İdam edilişinin 39. yıldönümünde Necdet Adalı Kadıköy’de Devrimci Liseliler (Dev-Lis) tarafından anıldı.
Dev-Lis’in 50.yıl çağrısı ile yaptığı yürüyüş Kadıköy’de başladı. 1980 askeri darbesinde 8 Ekim 1980’de idam edilen Dev-Lis’li Necdet Adalı’yı anan liseliler yürüyüşte “Adalılar ölmez, yarım asırdır yürüyor” yazan bir pankart taşıdı. Süreyya Operası önünde yapılan basın açıklamasında 50’nci yıllarında Necdet Adalı’dan aldıkları cesaret ve kararlılıkla mücadele ettiklerini belirten Dev-Lis’liler “Adalı’nın mücadele öncüsü olduğu Dev-Lis bugün sıralardan, koridorlardan, sokaklardan Adalı’nın ismini haykırmaya devam ediyor.” dedi.
Açıklamanın tamamı şöyle:
“Bundan tam 39 yıl önce 80 darbesininin ilk idamı Dev-Lis’li Necdet Adalı idam edildi. 80 askeri diktatörlüğü sürecinde “asmayalım da besleyelim mi?” diyenler idam sehpasına ilk Necdet Adalı’yı gönderdiler.
Bugün günlerden 6 Ekim, kavgamızın neferi Necdet Adalı2nın idamından 2 gün öncesi. Dev-Lis’li Necdet Adalı kısa yaşamının 19. yılında Ankara Örnek Mahallesi2ndeki bir evin basılması sonucu 4 kişi ile beraber askeri diktatörlük tarafından tutsak edildi. Hapishane arkadaşları onu “güler yüzlü, anlayışlı ve dayanışmacı” diye anlatmışlardır.
Necdet Adalı, 1958 Ağustosunda Ankara’nın Altındağ ilçesinde doğmuş, 21 yıllık ömrünü onurlu bir şekilde yaşamıştır. Mücadeleye lise yıllarında Dev-Lis saflarında başlamış. Girdiği her sokak, çaldığı her kapı, ekmeğini bölüştüğü her insan Necdet Adalı’ya sevgi duymuş, onu sahiplenmiştir. Çocuklar kaldırımda uyumasın, işçiler fabrikalarda sömürülmesin, emperyalistlerin savaşında insanlar top, tüfek mermileriyle uyandırılmasın diye egemenlere karşı halkın kavgasını omuzlamıştır. Adalı, mücadele neredeyse hep orada olmuştur. O, en zorlu barikatları tutan, tüm zorlukların üzerine yürüyen, en mütevazi ve yalın haliyle öncüleşendir. Tarih onu böyle yazmıştır. Ankara Altındağ’ın altın saçlı çocuğu, mücadeleye başladığı günden dam sehpasını tekmelediği güne kadar tüm yaşamıyla nasıl mücadele edilir, nasıl yaşanır göstermiştir. O, ‘insan bir kez yaşar bir kez ölür; devrimci her ikisini de doğru yapandır’ sözünü yaşamıyla bütünleştirmiştir. O doğru yaşayarak ölümsüzler kervanına katılanlardandır.
12 Eylül 1980’de emperyalizmin yerli işbirlikçileri bir askeri darbe yaptılar. Darbede ve sonrasında binlerce insan gözaltına alındı, işkencelerden geçirildi, idam edildi, katledildi. Hapishaneler sistematik işkencehanelere çevrildi. 8 Ekim günü Necdet Adalı ilk idamı oldu darbenin. Necdet Adalı’nın idamı darbecilerin tüm dünyanın önünde işlediği ilk cinayet oldu. bugün ise halen karakollarda sokaklarda işkenceler, yargısız infazlar, keyfi tutuklamalar devam ediyor. 12 Eylül darbesi geride kaldı ama fikirleri, uygulamaları bugün AKP-MHP iktidarı ile karşımızda durmakta. Türkiye 1980’de olduğu gibi bir halklar hapishanesine dönüştürülmüştür. 12 Eylül ile hesaplaşacağını iddia eden iktidar göstermelik yargılamalar yapmıştır. Dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan, Necdet Adalı’nın son mektubunu kürsüde okuyup ağlamış fakat Adalıyı anan, onun mücadelesine sahip çıkan liselilere soruşturmalar açmıştır. 12 Eylül’ün istediği sorgulamayan, araştırmayan gençlik özlemi bugün AKP iktidarının eğitim politikaları ile darbenin anlayışlarını devam ettirmektedir. 12 Eylül ile önleri açılan tarikatlar ve cemaatler bugün eğitim siteminin AKP lehine bel kemiğini oluşturmaktadır. Fettullahçılar, Ensarlar, Menzilciler gibi birçok tarikat, cemaat ve vakfın 12 Eylül ile önü açılmış AKP ile iktidara gelmiştir. 12 Eylül’ün yeşil kuşak projesini yapanlar ile bugün dindar ve kindar nesil yaratmak isteyenler aynı zihniyetin ürünüdür. Eğitimin niteliksizleştirilmesi, eğitimin sermayenin çıkarlarına uygun organize edilmesi, eğitimin cinsiyetçi, anti-bilimsel, militarist karakteri 12 Eylül’den bugüne gün be gün kendini var etmektedir. DEV-LİS tam da bu noktada bu iktidarların karşısına çıkmış ve eşit, bilimsel, anti-cinsiyetçi, anti-militarist, anadilde, demokratik bir eğitim şiarının öncüsü olmuştur.
Necdet Adalı 80 öncesi anti-faşist mücadelenin hem öncüsü hem de bir sıra neferiydi. O, Maraş, Balgat, Beyazıt, Çorum, Bahçelievler katliamlarını yapan faşist çetelere karşı aktif bir mücadelenin parçasıydı. Irkçı milliyetçi çetelerin halka ve muhaliflere karşı yaptığı katliamlara sessiz kalmadı, izleyici olmadı. Bugün nasıl Suruç, Ankara, Gaziantep katliamlarını koruyorsa devlet o günde faşist çeteleri korudu ve destekledi. Adalı, faşizme karşı bugün dahi bize kavgayı öğretmektedir. 80 öncesi çeteler eliyle halkı korkutup ve sindirmeye çalışanlar, bugün ise açıktan polisiyle, mahkemeleriyle, yandaş basınıyla yapmaya çalışıyor. Fakat buradan tekrar etmek isteriz. Zulüm, zorbalık, sömürü ve sömürgecilik var ise karşınızda Adalılarda var. Halka, emekçilere saldırı var ise karşınızda Adalının yoldaşları var!
Bizler 50. yılında Necdet Adalının örgütlendiği ilk günün heyecanı ile geliyoruz. Devrimci Liseler 50. yılında idama gülerek yürüyen Necdet Adalı’nın cesareti ile geliyoruz. Bizler 50. yılımızda kendi idam sehpasını tekmeleyen Necdet Adalı’nın kararlılığı ile geliyoruz.
Adalı’nın mücadele öncüsü olduğu Dev-Lis bugün sıralardan, koridorlardan, sokaklardan Adalı’nın ismini haykırmaya devam ediyor.
DEV-LİS Necdet adalıdır. DEV-LİS Jale Yeşilnil’dir. Adalıları öldürdük zannedenler onu bitirdik zannedenler yanılıyorlar. Adalı’nın ardından yürüyen onun ismini sokaklarda haykırmaya devam eden DEV-LİS var.
Kahrolsun Faşizm
Necdet Adalı Ölümsüzdür.”
