İHD, Iğdır S Tipi ve Doğu Karadeniz hapishanelerinde yaşanan hak ihlaleri raporunu yayımladı. Raporda sağlıktan iletişime, beslenmeden tahliye hakkına kadar çok sayıda hak ihlaline dikkat çekildi.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkezi Hapishane Komisyonu, Iğdır S Tipi Yüksek Güvenlikli Hapishane ile Doğu Karadeniz’de bulunan hapishanelerde yaşanan hak ihlallerine ilişkin raporunu yayımladı.
İHD Amed Şubesi’nde açıklanan raporda; sağlık hizmetlerine erişimden haberleşme ve aile hayatına, beslenmeden mahremiyete, sosyal faaliyetlerden tahliye hakkına kadar uzanan çok sayıda ihlal tespit edildi.
Rapor, tutsaklar ve ailelerinden gelen başvurular üzerine 22-24 Temmuz tarihlerinde Iğdır S Tipi, Rize Kalkandere L Tipi, Trabzon Beşikdüzü T Tipi ve Giresun Espiye L Tipi Kapalı Hapishanelerinde yapılan görüşmeler sonucunda hazırlandı. Heyet, dört hapishanedeki 26 tutukluyla görüştü.
İHD Merkezi Hapishane Komisyonu Eşsözcüsü Yusuf Erdoğan, ziyaretlerin ardından bazı ihlallerin giderilmesi için girişimlerde bulunduklarını belirtti. Giresun Espiye L Tipi Hapishanesinde tutsakların ve ailelerinin aktardığı ağız içi arama uygulamasının, yapılan girişimlerin ardından sona erdirildiği bilgisinin kendilerine ulaştığını aktaran Erdoğan, hapishanelerdeki genel hak ihlali politikasının ise sürdüğüne dikkat çekti.
Raporda, ziyaret edilen hapishanelerde bulunan tutsakların büyük bölümünün ailelerinden yüzlerce kilometre uzakta tutulduğu belirtildi. Ailelerine yakın hapishanelere sevk taleplerinin gerekçesiz biçimde ya da kapasite doluluğu gerekçesiyle reddedildiği aktarıldı. Bu uygulamanın tutsakların ve ailelerinin özel ve aile hayatına saygı hakkını doğrudan etkilediği ifade edildi.
Raporda ayrıca İdare ve Gözlem Kurulları tarafından hazırlanan “iyi hal” raporlarının çoğunlukla hukuki dayanaktan yoksun olduğu ve soyut gerekçelere dayandığı belirtildi. Bu raporların, koşullu salıverilme ve denetimli serbestlikten yararlanması gereken tutsakların infaz sürelerinin uzatılmasına yol açtığı kaydedildi.
Kapasite sorununa da dikkat çekilen raporda, bazı tutsakların yer olmadığı gerekçesiyle yerde yatmak zorunda kaldığı aktarıldı. Kapasite aşımının hijyen, barınma ve sağlık haklarının yanı sıra yaşam koşullarını da ağırlaştırdığı belirtildi.
Farklı suç gruplarından yargılanan tutsakların aynı koridorlarda tutulmasının da güvenlik açısından risk oluşturduğu kaydedildi.
Raporda en kapsamlı ihlal başlıklarından biri sağlık hakkına erişim oldu. Tutsakların hastane sevkleri öncesinde “ağız içi arama”, sevk sırasında “çift kelepçe”, muayene sırasında ise “kelepçeli muayene” dayatmasıyla karşılaştıkları belirtildi. Bu uygulamaları kabul etmeyen tutsakların hastaneye götürülmeyerek tedaviden mahrum bırakıldığı aktarıldı.
Revire çıkma ve hastane sevklerinde gecikmeler yaşandığı, özellikle diş tedavilerindeki sorunların sürdüğü belirtildi. Gecikmelerin kronik hastalığı bulunan tutsaklar açısından sağlık hakkı ihlaline dönüştüğü ifade edildi.
Hapishaneye ilk kabul sırasında bazı tutsaklara “çıplak arama” uygulandığına ilişkin beyanların da raporda yer aldığı belirtildi. Oda aramalarında ise gardiyanların kötü muamelede bulunduğu ve kişisel eşyalara el konulduğu aktarıldı. Ortak alanların 24 saat kameralarla izlenmesinin de mahremiyet hakkını ihlal ettiği kaydedildi.
Raporda tutsakların gönderdikleri mektupların akıbeti hakkında bilgilendirilmediği, bazı mektupların içerikleri gerekçe gösterilerek sansürlendiği belirtildi. Muhalif yayınların tutsaklara verilmediği de aktarıldı. Televizyonda yalnızca idarenin belirlediği kanalların izlenebilmesinin de haber alma özgürlüğünü kısıtladığı ifade edildi.
Ortak alan, hobi ve atölye faaliyetlerinin pandemi döneminden bu yana kısıtlandığı ya da tamamen durdurulduğu belirtildi. Bu uygulamaların tutsakların sosyalleşme, iletişim ve kişisel gelişim haklarını sınırlandırdığı kaydedildi.
Kantinlerde satılan ürünlerin kalitesiz ve yüksek fiyatlı olduğuna dikkat çekilen raporda, bu durumun temel ihtiyaçlara erişimi zorlaştırdığı ifade edildi. Yemeklerin besin değerlerinin artırılması, aşırı yağlı yemek uygulamasına son verilmesi ve özel diyeti bulunan hastalara doktor raporlarına uygun yemek verilmesi gerektiği belirtildi.
Duruşma ve Adli Tıp Kurumu sevklerinde ring araçlarıyla binlerce kilometrelik yolculuklara maruz bırakılmanın da kötü muamele yasağı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kaydedildi.
İHD raporunda, infaz mevzuatı ve politikalarının uluslararası insan hakları hukukuna ve tutsakların haklarına uygun hale getirilmesi istendi. İdare ve Gözlem Kurullarının soyut değerlendirmelerle tahliyeleri engellemesine son verilmesi ve açık hapishaneye geçiş ile denetimli serbestlik koşullarının tüm tutsaklar açısından eşit uygulanması çağrısı yapıldı.
Sağlık hakkının güvence altına alınmasını isteyen İHD, özellikle ağır hasta tutsakların tahliyesinin önündeki yasal ve idari engellerin kaldırılmasını talep etti. “Çift kelepçe” ve “ağız içi arama” uygulamalarına son verilmesi istendi.
Raporda ayrıca tecrit uygulamalarına son verilmesi, pandemi gerekçesiyle sürdürülen sosyal, kültürel ve sportif faaliyet kısıtlamalarının kaldırılması, gazete, dergi ve kitaplara yönelik engellemelerin sona erdirilmesi ve Kürtçe yayınlara yönelik ayrımcı uygulamaların kaldırılması çağrısında bulunuldu.
Tutsakların ailelerinden uzakta tutulmasına son verilmesini isteyen İHD, sevk taleplerinin objektif kriterlerle değerlendirilerek ailelerin bulunduğu veya ailelere yakın hapishanelere nakillerin yapılmasını talep etti.
Kantinlerdeki fahiş fiyat uygulamasına son verilmesi, ürün çeşitliliğinin artırılması ve tutsaklara makul fiyatlarla temel ihtiyaçlarını karşılama olanağı sağlanması da rapordaki öneriler arasında yer aldı.
İHD, insan onurunu zedeleyen çıplak arama uygulamasının ise tamamen sonlandırılması çağrısı yaptı.
Kaynak: Etha
