Soma’da 5 işçinin katledildiği maden göçüğüne ilişkin açıklama yayımlayan TTB, “Soma’da yaşanan bu son olayın hiçbir karartmaya izin verilmeden soruşturulması, ihmali ve sorumluluğu bulunanların yargı önünde hesap vermesi sağlanmalıdır” ifadelerini kullandı.
Türk Tabipler Birliği (TTB) Soma’da 5 işçinin katledildiği maden göçüğüne ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, yaşananların “kader” ya da “önlenemez bir kaza” olmadığına dikkat çekilerek işçilerin sağlıklı ve güvenli koşullarda çalışması için mücadelenin süreceği ifade edildi.
2014 yılında 301 işçinin katledildiği Soma maden katliamının hatırlatıldığı açıklamada, “Daha önce yaşanan büyük acılardan ve bilimsel uyarılarımızdan ders çıkarılmadığı, Soma’da bugün bir kez daha beş maden işçisinin yitirilmesiyle acı bir şekilde tekrar ortaya çıkmıştır” denildi.
Soma’da istihdam yok edilerek madende çalışmanın bir zorunluluk haline getirildiği kaydedilen açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Ne yazık ki aradan geçen yıllara rağmen kamusal denetim yetersizlikleri, üretim baskısı, kuralsız ve güvencesiz çalışma koşulları devam etmekte; kar hırsı, insan hayatının ve işçi sağlığının önüne konulmaktadır. İşçi sağlığı ve iş güvenliği önlemleri, maliyet unsuru veya formalite değildir, söz konusu olan işçilerin sağlığı ve hayatıdır.”
Yerine getirilmeyen her önlemin bedelini işçilerin hayatıyla ödediği belirtilen açıklamada, “Yerin altında, ağır ve tehlikeli koşullarda alın teri döken emekçilerin yaşam hakkı; piyasa koşullarına, taşeronlaşmaya, denetimsizliğe ve cezasızlık politikalarına terk edilemez. İş cinayetleri kader değil; bilimsel, teknik ve hukuki gerekliliklerin göz ardı edilmesinin kaçınılmaz bir sonucudur” ifadeleri kullanıldı.
Açıklamanın sonunda TTB taleplerini şöyle sıraladı:
-“Soma’da yaşanan bu son olayın tüm boyutlarıyla, hiçbir karartmaya izin verilmeden soruşturulması, ihmali ve sorumluluğu bulunanların yargı önünde hesap vermesi sağlanmalıdır.
-Tüm maden ocaklarında ve ağır sanayi kollarında işçi sağlığı ve iş güvenliği denetimleri bağımsız olarak ve bilimsel ilkeler doğrultusunda gerçekleştirilmelidir.
-Güvencesiz ve kuralsız çalışma sistemine derhal son verilmeli; madencilerin çalışma saatleri ve koşulları uluslararası standartlara uygun hale getirilmelidir.
-İşyeri hekimleri ve iş güvenliği uzmanlarının mesleki bağımsızlıkları yasal güvence altına alınmalı, işverenin baskısından uzak çalışma ortamı sağlanmalıdır.”
“Yaşamı, insan onurunu ve emeği savunmak hekimlik mesleğinin ve örgütümüzün en temel sorumluluğudur” denilen açıklamada mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceği belirtildi.
Kaynak: Etha
