Gündem

Ali İsmail Korkmaz’ın ağabeyi Gürkan Korkmaz, Haziran Direnişi’nde katledilen Ali İsmail’i anlattı

2013 yılı Gezi Parkı protestolarının büyük bir direnişe dönüştüğü ve büyük toplumsal kazanımların edinildiği bir yıl oldu. Şüphesiz Haziran Direnişi’nde yaşamını yitirenler de üzerinden geçen yıllara rağmen hatırlanmaya devam ediyor. Milyonların katılımıyla büyük bir direnişe dönüşen Gezi Parkı protestolarının 6’ncı yıl dönümünde, protestolarda yaşamını yitirenlerden biri olan Ali İsmail Korkmaz’ın ailesi ile görüştük.

Haziran Direnişi’nde Eskişehir’deki protestolarda AKP’nin milis gücü haline gelen esnaf ve polis tarafından dövülerek katledilen Ali İsmail Korkmaz’ın ağabeyi Gürkan Korkmaz; “Gezi, apolitik birçok insanın yaşamın kendisinin politik olduğunu fark ettiği bir süreçti. Farklılıklarımız ile birlik olduğumuzu, bu bağlamda kaderimizin bir olduğunu gösteren bir süreçti” sözleriyle özetlediği direnişte katledilen Ali İsmail’i “O, her şeyi sorgular ve yanlış gördüğü her şeye muhalif olurdu” sözleriyle anlattı, Ali İsmail’in ardından kurulan ALİKEV’den ve vakfın projelerinden bahsetti.


Ali İsmail Korkmaz’ın ağabeyi Gürkan Korkmaz’ın sorularımıza verdiği yanıtlar şöyle:

Ali İsmail Korkmaz, Eskişehir’deki Gezi Parkı protestolarında esnaf ve polis tarafından dövülerek katledildi. Aile olarak yaşadığınız süreci bize anlatabilir misiniz?

“Eskişehir, dünyanın en güvenli şehirlerinden biri. Ben de Eskişehir’de okudum. Bu yaşananlar, dünyanın neresinde olursa olsun katlanılabilecek, sindirilebilecek şeyler değil ama Eskişehir gibi hoşgörünün hakim olduğu, çağdaş bir şehirde böyle şeyler yaşanmasının apayrı bir tarafı vardı bizim için. Ali İsmail, son derece barışçıl bir yürüyüş içerisindeydi. Hiçbir tehdit içermeyen bir yürüyüşün içerisindeydi. Ancak 8 kişi tarafından dövülerek öldürülmesi bizim için çok ağır bir travma oldu.”

Ali İsmail’in katledilmesinin ardından sizin suç duyurusunda bulunmanızla başlayan süreçte olay yeri incelemesi 17 gün sonra yapıldı. Raporda Faili belirlenemedi. Görgü tanığı yok. Olayı gösteren görüntü kaydı bulunamadı ifadelerine yer verildi. Ancak daha sonraki süreçte, olmadığı söylenen her şeyin var olduğu ortaya çıktı. Bu türden delil karatmaya dönük yaklaşımları nasıl değerlendiriyorsunuz?

“Ali İsmail hastanedeyken yargılamaya dair hiçbir şey yapılmadı. Ali İsmail ölene kadar savcılık hiçbir şey yapmadı. Biz savcı ile her görüştüğümüzde bize ‘Zaten uyanacak, önemli bir şeyi yok’ gibi açıklamalarda bulunuldu. Sanki araştırılacak çok bir şey yokmuş gibi çok pasif bir soruşturma yürütüldü. Biraz önce de ifade ettiğim gibi bu olayın Eskişehir’de olması çok yaralayıcıydı ama bir yandan Eskişehir olmasaydı bu olay aydınlanamazdı. Eskişehir halkı, Eskişehir Barosu ve avukatları, Sivil Toplum Örgütleri çok ciddi bir kamuoyu oluşturdular ve çok güzel bir duruş sergilediler. Bu duruş yoluyla kamuoyu, yargı aşamasında itici güç oldu. İlk etapta bu delillerin karartılmasına yönelik bir eğilim vardı ama günün sonunda, oluşan bu kamuoyu ve dosyanın takipçisi olunacağının mesajının güçlü bir biçimde verilmesiyle yargılamayı ilerletmek zorunda kaldılar. Delilleri gizleyemediler, Semih Berkay Yapıcı’nın tanıklığı ile bizim bilmediğimiz, yerinden emin olamadığımız Ali İsmail’n katledildiği yere ulaştık. Onun beyanları ile yer tespiti yapılabildi. Bu şekilde görüntülere ulaşabildik.”

‘Davayı Kayseri’ye taşırken önemsedikleri güvenlik, katillerin güvenliğiydi’

Ali İsmail Korkmaz davası, ‘Katılımcıların ve avukatların örgüt bağlantısı var’ iddiasıyla Kayseri’ye kaçılmıştı. Kayseri’deki davayı takip eden izleyicilere yönelik polis saldırılarını ve polis saldırılarına maruz kalan katılımcılara yönelik 13 yıl hapis istemiyle açılan davaları da biliyoruz. Ali İsmail davasını sahiplenenlere yönelik bu yaklaşımı nasıl değerlendiriyorsunuz? Yargılamanın sonuçları hakkında ne düşünüyorsunuz?

“Öncelikle davanın Eskişehir’den Kayseri’ye kaçırılması başlı başına bir hukuksuzluk. Eskişehir bu dava kapsamında güvenli bulunmadı. Eskişehir neye göre, kime göre güvenli değildir? Öyle ki Eskişehir, Doğu illerinde yaşanan ve sanığı kolluk kuvvetleri olan birçok olayın yargılamasının yapıldığı şehir. Güvenlik sebebiyle başka davaları Eskişehir’e taşıyorlar. Bunun temel sebebi de şuydu. Doğu’da bir olay yaşanıyor, yargılaması Eskişehir’de yapılıyor; dolayısıyla yargılamayı takip etmeye kimse gelemiyor. Yaşananlarda ‘mağdur’ konumunda olanlar için davanın takibi çok zor oluyordu.”

“Ancak olay Eskişehir’de yaşanan bir olay olunca ve Eskişehir halkı bu kadar duyarlı bir biçimde yargılamaya sahip çıkınca; bu dava daha muhafazakâr bir yer olan ve İstanbul ile Ankara’dan ulaşımın zor olduğu Kayseri’ye kaçırıldı. Burada önemsedikleri güvenlik, katillerin güvenliğiydi. Bu durumun da ötesinde bu karar, davanın takip edilememesi için alınmış siyasi bir karardı. Hukuki veya adaletli bir karar değildi; tamamen siyasi bir karardı. Bu durumun da hiçbir şekilde kabul edilecek veya savunulacak yanı yok. Yargılama olması gerektiği gibi çok hızlı bir biçimde yapıldı, sürüncemede bırakılmadı. Deliller hızlıca toplandı. Bu durum bizim adalete hızlı bir biçimde ulaşma talebimiz açısından olumlu bir şeydi ama dosya kapsamında her şey ‘kasten adam öldürme’ suçunu işaret ediyorken, burada bir kasıt ve örgütlülük olduğu ortadayken, işkenceye varan darba yönelik çok sayıda gösterge varken; sonucun yani verilen cezanın  ‘yaralamanın ölümle sonuçlanması’ndan verilmesi ne dosya kapsamına ne de olayın oluşuna uygun değildi. Bu açıdan tamamen hukuka aykırı, adil olmayan ve kamu vicdanını yaralayan bir karar olduğunu ifade edebiliriz.”

Ali İsmail Korkmaz davasında Ali İsmail’in katillerinin ifade ettikleri ‘Biz devletin polisine yardım ettik’, ‘Katil ben değilim, asıl katil Geziciler’, ‘Erdoğan, Gezi’yi darbe olarak nitelendirdi. Ben darbeyi bastırdım’ sözleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

“Sanıkların kendilerini kurtarmak için yaptıkları bir savunmaydı. Aslında üslerine, hiyerarşik yapıda kendilerine emir verenlere ilettikleri bir mesajdı. ‘Bakın ben yanarsam, ben ceza alırsam; bu sözde darbe girişimini öncelemek için bana emir verenler de yanar’ mesajıydı. Görünüşe göre etkili de oldu. Son duruşmaya kadar, savcının mütalaası da dahil olmak üzere yargılamanın her safhasında dosyadaki temel suçlama ‘kasten öldürme’ iken, karar aşamasına gelindiğinde ne olayın oluş şekline ne dosyaya ne delillere ne Jandarma Kriminal’den gelen raporlara uygun olmayarak ‘yaralamanın ölümle sonuçlanması’ üzerinden ceza verilmesi; sanıkların bu tehditlerinin önemsendiğinin ve sanıklara bu kapsamda itibar edildiğinin göstergesidir.”

AKP iktidarının Haziran Direnişi’ne yönelik söylemleri taşıdığı en üst noktalardan biri, direnişte yaşamını yitirenlerin miting meydanlarından yuhalatmak olmuştu. İçişleri Bakanlığı’nın ‘Ali İsmail, kendi kusuru ile öldü’ açıklaması da iktidarın Gezi’de yaşamını yitirenlere yönelik yaklaşımının özeti niteliğinde. İktidarın Gezi’de yaşamını yitirenlerin ailelerine yönelik tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz?

“Yaşananlar, yorum yapılamayacak boyutta. Çocuğunu kaybetmiş, acılı bir anneyi siyasi rant uğruna, siyasi kaygı ile yuhalatmak… Artık buna ne denebilir ki?”

Ali İsmail’in yürüdüğü caddelerde onu, düşlerinin peşinden koşarak anıyoruz’

Ali İsmail’in katledilmesinin ardından Ali İsmail Korkmaz Vakfı’nı kurdunuz. ALİKEV gönüllüleri ile maratonlara katılıyor ve öğrenciler için burs fonları oluşturuyorsunuz. ALİKEV’in çalışmalarından ve maraton kampanyalarından bahseder misiniz?

“Bizim şu anda yürüttüğümüz en büyük projelerden biri burs fonu projesi. Şu anda hali hazırda 167 tane öğrenciye burs veriyoruz. Bunun dışında şu anda İstanbul, İzmir, Eskişehir, Mersin ve Hatay’da, bu 5 ilde örgütlü ‘Düş Elçileri’ topluluklarımız var. Toplumsal yarar sağlayan faaliyetlerde bulunan, sosyal sorumluluk projelerini hayata geçiren genç üyelerimiz var. Bu kapsamda ‘Düş Elçileri’ üniversitelerde de örgütlüler. Biz onlara vakıf olarak maddi ve manevi destek veriyoruz. Proje hazırlama noktasında hem eğitim veriyoruz hem de talepleri doğrultusunda destek oluyoruz. Bu proje de çok değer verdiğimiz bir proje.”

Ali İsmail Korkmaz’ın ağabeyi Gürkan Korkmaz / 40’ıncı İstanbul Maratonu

“Bu projelerin dışında hem farkındalık yaratmak hem de fon oluşturmak için maratonlara katılıyoruz. Gönüllülerimiz burada koşuyor. İstanbul Maratonu, RunAtolia ve Bozcaada Maratonu’nda bulunuyoruz. Bunun dışında Ali İsmail’in doğum gününde ve ölüm gününde her sene anmalar yapıyoruz. Doğum gününde hem anma yapıyoruz hem de Hatay’da 10 kilometrelik Barış Koşusu düzenliyoruz. Hatay’ın merkezinden, en büyük caddelerinden geçen bu koşuda Ali İsmail’in yürüdüğü caddelerde onu, düşlerinin peşinden koşarak anıyoruz. Ölüm yıl dönümünde ise her sene yaklaşık 3 bin kişinin katıldığı ve Ali İsmail’i hüzünle değil umutla andığımız, omuz omuza türküler söylediğimiz bir anma yapıyoruz. Bu sene de yapacağız 5’inci defa.”

“Gambiya’da bir kardeş köyümüz var. İki sene önce su kuyusu açmıştık, geçen sene tarım bahçesi açmıştık. Yaklaşık 600 nüfuslu ve hiçbir su kaynağının bulunmadığı bir köydü. Su kaynağı ilk defa bu köye Ali İsmail’in adı ile geldi. Çok verimli topraklarda su sıkıntısı olduğu için tarım yapılamıyordu. Bu şekilde bir katkıda bulunduk. Bu desteklerimize yeni projelerle devam etmeyi düşünüyoruz.”

“Bu şekilde Ali İsmail’i yaşamın her alanında umutla anmaya çalışıyoruz. Antakya merkezde bir gençlik merkezimiz var. Aynı zamanda vakıf merkezimiz de burası. Burada 10 bin kitaplık bir kütüphanenin olduğu ve gençlerin avlusunda sohbet edebildiği bir yer. Yine gençlerin kullanımına sunduğumuz atölye ve söyleşilerin yapılabildiği toplantı salonunun olduğu şirin bir eski Antakya evi. Bu şekilde Ali İsmail’in düşlerinin peşinden giderek, onun düşlerini yaşatarak onu anmaya çalışıyoruz.”

“Genç sanatçılar için bir fonumuz var. Gençlerin sanatsal projelerine hibe veriyoruz. Ekonomik sıkıntılardan dolayı projelerini hayata geçiremeyen gençlere ‘Genç Sanatçı Fonu’ kapsamında hibe veriyoruz. Projelerini faaliyete geçirmelerine yardım ediyoruz.”

Ali İsmail’i ve onun düşlerini ailesinin, arkadaşlarının anlatımları ile biliyoruz. Bize Ali İsmail Korkmaz’ı anlatabilir misiniz?

“Ali İsmail’i sabaha kadar anlatsak da süre yetmez gibi geliyor. Öncelikle Ali İsmail, sorgulayan bir gençti. Her şeyi sorgular ve yanlış gördüğü her şeye muhalif olurdu. Böyle bir duruşu vardı. Giyimiyle, saçıyla, tarzıyla toplumun klasiklerinin dışındaydı. Kendisine hediye olarak gelmedikçe marka bir şey giymezdi. Kendi hayat görüşünü yansıtan, daha tasarım kıyafetler tercih ederdi. Mesajlaşırken yazım hatası yapsanız da konuşurken bir hata yapsanız da uyarırdı. Sürekli sorgulardı, sürekli bir konuyu tartışırdı. Etrafına fayda sağlama kaygısı olan bir çocuktu. Lise 3’teyken ‘Toplum İçin Gençlik’ isimli bir grup kurmuştu arkadaşlarıyla. ‘Toplum İçin Gençlik’ kapsamında huzurevlerine ziyaret düzenlemiş, engelliler için kapak toplamış, köy okullarına kitap ve kıyafet yardımında bulunmuştu. Çocukları bizim eve toplar, onlara kitap okuma atölyesi yapardı. En iyi özet çıkarana hediye alır ya da ona bir sürpriz yapardı. Sürekli bir biçimde toplumu daha iyi bir noktaya taşıma kaygısı olan, etrafına faydalı bir şeyler yapma çabası olan bir gençti. Böyle biriydi Ali İsmail.”

‘Gezi, apolitik birçok insanın yaşamın kendisinin politik olduğunu fark ettiği bir süreçti’

Haziran Direnişi’nin üzerinden 6 yıl geçti. Türkiye yakın tarihinin en kitlesel direnişlerinden olan Haziran Direnişi’ne gencinden kadınına, çocuğundan işçisine milyonlar katıldı. Gezi’de yaşamını yitirenler de bu direnişe katılanların özeti gibi; genci, işçisi, çocuğu, devrimcisi,… Siz Haziran Direnişi’ni nasıl hatırlıyorsunuz?

“Gezi; apolitik birçok insanın, yaşamın kendisinin politik olduğunu fark ettiği bir süreçti. Farklılıklarımız ile birlik olduğumuzu, bu bağlamda kaderimizin bir olduğunu gösteren bir süreçti. Dediğiniz gibi, gençlerimiz aslında Türkiye’deki direnişin bir özetiydi. Farklı coğrafyalarda yaşayan, hayatlarındaki öncelikleri ve hassasiyetleri farklı olan binlerce kişinin birlik olabildiğini gösterme açısından çok iyi bir süreçti. Faklılıklarımızla birlikte olabileceğimizi çok iyi anlatan bir süreç olduğunu düşünüyorum. Aslında etkilerini görmek için belki de şimdi bile çok erken ama orta ve uzun vadede, Türkiye’nin geleceği için çok etkili sonuçlarının olacağını düşünüyorum. Zaten şu anki mevcut iktidarın Gezi sancısının nedeni de bu durum, onlar da bunun farkındalar.”

Son olarak, İsmail Saymaz’ın “Ali İsmail: Emri Kim Verdi?” kitabının sonunda size sorduğu “Bugün; ‘Ali İsmail, Gezi direnişine katılmasıydı’ diyor musunuz?” sorusuna çok güzel bir yanıt vermiştiniz. Direnişin üzerinden geçen 6 yılın ardından aynı düşüncede misiniz? Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

ALİKEV / 40’ıncı İstanbul Maratonu

“Evet, orada şöyle bir şey demiştim: ‘Ben 19 yıllık hayatım boyunca topluma bir şeyler kazandırmaya çalıştım. 500 yıl daha yaşasaydım, şu anda geldiğimiz noktada bu kadar insana dokunamazdım. Eğer bu kadar insana faydam olacaksa; Gezi’ye yine giderdim, o sokağa yine girerdim’ derdi Ali İsmail. Vakıf için sorduğunuz soruyu cevaplarken de bunu düşündüm. Dönüp bakınca, sayınca; sadece vakıf yoluyla bile ne çok şey yapmışız. Birçoğunun anne veya babası yaşamını yitirmiş olan 167 öğrenciye burs vermek, o çocukların umudu olmak; Afrika’da belki de suya ulaşamadığı için çocuğunu kaybedecek annenin umudu olmak; binlerce gence umut olmak, bir sanatçının yaptığı resmi, heykeli Ali İsmail’in adı ile yapabilmesi… 5 sene önce soyut olarak, sadece düşsel olarak Ali İsmail’in etkilediği insanlardan bahsediyordum ama bugün somut olarak eğitimden sanata her alanda Ali İsmail’in etkilerini görüyoruz. Ali İsmail, bizi bir yerlerden izliyorsa; bunlar onu çok mutlu eden şeyler.”

KAYNAK: GAZETE YOLCULUK

Paylaşın