Gündem

Kadınların Kurtuluşu: Kadınların İsyanı Sarsıyor Dünyayı

Kadınların Kurtuluşu 8 Mart Dünya Kadınlar günü için açıklama yayınladı. Açıklamanın tam metni;

Kadınların İsyanı Sarsıyor Dünyayı

Kadın isyanlarımızın dünyayı kasıp kavurduğu bu dönemde 8 Mart’ımızı karşılıyoruz. 2019 yılını “kadın isyanı yılı” yapan biz kadınlar hiç hız kesmeden direnişimizi 2020’ye taşıdık. Şili’de “Suçlu Sensin” diyerek erkek-devleti teşhir eden kadınlar olarak enternasyonalle bütün dünyayı gezerek Meksika’ya ulaştık. Şili, İran, Beyrut, Peru, Zapata-Maya, Rojava, Hindistan…

Yeryüzü İsyanda Olan Biziz!

Meksika’da feministlerin, bütün kadınların katılımıyla ‘Kadın Katili Devlet’ şiarıyla hala devam eden isyanlarla kadınlar sokaklardan geri adım atmadı. Katilleri, tecavüzcüleri aklayan, aklamaktan öte teşvik eden anayasa mahkemesini yakarken tutuşturulan ateş, kaybettiğimiz tüm kadınların hıncıydı aslında. Haykırdılar, Haykırdık!
“Bizim her şeyi yakıp yıkmaya hakkımız var”

Rojava’da işgalcilere, sömürgecilere karşı kadınların özgürlük mücadelesi, ilk kadınlar tarafından sahiplenildi. Şişli’den Las Tesis ruhunun yanımda, Rojava’daki kadın özgürlük mücadelesi de tüm dünyayı dolaştı. Kürt, enternasyonal, feminist, kızıl, kara bütün kadınlar olarak biz yarattık devrimimizi, en içindeydik.

Kadınlar olarak bu çağda, hiçbir mekanı, sınırı tanımadan birbirimize aktık. Tıpkı Eylem’in dediği gibi, okyanusa aşkla katılan damlalar misali”

Türkiye’de kadınlarla erkek-devletin tahammül sınırlarını zorladık, zorluyoruz. Geçen sene 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü’nde hepimize seslenen Göze’nin kararlılığı ve kadınlara duyduğu sevgiyle…
En tepeden kadınları hizaya getirmeye çalışan Soylu’ya ve tüm dünya Soylu’larına karşı kadınların gücünü ortaya koyuyoruz.

Trans, natrans, lezbiyen, biseksüel, hetero… Stonewall’da başlayan hareket, bugün kadın kurtuluş mücadelesini besleyerek “Trans Kadınlar Kadındır” sloganıyla heteroseksizmi içimizden başlayarak tüm dünyada sarsıyor. Dünya’nın dört bir yanında kadınlar yaşamlarına bir karabasan gibi çökmüş olan erkeklere, erkek düzene karşı “ezberleri” bozarak erkek egemenliğin “can damarlarına” yöneliyorlar.

Yaşamlarımız erkek egemenliği tarafından tamamen kuşatıldı. Bizlere ölüm ya da itaat dışında bir seçenek sunmayan AKP-MHP erkek faşizmine karşı isyanımız tek kurtuluş yolumuz.

Patriarkal kapitalizmin en sadık temsilcisi AKP-MHP erkek faşizmi, kadın düşmanlığıyla pervasızca yaşamlarımıza saldırıyor. Aile, yargı, eğitim, medya… Kadın düşmanı devlet, ortaklarını ve mekanizmalarını kadınlara karşı şiddet aracı hâline getiriyor. Haksız tahrik indirimleri havalarda uçuyor. Erkek yargısı adeta katillere şunu diyor: “Siz öldürün, biz sizi koruruz”
Fatma Şengül’ün katiline indirim uygulayarak, Gülistan Doku’yu kaybedenleri “korunaklı alanlara kaçırarak”, Nadira Kadirova’nın katili AKP milletvekili Şirin Ünal’ı Ak’layarak, kadın cinayeti makinesine dönüşmüş durumdadır. İktidar taciz-tecavüz ve çocuk istismarı üzerine inşa edilen Ensar ve benzeri kurumlara halkın paralarını akıtarak tecavüzcü-istismarcı suç şebekesi olduğunu göstermektedir. Erkek-devlet ve onun günümüz temsilcisi AKP-MHP faşist iktidarı her fırsatta kadın kazanımlarına saldırmaktan geri durmamaktadır. Bizleri “güçsüzleştirerek” ev içinde görünmez emeğimiz, kamusal alanda yedek ve ucuz iş gücüne ek olarak görülen emeğimiz üzerinden sermayeyi/patronları ve erkekleri güçlendirmek istemektedir. LGBTİ+lara karşı işlenen her türden suçu nefret suçları kapsamına dahi almayarak LGBTİ+ nefretini hem göstermekte hem de örgütlemektedir.

Bugün en çıplak haliyle göçmenler nezdinde göçmen kadınlar üzerinden yürüttükleri politikalarda, patriarkal kapitalizmin, emperyalizmin işgalci savaşlarında bunu görmekteyiz. Sınırlarda Türk-Yunan güçleri fark etmeksizin göçmenler; yoksullukla, açlıkla, boğulmayla, özelinde göçmen kadınlar ise tecavüzle, cinsel saldırılarla karşı karşıya bırakmak pahasına pazarlıklara girişmiştir. Bugün tüm kadınların kaderleri işte bu kadın düşmanı, patronların erkek-devletinin nihayetinde patriyarkal kapitalizmin yok oluşuna bağlıdır.

Üstelik bizim kaynamayan aşımızın, yaşayamadığımız yaşamın sebebi kendileri iken, yoksulu yoksula, kadını kadına kırdırmak isteyerek pogroma varabilecek büyük bir göçmen nefreti yaymaktadırlar.

Halbuki bizi sömüren, tecavüz eden, hapseden, horlayan “düşman” ortaktır.

Kurtuluşumuz ancak bizlerin, örgütlü mücadesindedir.

Kadınlar olarak kurtuluşumuz için;
Ölüm ya da itaat kıskacına sıkıştırılan yaşamlarımızda kendi gücümüzü bilerek haykırmıştık “Susmuyoruz, Korkmuyoruz, İtaat Etmiyoruz”

Bugün Aynur bir adım daha öteye taşıyarak sloganımızı “ Sokaklar bizim olmalı, her yer bizim rengimizi taşımalı” dedi. Eylem, Özge, Asiye, Göze, Sultan, Hevalle birlikte arşınladığımız, mora boyadığımız tüm bu sokaklarda…
İşte tam da bugün bunun için 8 Mart ‘ta isyanımızla, bize yasaklanan meydanlarda, Taksim’de de, emeğimiz bedenimiz kimliğimiz için haykıracağız ;

Yaşasın Kadınların Kurtuluşu

Kadınların Kurtuluşu Feminist Mücadelede

Kadınların Kurtuluşu Direnişte

Yaşasın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ♀

Kadınların Kurtuluşu

Paylaşın