından, her türlü acıdan acı duyan bir partiyiz. Fakat hiçbir acının gerekçesi yani hiçbir acıya sığınarak ya da bir acı gerekçesiyle partimizin, milletvekili arkadaşlarımızın hedef haline getirilmesi, hakaret edilmesini de kabul etmediğimizi ifade etmemiz gerekiyor.
Kaynak: Gazetepatika
