Gündem

Cumartesi Anneleri: Hasan Ocak için 23 yıldır aynı inatla

Gözaltında kayıplara karşı mücadelesinin sembol ismi Hasan Ocak için adalet talebi 23 yıldır sürüyor. Cumartesi Anneleri 678. oturma eylemini Hasan Ocak’a atfetti. 21 Mart 1995 tarihinde gözaltında kaybedilen Hasan Ocak’ın annesinin “Oğlum için, tüm kayıplarımız için adalet istiyorum” çağrısıyla bir araya gelen insan hakları savunucuları ve kayıp yakınları, Ocak’ın katillerinin hesap vermesini istedi.

Galatasaray’da Hasan’ın sevdiği türküler çalındı, bağlaması ve kırmızı karanfiller yere konuldu, ailesi Hasan’ın resimlerini taşıdı. Cumartesi eylemlerinin öncülerinden Emine Ocak, “23 yıldır ben burada bekliyorum. Adalet istiyorum, başka bir şey istemiyorum” dedi.

Hasan’ın ağabeyi Ali Ocak ise şöyle konuştu: “Devletin işlediği insanlık suçlarıyla yüzleşmesini istiyoruz. Seneler önce Tayyip Erdoğan söz vermişti, kayıpların bulunması için. Ama her ne hikmetse bir kararname ile binlerce insanı tutuklayan Erdoğan’ın eli, gücü katilleri yakalamaya yetmiyor. Bu çaresizliğinin toplum tarafından sorgulanmasını istiyorum. Cumhurbaşkanı’nın elini tutan ne? Veli Küçük, Mehmet Ağar neden adalet teslim edilmiyor? 23 yıl da, 50 sene de geçse, ömrümüz yettikçe adaleti, özgürlüğü, eşitliği savunacağız.”

HASAN’IN SOFRASINA HEPİNİZ HOŞGELDİNİZ
Hasan’ın kardeşi MAside Ocak ise “23 yıl önce Hasan’ı aramızdan aldıklarında, Hasan’la şenlenen evimizin neşesine aldıklarında hepimizin sığındığı limanı, yoldaşımızı Hasan’ımızı aldıklarından beri bizim hayatımızı belirleyen iki tane fotoğraf var. Biri elimizde tuttuğumuz Hasan’ın gülen yüzü, ailemizin gül yüzlü çocuğu. Her hafta buraya geldiğimizde her köşebaşında Hasan’ın bıraktığı bir izle karşılaşıyoruz. Bu meydanın etrafındaki her tiyatro salonunda her sinema salonunda, bu kentin her sokağında Hasan’la bir anımız var. Şehrin çocukları hala Hasan’ın cebinden çıkarıp onlara sakız ve şeker dağıtmasını bekliyor. Sokaklarda oynayan çocuklarda, meydanları dolduran dostları da Hasan’ı özlüyor. Hayatımızı belirleyen diğer fotoğrafsa Hasan’ın paramparça edilmiş yüzünün fotoğrafıydı. İşkenceden geçirilmiş bedeninin fotoğrafıydı. O fotoğraftan gördüğümüz şey öfkeydi. O kadar çok şey anlatıyordu ki: insanlığın bittiğini, vicdanın öldüğünü…” diye konuştu.

EMİNE ANA DAĞ GİBİ BURADA DURUYOR
CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu yaptığı konuşmada “Emine annemin ellerinden öpüyorum. Neredeyse çeyrek yüzyıldır bu meydan Türkiye’nin bir hafıza, cesaret meydanı oldu. Bir dayanışma meydanı oldu ve aydı zamanda adalet için meydan okuma meydanı oldu. Çok zor zamanlardan geçiyoruz, adalet arıyoruz. Bu zor zamanları birbirimizle dayanışarak aşarız. Bu meydandan cesaret alan birçok yoldaşımız, dostumuz var. Burada durmaya, burada çoğalmaya devam edeceğiz. Bu zulme, zalimliğe son vererek adaleti sağlayacağız. Emine ana dağ gibi burada duruyor, hiçbir zaman da boyun eğmedi. Biz de onun yolundan boyun eğmeden devam edeceğiz” diye belirtti.

SAVCILAR POLİSLER TAKİPSİZLİK KARARIYLA KORUNDU
İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Başkanı Gülseren Yoleri de “Cezasızlık Hasan Ocak dosyasında da karşımıza çıktı. Görevlerini yapmayan savcılar, polisler takipsizlik kararıyla korundular. AİHM, Türkiye devleti hakkında ihlal kararı verdi. Ergenekon davasında gizli tanık ifadeleri ortaya çıktı, yargılanan kimi kişilerin suçlu olduğuna dair. Bu başvurular da kabul edilmedi. Savcılık geçen yıl dosyayı zaman aşımından düşürme kararı verdi. Buna itiraz etmiştik. İtiraz üzerine mahkeme önemli bir karar verdi, takipsizlik kararını kaldırdı ve gerekçesinde ‘bu delillerle dava açılması gerekirken açılmamış olması, dosyanın kapatılması hukuka uygun değildir’ dedi. Bunun arkasından artık davanın açılması gerekirdi ama herhangi bir hareket olmadı” dedi.

Hasan Ocak’ı arama sürecinde kurulan komisyonda yer alan Nimet Tanrıkulu ise “Biz Hasan’ı aradığımız tüm 52 gün boyunca aslında devletin ondan haberi vardı. Hasan devletin elindeydi, ama biz Hasan’ı arıyorduk. 52 gün boyunca yaşanan süreç çok ağırdı. Dünyada nasılsa Türkiye’de de kaybedenlerin bir gün yargılanacağına, sorumluların hesap vereceğine inanıyoruz. Bu alanda bunun için varız” şeklinde konuştu.

ARTIK YETER! HASAN OCAK İÇİN ADALET İSTİYORUZ
Basın açıklaması yapan Pınar Gayıp, “Hakikat ve adalet talebiyle 678. kez Galatasaray’dayız. Galatasaray’dayız çünkü; bu topraklarda yaşanan ağır hak ihlallerinin yarattığı yıkımlar ve adaletsizlikler ile yüzleşecek ve hesaplaşacak bir siyasi irade yok. Yaşanan ağır hak ihlallerini tespit edecek, bu ihlallerin etkilerini ortadan kaldıracak bir hukuk düzeni yok” dedi.

Gayıp açıklamanın devamında şunları söyledi:
“Artık yeter! Hasan Ocak ve tüm kayıp dosyalarında yargılama faaliyetlerinin tarafsız ve bağımsız biçimde, evrensel hukukun ilkelerini esas alarak gerçekleşmesini istiyoruz.

“Hasan Ocak’ın güvenlik güçlerince gözaltına alındığını ve onların kontrolü altında öldüğünü doğrulamaya yetecek veriler mevcuttur. Soruşturma olayın tam olarak nasıl meydana geldiğini belirleyecek; sorumluları tespit edecek ve cezalandırılmalarını sağlayacak etkinlikte yürütülmelidir.

“Gözaltında kaybedilenlerin akıbetlerinin açıklanması, kaybedenlerin yargılanması için adaleti sağlayacak bir yargı sistemi istiyoruz. Hasan Ocak için adalet istiyoruz.”

NE OLMUŞTU?
Sosyalist kimliğiyle bilinen 30 yaşındaki Hasan Ocak İstanbul/Avcılar’da yaşıyordu. 21 Mart 1995 tarihinde annesini arayarak, “Akşam yemek hazırlama, balık alıp geleceğim” dedi. Ancak Hasan eve gelmedi ve ailesi bir daha onun sesini duyamadı.

Daha önce iki defa gözaltına alındığı ve son gözaltısında “Bir daha gelirsen buradan sağ çıkamazsın!” diye tehdit edildiği için ailesi hemen İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ve İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcılığına başvurdu ama kendilerine “Gözaltına alınmamıştır” cevabı verildi.

23-28 Mart 1995 tarihleri arasında İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’nde gözaltında tutulan iki kişi, Hasan’ı şubede gördüklerini söyledi. Yine Hasan Ocak’ın ismini gözaltına alınan kişilerin parmak izi listesinde gördüklerini açıklayan iki kişi daha vardı. Bir başka tanıksa, şubedeyken bir hareketlilik olduğunu ve polislerin “Hasan Ocak getirildi!” diye aralarında konuştuklarını duyduğunu söyledi.

Ocak Ailesi TBMM, Başbakanlık, Bakanlıklar, savcılıklar, hastaneler ve Adli Tıp nezdinde girişimlerde bulundu. Ancak başvurdukları her yerde “Bizde yok” cevabıyla karşılaştı.

Devletin tüm engellemelerine karşı, aylar süren ısrarlı bir arayışın sonunda Adli Tıp Kurumu kayıtlarından Hasan’ın izine ulaşıldı. Ailesi her yerde Hasan’ı ararken onun ağır işkence izleri ile dolu cansız bedeninin, tüm resmi makamlardan geçirilerek “Kimliği meçhul kişi” olarak gizlice Altınşehir Kimsesizler Mezarlığı’na defnedildiği gerçeği açığa çıktı. Tüm veriler Hasan’ın işkence ile öldürüldüğünü doğruluyordu. Bu gerçek karşısında dönemin İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanı Algan Hacaloğlu “Toplumdan hükümet adına özür diliyorum” dedi.

Kaynak: ETHA

Paylaşın