Gündem, Mehmet Yılmaz Kaya, Umut Yazıları, YAZARLAR

Süleyman Soylu’ ya Açık Mektup / Mehmet Yılmaz Kaya

Yerküre içerisinde iki ayrı dünyanın iki ayrı savaşını yürütüyoruz. Siz bir tarafsınız, biz bir tarafız. Üzerimize güneş asla aynı anda doğmayacak, uzlaşmaz karşıtlığımız sizi yok edene kadar durmayacak.

Sizin dünyanızda her şey parayla ölçülür. Yerküredeki her kaynak, üretilen her meta ve insanlığın tüm değerleri alınıp-satılan metalardır. Tıpkı temsil ettiğin dünyada ortaya koyduğun “onurun” gibi. Sen, 10 yıl önce Erdoğan’dan hesap sormak için ortaya “onurunu” koymuştun, bugün Erdoğan iktidarını korumak için ortaya yine “onurunu” koyuyorsun. Onur sizin dünyanızda kaça alınıp satılıyor, seninkinin bedeli nedir? Bunlar bizim ait olduğumuz dünyanın en ilkesel değerleridir. Zira iki ayrı dünyamız var. Bizim dünyamızda sadece kendimiz için değil, hiç yüzünü görmediğimiz insanların onuru içinde direnmek, direnirken ölmek var. Sizin dünyanızda onurun, bizim dünyamızda riyakarlığın, ikiyüzlülüğün yeri yok. “Komünistler görüşlerini ve amaçlarını gizlemeye tenezzül etmezler. Hedeflerine, ancak şimdiye kadarki tüm toplum düzeninin zorla yıkılması yoluyla ulaşılabileceğini açıkça ilan ederler.” 1848′ den bu yana aynı açıklıkla ifade ediyoruz.

Bu görüşlerimizi darağaçlarında, senin yöneticisi olduğun işkence tezgahlarında, emireri yargıçlarınızın karşısında da binlerce kez ifade ettik.

Biz devrimciyiz, siz teröristsiniz Soylu”

Biz yaptıklarımızı her yerde, her koşulda savunuyoruz. Ya siz ?

Siz IŞİD çetelerine tırlar dolusu silahlar gönderdiğinizi, IŞİD’in elindeki petrolleri satarak zenginleştiğinizi, MİT’ inizle halklara bomba yağdırdığınızı, gizli odalarda katliam planlarınızı savunur musunuz?

Biz savunuyoruz. Türkiyeli devrimciler olarak Rojava’ya geçtiğimizi, cihatçı çeteleriniz eli ile yürüttüğünüz barbarca saldırılarınıza karşı insanlığın “onuru” için savaştığımızı savunuyoruz. Çetelerinize operasyonlar yaptığımızı, Kobane’de, Minbiç’te, Afrin’de sizin sömürgeci savaşlarınıza karşı bölge halklarının özgürlüğü için savaştığımızı savunuyoruz. Kürtleri sömürgeleştirmek ve köleleştirmek için yaptığınız planlarınızı alt üst ettiğimizi, paralı askerlerinize bedel ödettiğimizi, tankınızı, topunuzu hedef aldığımızı savunuyoruz. Ulaş Bayraktaroğlu’nun, Eylem Ataş’ın, Bayram Namaz’ın, Nubar Ozanyan’ın yoldaşları olmaktan onur duyuyoruz.

Ya sen Bağdadi ile, El-Kaidecilerle, tecavüzcü, yağmacı katil sürüsü ile onur duyuyor musun?

Sahip bile çıkamadığın Reyhanlı’da patlayan deponuzun ne işlerde kullandığınızı açıklayabilir misin ?

Gezi’de kurduğumuz barikatları, 11 Haziran’da TOMA’larınızı, Soma Katliamı’ nda bankalarınızı ateşe verdiğimizi söylüyoruz. Çocuklara taciz yuvalarına dönen derneklerinizi ateşe verdiğimizi savunuyoruz. Ya sen derneklerinizde, okullarınızda gerçekleşen 11 bin çocuk istismarını savunuyor musun? O derneklerle birlikte yağmaladığınız binaları, arazileri, fonları açıklayabiliyor musun?

Biz şubede, zindanda yaptığınız zulme nasıl direndiğimizi, fırsat bulduğumuzda işkencecilerinizi nasıl cezalandırdığımızı tek tek açıklıyoruz. Ya sen insan kaçırmalarını, gözaltında tecavüzü, yargısız infazlarını açıklayabiliyor musun ?

Neden direniş hep bizim tarafa, tecavüz sizin tarafa yazılıyor biliyor musun?

Çünkü sizin paranın dışında tek bir dünya geleceği planınız, kutsalınız, insani değeriniz yok da ondan. Sizin dünyanızın çocuklara bıraktığı gelecek karaya vuran Aylan bebektir. Bizim dünyamızın çocuklara bıraktığı ise dilini dahi bilmeden, Ulaş Bayraktaroğlu’na sımsıkı sarılan Mahmut bebeğin geleceğe olan güvenidir.

Artık devrimciler Konuşacak

Kuşkusuz yarın faşist iktidarınız yıkıldığında ilk nedamet getirecek olan da sensin. Yine “onurun” üzerine sözler verecek, yaptıklarını, dediklerini ilk unutan da sen olacaksın. Binlerce koruma arkasından devrimcilere yönelttiğin tehditlerinin, bir tek devrimciyi bile yıldıramadığını biliyorsun. Onlarca polisinin ortasında “Bizim başımızı eğemezsin” diyen genç devrimcinin cesaretine yenileceksiniz. “Aman” dilemek suçlulara, yaptıklarından pişmanlık duyanlara aittir. Seninkiler bilir; tarihiniz, devlet korumasını kaybedince, halk karşısında “aman” dileyenelerle doludur.

AKP-MHP faşizminin koçbaşı, halkların katili, paramiliter – çete örgütlenmelerinin baş sorumlusu Soylu, seni tanıyoruz. Korku kabuslarını biliyoruz. Bütün azgın saldırılarının nedeni sonu görmendendir, yaslandığın sarayın yıkıldığında işlediğiniz suçların başına neler açacağını bilmendendir.

Birleşik devrimci mücadelemiz her yerde hızla büyüyor. Devrimci taaruz başlıyor…

Paylaşın