Sendikalı oldukları için işten çıkarılan Cargill işçilerinin direnişi 897 gündür devam ediyor. Direnişlerini gazetemize anlatan Fatih Gürhan, “Sadece işe girmek değil, bu bir onur meselesi” dedi.
Öncelikle direnişin başlangıcına dönecek olursak, hangi gerekçelerle, ne zaman işten çıkarıldınız?
Fatih Gürhan: İlk işten çıkarılmamızın sebebi sendikalı olmamızdı. 2012’de sendikalı olmaya başladık aslında o zamandan beri işten çıkarmalar sürüyor. 2014’te tekrar sendika faaliyeti yürütmeye başladık bu sefer Tek-Gıda-İş ile sendikalaşmaya başladık. Yetki belgesi için çalışmalar yapıldıktan sonra en son aşamada 14 arkadaşımızı kapı dışarı ettiler. Tabii gerekçe olarak sendikalaşmayı diyemiyor, yasal olarak yasak olduğundan. Kotayı bahane ederek 14 kişiyi işten attı. Biz o gün de söyledik, kotadan dolayı değil sendikalı olmak istedik diye atıldık. Bizler direnişimizi sürdürüyoruz ve işimizi geri istiyoruz.
897 gündür sokakta mücadele ediyorsunuz, kimi zaman gözaltına alındınız kimi zaman da karda kışta betonun üzerinde yatmak zorunda bırakıldınız. Mücadele günlerinizde size yaşatılan zorluklardan bahsedebilir misiniz?
Fatih Gürhan: 2.5 senedir direnişimiz devam ediyor aslında. Bursa’dan İstanbul’a yürüyerek geldik o günden sonra sürekli gidip geldik. Biz bunları işverene uyarı doğrultusunda yapıyoruz yani diyoruz ki sen eğer bunu yapıyorsan biz de bu şekilde cevap veriyoruz. Biz burada kapının önünde yatmak istedik, yatamazsınız’ dediler. Burada bizim yatmamamız için peyzaj alanına çevirdiler kapının önünü. Çiçekleri koydular, polisleri sürekli üzerimize sürdüler. ‘Orada duramazsın, burada duramazsın’ diyerek sistematik bir şekilde direnişimizi bastırmaya, susturmaya çalışıyorlar. Burada sürekli sivil polisler var, biraz ileride bir otobüs polis bekliyor. Gelen gidene bakıyorlar arada bir bizi copluyorlar. Biz Cargill’de girişi kapattığımızda orada ise jandarma bizim üzerimize geldi. Esasen, bizim mücadelemizi kırmaya dönük ellerinden geleni yapıyorlar. Çadır kurduk, kaymakam müdahale etti.
Özgür Yiğit: Diğer bir zorluk da kış, yerde yatıyorsunuz geceleri soğuk oluyor, açlık ile mücadele ediyorsunuz, bütün gün güneşin alnındasınız. Bizi yoran aslında psikolojik tarafı, hepimizin çoluğu çocuğu var. Hepimiz onlardan ayrı kalıyoruz. İlk başta onlara anlattığımızda, baya sıkıntı yaşamıştık ‘bir sigortalı iş bul ne yapacaksın’ diyorlardı ama başka bir yere gidince yine aynı sorunlarla karşılaşabiliriz. Yine işten atılabiliriz. Şimdi yaptığımız işi anlıyorlar ve bize destek veriyorlar. Bizim yapmak istediğimiz sadece işe girmek değil aslında bu bir onur meselesi oldu. Biz işçilere yapılan tüm haksızlıklara karşı mücadele ediyoruz. Biri işten çıkarıldığında acaba direnişe çıksam, grev yapsam olur mu dediği anda aslında Cargill işçisi onun için bir umut olacak. 800’ü aşkın gündür direnerek bu insanlar başardı diyecekler.
Açıklamalarınızda direnişinizi başka bir evreye taşıdığınızdan bahsetmiştiniz. Dün itibari ile Cargill’in tedarikçi firmalarına gidip sesinizi burada da duyuruyorsunuz. Bu kapsamdaki eylem takviminizi paylaşır mısınız?
Fatih Gürhan: Biz bir eylem programı hazırladık. Burada nerelere gideceğimiz yazıyor. Her pazartesi saat 13.00’da müşterilerin önünde basın açıklaması yapıyoruz sonra tekrar buraya direniş alanına geliyoruz. Cuma’ya kadar burada kalıyoruz, cuma günü tekrar evlerimize gidip pazartesi günü tekrar buraya (direniş alanına) dönüyoruz. Bizim bu tavrımız hem emperyalist tekellere hem de işçilerin sendikasızlaştırılmaya çalışıldığı bu dönemde, orada çalışan işçilere de bir umut olmak. Biz fabrikaların kapılarına dayandığımızda diyoruz ki, hakkımızı ver, vermezsen fabrikana dayanırız. Bu da başka işçiler için umut oluyor, bakın direndiler ve başardılar diyecekler.
Yakın zamandaki eylem takvimimiz ise şöyle:
5 Ekim Pazartesi Eti
12 Ekim Pazartesi Nestle
19 Ekim Pazartesi Dr. Oetker
26 Ekim Pazartesi Modern Karton
Cargill gibi diğer firmalarda da işten atılma korkusuyla pek çok insan sendikasız çalıştırılmak zorunda bırakılıyor. Yaklaşık 3 yıllık mücadele birikiminizden yola çıkarak, direnişiniz bugüne dek size neler öğretti?
Özgür Yiğit: Bundan öncesinde biz hiç bu işler ile uğraşan insanlar değildik. Ne direnişi bilirdik ne grevi bilirdik, slogan atmayı bile bilmezdik. Televizyonlarda görüp, duyuyorduk ama şimdi kendimiz mücadele etmeye başlayınca direniş bize öğretti. Ortada yenen hak var, bu hakkı ya savunacaksınız ya kafanızı eğeceksiniz. Başka bir alternatifiniz yok. Biz de bu başkaldırıyı seçtik, başka yere gidip çalışsak yine neler ile karşılaşacağımızı bilmiyoruz. Hiç değilse kendi bulunduğumuz yeri düzeltelim ki hiç değilse yaşam koşulları iyileştirilsin, ücret politikaları düzelsin, sendika gelsin hakkımızı savunsun. Bunları bilmiyorduk, hepsini mücadele esnasında öğrendik yani yavaş yavaş öğrendik. Burası bize bir okul oldu.
