Açlık Grevinde ki Grup Yorum üyeleri için HDP ve TİP üyesi vekiller ortak basın açıklaması gerçekleştirdi.
Açıklamanın tam halini yayınlıyoruz.
“Değerli basın mensupları
Biz Halkların Demokratik Partisi ve Türkiye İşçi Partisi’nden milletvekilleri olarak burada iki konuyu gündeme getirmek için bulunuyoruz. Birbiri ile alakalı görünüm bu iki konudan birincisi Grup Yorum üzerindeki baskıların sona erdirilmesi ve açlık grevlerini ölüm orucuna çevirmiş olan Grup Yorum sanatçılarının taleplerini ses verilmesidir. Diğer konu ise bir gizli Tanık ifadesiyle yargılanıp ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen, bu nedenle Adil yargılama talebi ile açlık grevini ölüm orucuna çevirmiş olan Mustafa Koç’un sesine ses verilmesinin sağlanması
Tarihin her döneminde iktidarlar muhalif sanatı kendileri için bir tehdit görmüşler ve kontrol altında tutmak istemişlerdir. Bu kontrol çorbası büyük oranda ekonomik ve siyasi baskıyla yürütülmeye çalışılmıştır. İktidar son süreçlerde sanat üzerindeki kontrolünü 12 Eylül uygulamalarını aratmayan yöntemler ile yürürlüğe koymaya çalışmaktadır. Muhalif sanatçılar tutuklanmakta müzik gruplarının seslendirdiği parçaları seslendirmesi Grup Kızılırmak da olduğu gibi yasaklanmakta ve konserler, turneler engellenmekte yasaklanmaktadır. Bu saldırıdan en fazla payını alan yapılardan biri ise Grup Yorum olmaktadır. Uzunca bir süre boyunca tamamen yasalara aykırı bir şekilde devam eden birtakım talimatlarla Grup Yorum ‘un konserleri engellenmekte, konser yapmakla yapmaları yasaklanmakta konser etkinlikleri devlet zoruyla bastırılmakta ve dağıtılmaktadır. Grup Yorum ‘un çalışma yaptığı Kültür Merkezi sürekli baskı altına alınarak grubun faaliyet yürütmesi neredeyse imkansız hale getirmektedir. Aynı şekilde grubun üyelerinin pasaportların el konulduğu için yurtdışında konser yapmalarına mani olunmaktadır. Sanatçı için sanatını icra etmek yaşamsal bir olgudur Grup Yorum yapılan baskı Grup Yorum ‘un sanatsal hayatını sona erdirmek istenmektedir.
Değerli basın mensupları
Grup Yorum ‘un sanatçıları Helin Bölek ve İbrahim Gökçek bu saldırılar protesto etmek ve son verilmesini sağlamak için açlık grevine girdiler. Bu açlık grevi ölüm orucuna dönüşmüş bulunmaktadır. Ölüm orucunu n 222. gününde olan Helin Bölek ve 224. gününde olan İbrahim Gökçek’in sağlık durumları giderek kötüleşmektedir.
Maalesef ölüm sınırına yaklaşılmasına rağmen taleplerin karşılanması ve koşulların düzeltilmesine yönelik henüz tek bir adım atılmış değildir. Hâlihazırda açlık grevinde olanların talepleri ise son derece meşru olup; konser yasaklarının kaldırılması, İdil Kültür Merkezine yönelik baskıların son bulması yönündedir.
7 ayı aşkın bir süredir açlık grevinde olan Grup Yorum üyelerinin aşırı kilo kayıplarıyla birlikte sağlık durumları kötüleşiyor. Hapiste bulunan üyeler için tüketmeleri gereken türden şekerin kantinde bulunmadığı; vitamin, limon ve sair sıvı gıdaların yeterli olmadığı belirtilmektedir. Hastane sevkleri sırasında kart takılması ve kelepçe dayatması gibi insanlık onuruna ve İstanbul protokolüne aykırı uygulamalar söz konusu. Kişilerin adil yargılanma hakkı konusunda hapishanede yaşadıkları kötü muamele ve uygulamalara son verilmelidir. Yine, Yorum üyeleri açlık grevi süresince sağlık durumlarının bağımsız bir hekim tarafından izlenmesini talep ediyor, ancak bu talep reddediliyor. Maalesef bu da akıllara Silivri’de olası bir zorla müdahaleyi getiriyor. Nitekim, İnsan Hakları Derneği, (İHD) Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) İstanbul Tabip Odası, (İTO) ile Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası’nın (SES) oluşturduğu Açlık Grevlerini İzlemeye Heyeti, 8 Ağustos ve 15 Ağustos tarihlerinde, tutsakların, zorla müdahale olacağı yönünde tehdit edildiklerini aktarmaktadır.
Talepleri kabul edilmesi ,konser yasaklarına son verilmesi ve bir an önce sorunun çözüme kavuşturulması konusunda yetkililere çağrıda buluyoruz. Devlet, başta tutsak olan açlık grevindeki tüm üyelerin sağlığı konusunda, hiçbir bahanenin veya gerekçenin arkasına sığınmamalıdır. Açlık grevlerinde devletin yaşatma sorumluluğu birinci planda olduğundan talepleri değerlendirmek ve buna göre koşulları iyileştirmek de devletin görev ve sorumlulukları alanına girmektedir.
Değerli basın mensupları
İkinci olarak ölüm orucunda olan ve hayati tehlike yaşayan Mustafa Koçak’ın taleplerini de dile getirmek devlet yetkililerini ölümler olmadan harekete çağırmak istiyoruz.
Mustafa Koçak Çağlayan Adliyesi’nde Savcı Mehmet kirazın ölümü ile ile sonuçlanan saldırı sonrasında açılan davada bir gizli Tanık ifadelerine dayanarak tutuklandı ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası aldı. Mustafa Koçak söz konusu gizli tanığın iftira attığını adil yargılanma kurallarına uyulmadığını belirterek kendisinin söz konusu olayla hiçbir bağının olmadığını iddia etmektedir Temmuz 2019’da başlattığı açlık grevini 1 Ekim 2019 dan bu yana ölüm orucunda dönüştürmüştür. Koçak halen İzmir Şakran 2 No’lu T Tipi Ceza İnfaz Kurumunda tutsaktır. Hapishane yönetiminin ölüm orucunda bulunan Koçak’ın tıbbi taleplerini yerine getirmediği hayati öneme sahip B1 takviyesine engel olduğu ve Koçak’a fiili psikolojik baskı yaptığı bizzat Koçak’ın kendisi tarafından dile getirilmektedir. Hapishane idaresi Mustafa Koçak’ın sağlık taleplerini yerine getirmeli Koçak’a yönelik hukuksuz uygulamalarından vaz geçmelidir.
Gizli tanık ifadelerinin ne kadar içinin boş ve hukuk dışı olduğu birkaç gün önce basına yansıyan Bianet’ten Ayça Söylemez imzalı haberle ortaya çıkmıştır. Devlet neredeyse kadrolu gizli tanıklarla çalışmakta mahkemeler bu kadrolu gizli tanıkların içi boş ifadelerine dayanarak yüzlerce insanı tutuklanmaktadır. ÇHD üyesi avukatlar, Amed Belediyesi Eş Başkanımız Selçuk Mızraklı ve yüzlerce insan bu yalan iftiralarla hapishanelerde tutsak tutulmaktadır.
Gizli tanık uygulamasına derhal son verilmeli bu yalan ifadelerle tutulan tutsaklar serbest bırakılmalıdır.
Adalet bakanlığı ölüm orucundaki Grup Yorum üyelerinin ve Mustafa Koçak’ın taleplerine kulak vermeli be talepleri yerine getirerek ölüm oruçlarının can kaybına yol açmadan sonuçlanmasını sağlamalıdır.
