Gündem

HDP Konferansı Başladı

HDP’nin genel kurul öncesi son tartışmalarını yapacağı ve karar önerilerinin çıkacağı Konferans başladı. Konferansın açılış konuşmasını yapan Buldan, “İnanın ki tiyatrodan dahi korkan bir iktidarın çöküşü yakındır! Onlar korksunlar, kadınlar ve muhalefet güçlenmeye, büyümeye, cesareti büyütmeye devam edeceklerdir. Bu da onlara dert olsun” dedi.

Halkların Demokratik Partisi’nin 3’üncü Büyük Konferansı Ankara Hilton Otel’de başladı. “Daha güçlü HDP, Daha Güçlü Mücadele” şiarıyla gerçekleştirilen konferansa, Türkiye’nin her yerinde seçilen 600 delege katılıyor. 6 bölgede gerçekleştirilen bölge toplantıları ve konferanslarından çıkan sonuçlar, bugün başlayan ve iki gün sürecek olan büyük konferansta ele alınacak. 

HDP, büyük konferansından çıkacak sonuçları 23 Şubat tarihinde yapacağı 4’üncü Büyük Olağan Kongresine taşıyacak. Konuşmaların ardından Konferans, basına kapalı olarak gerçekleştirilecek ve iki gün boyunca iç tartışmalar yürütülecek. Konferansının sonunda Sonuç Bildirgesi yayınlanacak.

Katılımın yüksek olduğu Konferansa, HDP’nin bütün milletvekilleri, yetkili organları ve bileşen yapısı katılım gösterdi. Konferansta, HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Sezai Temelli, HDK Eş Sözcüleri Sedat Şenoğlu ve İdil Uğurlu, DBP Eş Genel Başkanları Saliha Aydeniz ve Keskin Bayındır, DTK Eş Genel Başkanları Leyla Güven ve Berdan Öztürk, Devrimci Parti Genel Başkanı Elif Torun Öner ve Devrimci Parti MYK üyeleri, ESP Eş Genel Başkanı Şahin Tümüklü, ESP Eş Genel Başkan Yardımcısı Beycan Taşkıran, İmralı Heyeti Üyesi Sırrı Süreyya Önder yer aldı.
 
Konferansın yapılacağı solana Türkçe ve Kürtçe pankartlar asıldı. Konferansa katılanlar ve delegeler müzik eşliğinde halay çekti.

Konferansın açılış konuşmasını HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan yaptı.

“Partimizin 3. Büyük Büyük Olağan Konferansı’na hoş geldiniz. Sizleri saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Gelên hêja mêvanên delal hûn bi xêr hatine ser seran ser çavan. Konuşmama geçmeden önce Sevgili Selahattin Demirtaş’a, Sevgili Figen Yüksekdağ’a, Bekir Kaya’ya, Gülten Kışanak’a, Selma Irmak’a, Aysel Tuğluk’a, Sebahat Tuncel’e ve cezaevlerinde  tutuklu bulunan tüm arkadaşlarımıza konferansımızdan kucak dolusu selam ve sevgilerimizi yolluyoruz” diyen Buldan’ın konuşmasında öne çıkan bölümler şunlar oldu:

EKSİKLİKLERİMİZİ GÖZDEN GEÇİREREK POLİTİK HATTIMIZI NETLEŞTİRECEĞİZ
Bugün başlayan ve iki gün sürecek olan konferansımızda bize ışık tutacak, partimizin önümüzdeki dönem yol haritasını netleştirecek olan kapsamlı ve değerli tartışmaları hep birlikte yürüteceğiz. Eksikliklerimizi hep birlikte gözden geçireceğiz. Hedeflerimizi, politik hattımızı netleştireceğiz. Örgütlülüğümüzün güçlendirilmesinden toplumsal muhalefeti genişletmeye varıncaya kadar her alanda çok daha güçlü, çok daha örgütlü, daha cesur ve daha kararlı bir mücadele sürecinin de startını hep birlikte vermiş olacağız. 

HDP KİMLİKLERİN, İNANÇLARIN, DİLLERİN VARLIK MÜCADELESİDİR
HDP, insanlığı kurtuluşa götürecek büyük bir mücadele partisidir. HDP, cesaretir, umuttur, kararlılıktır. HDP halkın yanında halkla birlikte güçlü bir duruştur! HDP, halkımızın gözlerinde parlayan bir ışıktır! HDP, milyonların yüreğindeki büyük sevgidir! HDP, kimliklerin, inançların, dillerin varlık mücadelesidir! HDP, işçinin, emekçinin, yoksulun emeği ve alın teridir! HDP, kadınların özgür yaşam mücadelesidir, kadınların baharıdır! HDP, gençlerin gelecek umudu ve cesaretidir! HDP aynı zamanda bir demokrasi okuludur… HDP’yi bu denli önemli kılan; devrimci mücadele geleneğinden devraldığı büyük direniş mirası ve geleceğe dönük ortaya koyduğu büyük demokrasi iddiası, halkları buluşturduğu özgürlük ve eşitlik ütopyasıdır. 

FAŞİZMİN ARTAN BASKISI HDP’Yİ DAHA STRATEJİK HALE GETİRMEKTEDİR
Ülkemizin içinden geçmekte olduğu ağır koşullar ve faşizmin artan baskısı HDP’nin örgütsel ve siyasal varlığını, mücadelesini her geçen gün daha da önemli ve stratejik hale getirmektedir. Tekçi otoriter sistem kendisini kalıcı hale getirmeye çalışırken, demokrasiden, özgürlükten, adaletten, barıştan ve emekten yana olan herkesin, tüm toplumsal muhalefet kesimlerinin, kadınların, gençlerin daha fazla güçlenmesi, örgütlenmesi, ortak mücadeleyi ve demokratik ittifakı büyütmesi gereken bir süreçten geçiyoruz.
Faşizm durmuyor, o halde biz de durmayacağız, yılmayacağız! Geri adım atmayacağız. 

TEK ADAM DEĞİL, HALKLARIN DEMOKRATİK İKTİDARI!
Türkiye tam bir yol ayrımındadır. Ya demokrasi, ya faşizm. Ya aydınlık, ya karanlık. Ya özgürlük, ya esaret! Ya kadınlara özgürlük ya da erkek iktidarı! Toplum açısından artık karar vakti gelmiştir. Bu adaletsizlik düzeni ve sistemiyle gidilmeyeceği çok açık bir şekilde ortada durmaktadır. Halkların tercihi çok nettir. Tek adam yönetimi değil, halkların demokratik iktidarıdır tercih!

AKP-MHP tekçi iktidarı varlığını, baskıcı otoriter sistemde, tecrit politikasında ve kayyım darbesinde görmektedir. Bu sistemi kalıcılaştırmak için demokrasiyi, hukuku, adaleti, insan haklarını, halk iradesini, kadın iradesini, barış zeminini, birlikte yaşam umudunu tüketmek, faşizme daha büyük bir alan açmak için olanca gücüyle yüklenmektedir. Korku iklimiyle, içeride ve dışarıda yaydıkları çatışma kültürüyle, tecritle ülkeyi yönetmeye çalışan ancak yönetemeyen, yönetemediği için de siyasal, ekonomik, sosyal krizi daha da derinleştiren bir iktidar gerçeğini herkesin görmesi gerekir. 

ATTIKLARI HER ADIM; KRİZ, YOKSULLUK, DAHA FAZLA AYRIŞMA VE TECRİTTİR
Ayakta tutmaya çalıştıkları bu sistem; demokrasiyi, halk iradesini, hukuku, birlikte yaşam iradesini dışlayan bir sistemdir. Sadece ve sadece iktidarın kendi siyasal, ekonomik, rantsal çıkarlarını merkezine alan toplumsal sorunlara ve taleplere ise tümüyle kapalı, tekçi, talancı bir sistemi ülkeye ve topluma dayatmaktadırlar. Attıkları her adım daha fazla kriz, daha fazla yolsuzluk, daha fazla yoksulluk, daha fazla can kaybı, daha fazla parçalanma, daha fazla ayrışma ve tecrittir. AKP-MHP Saray iktidarının temel politikası, halkları ayrıştırma, kamplaştırma, çatıştırma böylece kendi iktidarlarını ayakta tutma üzerine kuruludur. 

AKP hükümetinin hem içeride hem de Suriye’de halkları birbiriyle çatıştırmak için bu yaptıklarını biliyoruz. Bunu yapmak için hem Suriye’ye hem de Libya’ya gittiklerini, aynı şekilde Libya halkını parçalamak ve çatıştırmak için gittiklerini biliyoruz.

Ancak demokrasi ve özgür gelecek idealiyle bir arada olan kim varsa, hangi halklar varsa, AKP-MHP iktidarı gidip o birlikteliği parçalamaya, ayrıştırmaya, toplumlar arasında duvar örmeye çalışmaktadır. 

TİYATRODAN DAHİ KORKAN BİR İKTİDARIN ÇÖKÜŞÜ YAKINDIR
Bunun en son örneğini Sevgili Demirtaş’ın tiyatrosunda gördük. İktidarın sahipleri, tiyatroda bir araya gelen kadınların dayanışmasından korktu, ürktü ve hemen terörize etmeye çalıştı. İnanın ki tiyatrodan dahi korkan bir iktidarın çöküşü yakındır! 

Onlar korksunlar, kadınlar ve muhalefet güçlenmeye, büyümeye, cesareti büyütmeye devam edeceklerdir. Bu da onlara dert olsun. Çok değil, iki, üç tiyatro daha sahnelensin bunlar tuz gibi dağılacaklar bunun farkındayız… Aleviler bir araya geldiğinde, Alevi toplumunu kendi içinde parçalamaya çalışıyorlar. İşçiler, emekçiler bir araya geldiğinde, greve gittiğinde iktidarın yaptığı ilk iş o grevi engellemektir.

İKTİDAR FAŞİZMDE ISRAR ETTİĞİ SÜRECE MÜCADELE DEVAM EDECEKTİR
HDP’ye saldırmalarının en büyük nedeni, halkların, kimliklerin, inançların, kültürlerin, kadınların HDP çatısı altındaki bir arada duruşu ve ortaya koyduğu ortak iradedir. Bu düzeni değiştirecek gücün HDP olmasıdır.

Bu nedenle diyoruz ki, bu iktidar faşizmde ısrar ettiği sürece mazlum halklar, ezilenler, yoksullar, bir arada olmaya, birlikte mücadele etmeye devam edeceklerdir. Faşizmin karşısında tüm toplum demokratik birlik olmaya devam edecektir. Savaş politikaları karşısında halklar barış için birlik olmaya, barış etrafında kenetlenmeye devam edecektir. Kadınlara yaşam hakkı tanınmadığı sürece kadınlar yaşamın her alanında erkek iktidara karşı bir arada omuz omuza olmaya devam edecektir. 

Kürt’ün iradesini kayyım eliyle gasp ettikleri sürece Kürt halkı birlik olarak bu kayyım zulmünün karşısında Demirci Kawa gibi dikilmeye ve direnmeye devam edecektir. Kadınlar ne pahasına olursa olsun eşbaşkanlıktan asla ve asla vazgeçmeyecektir! Kürt halkı ulus devletlerin artan baskısı karşısında her yerde kendi ulusal birliğini mutlaka oluşturacaktır. 

Tecrit derinleştirildikçe, halkımızın tecride karşı mücadelesi de büyüyecek ve bu tecrit mutlaka kırılacaktır. Aleviler, inançlarına, değerlerine, varlıklarına saldırı olduğu sürece birlikte olmaya, birlikte mücadele etmeye devam edecektir. İşçi ve emekçiler, sömürüye, güvencesiz, güvenliksiz çalışma koşulları dayatıldıkça birlik olmaya, örgütlenmeye devam edecektir. Çevre rant için talan edildikçe tüm ekolojistler, köylüler, kadınlar, ağaçlar için, dereler için, kuşlar için bir arada olmaya devam edecektir. Adaletsiz bir yaşam ülkeye dayatıldıkça adalet bekleyen milyonlar birlikte olmaya, adalet diye haykırmaya devam edecektir. Halklar arasına duvar örülmeye çalışıldıkça halklar bu duvarları yıkacak ve barış için bir arada olmaya devam edecektir.

Türkiye’nin tüm sorunlarının çözümünün önündeki en önemli engel bu iktidardır. İktidar çözüldüğünde zaten diğer tüm sorunların da çözüm yolu açılmış olacaktır.

BU MÜCADELENİN SONUCU MUTLAKA BAŞARIDIR, ZAFERDİR
İlk seçimlerde bunları göndermek, adaletsiz, barışsız, özgürlüksüz, yarınsız yaşamak istemeyen herkesin en önemli hedefi olmalıdır. Barışı sağlayacak olan da demokrasiyi geliştirecek olan da adaleti geliştirecek olan da kadınlara özgürlüğü sağlayacak olan da yine biziz, BİZ’leriz. Yani halkın kendisidir, toplumun kendisidir, kadınlardır, gençlerdir!

En başta da vurguladığım gibi HDP olarak bizim sorumluluğumuz gerçekten çok büyük ve ağırdır. Ama şu da iyi bilinmelidir ki bu mücadelenin sonucu mutlaka barıştır, zaferdir, aydınlık bir gelecektir. 

YAŞAMIN HER ALANINDA OLACAĞIZ, GENİŞLEYECEĞİZ, BÜYÜYECEĞİZ
Yaşamın her alanında olacağız. Sokak sokak, mahalle mahalle, köy köy, belde belde, ilçe ilçe, şehir şehir her yerde olacağız. Genişleyeceğiz, büyüyeceğiz. Yoksulun, ezilenin dili olacağız, nefesi olacağız, onların yüreğindeki isyan olacağız.

Mücadele tarihimiz büyük başarılarla doludur. Şimdi bu zincire yeni başarılar eklemenin tam da zamanıdır. Buna inancımız da var, cesaretimiz de var, kararlılığımız da var. Tarih bizden yana! Güneş bizden yana! Rüzgar bizden yana! Toprak bizden yana. Hava bizden yana. Halklar bizden yana. Tam da şimdi diyoruz. Hep birlikte, umutla, cesaretle başarmaya diyoruz. Ve mutlaka başaracağız! Mutlaka kazanacağız! Hızır hepimizin yardımcısı ve yoldaşı olsun. Sizleri büyük başarı dileklerimle saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Devrimci Parti adına Genel Başkan Elif Torun Öneren’in konuşması

Devrimci Parti adına Divanı ve Salonu selamlıyorum. HDP kongresini ,hem uluslararası hem de ulusal boyutta karmaşık bir dönemde gerçekleştiriyor. özetlersek süreç egemen güçler açısından kaotik bir dönemi gösteriyor. Patriarkal Kapitalizm, emperyalizm bir yandan insanlığın toptan yıkımına yol açacak bir oluşun eşiğindedir öte yandan da kendisi ile beraber dünyayı yok edecek bir dönemi yaratıyor.Savaşlar iç savaşlar ekonomik ve siyasal kriz, neo liberal yıkım, küresel sefalet, erkek egemenliği, büyük iklim krizi bize Roza Lüksembug’un”Ya barbarlık ya sosyalizm”sözlerini hatırlatıyor. Emperyalizm yeni güçleri ile yeni paylaşımlar içinde. Ama şunu gözardı edemeyiz. Emperyalist gelişim süreçlerinde halklar, kadınlar, İşçi sınıfı ağır faturalar öder ve  çıkarların uğruna kanların aktığına tanık olurlar.Ortadoğu’da ırak ile yeniden başlayan iç savaşı ve bugün Suriye, Yemen şimdi de Libya’da derinleşme tehlikesiyle, kendini gösteren yüzbinlerce insanın ölümüne neden olan, milyonlarca insanı topraklarından zorunlu göçe zorlayan çatışmalı sürecin sorumluları emperyalistlerdir. Emperyalistlerin hedefinde kadınların öncülüğünde kazanılan Rojava devrimi ve  kazanımları vardır. Rojava topraklarında kürt halkına, enternasyonalistlere karşı hem Rusya’nın hem de ABD’nin Türkiye ve diğer Güçler üzerinden yürüttükleri düşmanca bir siyaset vardır. Bu siyasetin altında Kürt özgürlük hareketinin,bu iki büyük gücün isteklerinin yerine gelmemiş olması yatmaktadır. sosyalistler olarak bu mücadelenin bir öznesiyiz diyebiliriz .AKP MHP ittifak harcı 3 dinamikten oluşuyor. Birincisi Kürt halkına karşı izlenen düşmanlık siyasetidir. Bu düşmanlık siyaseti savaşla kendini gösteriyor ve tüm kazanımlarla siyasal yapılanmaları hedef alıyor. HDP bu ittifakın hedefi haline getirilmiştir. Rojava’da işgal operasyonları, Kuzey Kürdistan’da halkın iradesine saldırı olarak baş gösteriyor. Bunun en büyük göstergesi kayyumlardır. Hedef HDP yi siyaset yapamaz duruma getirmektir. Yine Akp-Mhp bloğu işçi sınıfı ve ezilen kitlelere karşı nefret siyasetini sürdürüyor. İşçi sınıfı ağır sömürü koşulları ve işsizlikle tehdit ediliyor, sefalet koşullarında yaşatılıyor. Sadece AKP döneminde 25 bin işçi iş cinayetlerinde katledilmiştir. İşçilerin direnişi ve görevleri ağır tehdit altındadır.

Üçüncü nokta ise kadın kurtuluş mücadelesine, feminist mücadeleye saldırıdır. Kadınlar faşizmin en temel hedefi aynı zamanda onu çözecek en temel güçlerdendir. Bu sebeple erkek Egemen devlet tüm gücüyle özellikle kadınlara saldırıyor.Yalnız kadınları değil lgbt +lara yönelik saldırı ve katl edilmeleri, örgütlenme haklarının ellerinden alınmasını, sokakta dolaşma şansının verileyişini görmek gerek. Son aylarda artan intiharlar, asgari ücret, Alevilerin inançlarına, cemevlerine yapılan saldırılar yaşamı cehenneme çevirmiştir.

Fakat sadece saldırı yoktur. Neo liberal yıkıma karşı, İşçi sınıfı, Halklar ve kadınların büyüyen  öfkesi birçok ülkede ayaklanmaları ortaya çıkarmıştır.  Ayaklanan dünya halkları, kadınlar aynı slogan, aynı dans ve aynı isyanla ortak dili yakalamıştır. Tüm dünyada kadın özgürlükçü, enternasyonal bir devrim hayaleti dolaşmaktadır.

HDP kongreye giderken, bir yandan sarayın zorbalığına ve bundan kaynaklı partiyi tehdit eden saldırılara göğüs demek zorundadır.Diğer yandansa halkların, İşçi sınıfı ve kadınların özgürlük ve emek kavgasını sahiplenmek görevi ile yükümlüdür. Parti, bu üç temel isteği somut çözüm önerileriyle karşılık vermelidir. Saraya karşı verilen mücadelede, sarayı ve tek adam rejimini boşa düşürmek ancak ,Türkiye ve Kürdistan’da Kadın özgürlükçü bir perspektifle, emek ve demokrasi güçleri ile Kürt halkının birleşik mücadelesi ile mümkündür. HDP gelmekte olan kavgayı ve bunun karşısında geliştireceği karşı duruşu omuzlayacak bir program ve perspektifle hareket etmelidir.Tüm bu tespitlerden kurtulmanın yolu, HDK ile daha güçlü bağlar da kurarak toplumsallaşmaktan, sosyalist bir pratikten geçmektedir. Yaşasın Devrim ve Sosyalizm

Paylaşın