Cumartesi Anneleri 1126. hafta eylemlerinde gençlik önderi Hüseyin Toraman’ın akıbetini sorarak, “Aradan geçen 35 yılın, ne devletin sorumluluğunu ne de hakikati öğrenme hakkımızı ortadan kaldırmaz” dedi.
Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen ve katledilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin hesap vermesi için sürdürdükleri eylemin 1126. haftasında hafıza mekanları olan Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Bu haftaki eylemde 35 yıl önce gözaltına kaybedilen komünist gençlik önderi Hüseyin Toraman’ın akıbeti soruldu. Eylemde kayıpların fotoğrafları ve karanfiller taşındı.
Basın metnini okuyan İHD Eş Genel Başkanı Oya Ersoy, kayıpların akıbetini ve onları kaybedenlerin neden korunduğunu öğrenmenin en temel hakları olduğunu ifade ederek, “Bu hakkımızın gereği olarak Devlet, sorularımızı cevaplamak, gerçeği ortaya çıkarmak ve sorumlulardan hesap sormakla yükümlüdür” dedi.
Hüseyin Toraman’ın kaybedilme hikayesini aktaran Ersoy, şunları söyledi: “24 yaşındaki Hüseyin Toraman, 27 Ekim 1991 sabahı İstanbul Kocamustafapaşa’daki evinin önünden, kendilerini polis olarak tanıtan silahlı ve telsizli, sivil giyimli kişiler tarafından durduruldu. 34 ATZ 56 plakalı Beyaz Torosa zorla bindirilerek götürüldü. Yaşananlara mahalle sakinleri ve Hüseyin’in eşi tanık oldu.”
Ersoy, mahalle halkının araması üzerine Çınar Polis Karakolu’ndan gelen polislerin birkaç telefon görüşmesinin ardından olay yerinden ayrıldığını ve o günden sonra Hüseyin’den bir daha haber alınamadığını dile getirdi.
Ersoy, şöyle devam etti: “Hüseyin’in babası Ali Rıza Toraman, hemen Çınar Karakolu’na gitti. Karakol amirine oğlunu götürenlere neden müdahale edilmediğini sordu. Karakol amiri, Hüseyin’in kaçırılmadığını, siyasi polisler tarafından gözaltına alındığını söyledi. Baba Toraman bu görüşmenin ses kaydını aldı.”
Ailenin ellerindeki ses kaydıyla dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Mehmet Ağar, İçişleri Bakanı İsmet Sezgin ve Başbakan Demirel ile görüştüğünü ama her yerde inkarla karşılaştığını belirten İHD Eş Başkanı Oya Ersoy, “1991 yılında başlatılan soruşturma sonuçsuz bırakıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nda yürütülen dosyaya 23 Ocak 2012 tarihinde takipsizlik kararı verildi” dedi.
Yapılan itiraz üzerine Bakırköy 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 9 Nisan 2012 tarihinde takipsizlik kararını kaldırdığını ve dosyanın devamına karar verdiğini belirten Ersoy, “Ancak dosyada, gerçeği ortaya çıkaracak ve sorumluların yargılanmasını sağlayacak ilerleme sağlanmadı. Hüseyin Toraman dosyasında zaman, hakikatin önüne çekilen bir sete, cezasızlık ise kamu görevlilerini sorumluluktan koruyan bir kalkana dönüştü” diye konuştu.
Aradan geçen 35 yılın, ne devletin sorumluluğunu ne de hakikati öğrenme hakkını ortadan kaldırmayacağını ifade eden Ersoy, “Buradan tarihe not düşmek için bir kez daha yargı makamlarına ve iktidara sesleniyoruz: Dosyanın sürüncemede bırakılmasına son verin; etkili, bağımsız ve kapsamlı bir soruşturma yürütülmesi için harekete geçin” dedi.
Eylem Galatasaray Meydanı’na karanfillerin bırakılmasıyla sona erdi.
Kaynak: Etha
