Boğaziçi Üniversitesi’ne AKP’li Cumhurbaşkanı tarafından kayyum rektör Melih Bulu’nun atanmasının ardından başlayan direniş ülke çapına yayıldı. Hatta ülke sınırlarını da aşıp Amerika’dan İngiltere’ye, Almanya’dan Yunanistan’a kadar birçok ögrenci eyleminde de destek gördü. En son, aylardır sağcı hükümetin getirdiği yeni “üniversite reformu”na karşı sokağa çıkan Yunan öğrenciler de gerek Boğaziçi direnişini selamlayan pankartları ve dövizleri gerek yayınladıkları dayanışma mesajlarıyla eylemlerinin Türkiye’de ve sol basında görünür olmasına sebep oldu.
Biz de Umut Gazetesi olarak sürecin başından sonuna kadar yayınlanan haberler ve röportajlar vesilesiyle bir derleme yaparak Yunanistan’daki süreci aktarmak istedik.
Öğrenciler neden sokakta?
Genel olarak sosyal medyada ve haber sitelerinde Yunanistan’daki eylemlerin yalnızca üniversitelere yönelik özel polis gücü oluşturulmasına karşı yapıldığı görülse de mesele ondan çok daha fazlası.
2019 seçimleriyle iktidara gelen sağcı Yeni Demokrasi (ND) hükümetinin pandemiyi fırsat bilerek hazırladığı “üniversite reformu” taslağında kampüslere özel polis gücü oluşturulması planının yanı sıra daha başka birçok sorunlu madde var. Bunlardan bir tanesi emekçi halkı ve yoksul öğrencileri doğrudan etkileyen üniversiteye giriş sistemindeki yeni düzenleme. Bu düzenlemeyle birlikte bizdekine benzer bir şekilde puanlar ve kontenjanlara dayanarak gençler üniversitelere girecek ve zorlu bir sınav sürecinden geçecek. Yoksul ailelerin bu sınav için gerekli olan yardımcı derslere ayırabilecekleri maddi durumları olmadığından parası olanlar bir adım daha önde hazırlanacak sınava. Öğrencilerin aktardıklarına göre plan hayata geçerse önümüzdeki yıl yaklaşık 20 bin öğrencinin yüksek öğretimden dışlanması bekleniyor. Bunun yanı sıra, özel şirketlerin üniversiteler üzerindeki etkisi artacak, özel üniversiteler yaygınlaşacak, yüksek öğretime yeterli kaynak sağlanmayacak ve öğrencilere harç dayatılacak.
Düzenlemede dikkat çeken diğer maddeler ise muhalif sesin kısılmasına, örgütlenmesine ve üniversitelere girmesine yönelik. Yasayla birlikte öğrenim süresine ek olarak artı iki yıl daha olmak üzere yeni bir azami öğrenim süresi getiriliyor. Bu da o zamana kadar öğrenciler eğer eğitimlerini tamamlayamazsa üniversiteden atılacağı anlamına geliyor. Böylece yasanın getireceği katı kurallarla birlikte yönetmeliğe uymayan öğrenciler (mesela eylem yapan öğrenciler) okuldan uzaklaştırılırsa bu azami süre kolayca bahane edilebilecek. Yine yeni bir disiplin sisteminin de getirileceği yasa tasarısında yer alıyor. Yani üniversiteliler sesini her yükselttiğinde cezalandırılacak, hatta okuldan atılacak. Yeni tasarı ayrıca üniversitelere kameralar, yüz kontrolü ve üniversite dışından insanların içeri girmemesi için kampüsün giriş çıkışlarının kontrol edilmesi hakkında da düzenlemeler içeriyor. Yunanistan’da üniversitelerin örgütlenmede oynadığı rol düşünüldüğünde yasa tasarısıyla üniversitelerdeki sol ve anarşist örgütlenmelerin bastırılmaya çalışıldığı kolayca anlaşılıyor.
Son olarak üniversitelere getirilmesi planlanan özel polis gücü asıl olarak öğrenci hareketlerine ve üniversitelerdeki mücadeleye yönelik bir saldırı. 1000 polisle yapılması planlanan “özel polis gücü”ne verilen yetkiyle öğrenciler “yasadışı” eylem yaptıkları bahanesiyle gözaltına alınabilecek. Bu “yasadışı” eylemlerin ne olduğuna dair bir şey söylenmezken polisin inisiyatif alarak buna karar vereceği öngörülüyor.
Politeknik Direnişi’nin mirası
Burada, üniversitelere polisin girmesinin Yunanistan halkı açısından neden önemli olduğunu anlayabilmek için tarihi arka plana bir parantez açmak gerekiyor. 17 Kasım 1973’te cuntaya karşı gerçekleştirilen 40 kişinin katledildiği meşhur Politeknik Direnişi sonucu elde edilen kazanımlar akademik özgürlük yasası ile korunuyordu. Kolluğun üniversite kampüslerine girişi 1982 tarihli yasayla yasaklanmış, üniversitelere ancak can güvenliğinin tehdit edildiği bir suç kapsamında izin alarak girebilmesine izin verilmişti. 1982’den bu yana üniversitelere polisin ancak böyle bir şartla girebilmesi elbette üniversitelerde özgürce örgütlenebilme, eylem yapabilme ve mücadele etme olanağını tanıyordu. Bu bakımdan bugün konuşulan yasa tasarısıyla sağcı Yeni Demokrasi hükümetinin asıl niyetinin ne olduğu da açıkça ortaya çıkmış oluyor.
2019 seçimlerinde üniversitelerdeki “anarşi”yi bitireceğini taahhüt eden Kiryakos Mitsotakis, iktidara gelir gelmez bu yasayı kaldırdı ve üniversitelere polisin girebilmesinin önünü açtı. Aynı zamanda ülkede de adım başı polislere rastlanır oldu. Kentlerdeki polis sayısındaki artış, yıllardır polisin ve faşistlerin adım atamadığı bir nevi “kurtarılmış bölge” gibi görülen başkent Atina’nın anarşist semti Exarcheia’da polisin gövde gösterisi ve önüne gelene kimlik kontrolü yapması, yapılan her eylemde etrafın polisle kuşatılması, ülkedeki mültecilere yönelik polis baskısı ve şiddetindeki artış, polisin işgal evlerine saldırarak mültecileri çocuklarıyla birlikte sokağa atması, Politeknik Direnişi’nin yıldönümü olan 17 Kasım’ın 47 yıl sonra ilk defa polis saldırısıyla engellenmesi ve yasaklanması, 2008 yılında polis kurşunuyla katledilen Alexis’in anma etkinliğine yapılan saldırı bunlardan en göze çarpan örnekler oldu. Tüm bu saldırılara bakıldığında şüphesiz Mitsotakis’in üniversitelere ve devrimci öğrencilere saldırması da bekleniyordu.
Öğrenci eylemleri
Pandemiyle birlikte ülkede bir yılı aşkın bir süredir getirilen kısıtlamalar eylemleri de tüm ülkelerdeki gibi engelledi. Keyfi bir biçimde pandemi bahanesiyle engellenmeye çalışılan eylemlerde yeni düzenlemeye karşı sokağa çıkan üniversiteliler de nasibini aldı fakat öğrenciler ne susturulabildi ne de karantinayı engel olarak gördü.

Üniversitelerin uzaktan eğitime devam ediyor olması, öğrencilerin bir araya gelip örgütlenmesinde zorluklar yaratsa da binlerce öğrenci her hafta sokağa çıkmayı başarabildi. Eylemlere yalnızca üniversite öğrencileri değil, lise öğrencileri ve öğretmen sendikaları da yoğun bir katılımla destek verdi.
İlk olarak 17 Aralık’ta sokağa çıkan öğrencilere yönelik polis saldırısı Şubat ayına gelindiğinde katlanarak arttı. Başta Atina ve Selanik olmak üzere birçok kentte yapılan eylemlerde polis her defasında biber gazı ve copla saldırdı, öğrencileri yerlerde sürükledi, yere yatırıp ters kelepçe ile gözaltına aldı.
Pandemi kısıtlamaları bahanesiyle eylemlerin yasaklanmasına rağmen 14 Ocak’ta Atina’da yüzlerce üniversite öğrencisi yolu trafiğe kapattı. Polis vakit kaybetmeden saldırsa da öğrenciler yürüyüşlerini sürdürdü. Bu eylemde aynı zamanda Boğaziçi direnişi de unutulmadı, bir grup öğrenci “Diren Boğaziçi, Diren Üniversite” yazılı pankartlarıyla eylemde yerini aldı, Boğaziçi direnişini selamladı.

Tasarının parlamentoya geldiği 10 Şubat gününe gelindiğinde Atina’da binlerce öğrenci ve öğretim görevlisi bir araya gelerek yürüyüş düzenledi. Parlamento’ya yürüyen öğrenci ve öğretim görevlilerine polis bir kez daha saldırdı. Saldırı sonrasında kısa süreli çatışma yaşandı, 52 öğrenci gözaltına alındı. Saldırıya rağmen eylemlerini sürdüren binlerce kişi yasanın konuşulduğu gün parlamento önüne gitmeyi başardı ve seslerini duyurdu.
Atina’da 52 öğrencinin sert bir şekilde gözaltına alınması ertesi gün de binlerce insanı sokağa döktü. Gözaltına alınan öğrencilerden 24’üne mahkemede suçlama getirildi. Onlarca öğrenci, gözaltındakilere destek vermek amacıyla mahkemelerin önünde bir dayanışma mitingi düzenledi. Bu eylemde de polis saldırılarının daha da arttığı görüldü. Öğrenciler saldırılara direnerek karşılık verdi ve ara sokaklarda taşla, molotofla polisle çatıştı.

Çeşitli eylem videolarının bir derlemesine Press Project web sitesinden ulaşılabilir.
Yasa geçti
Yapılan kitlesel eylemlere ve akademideki yoğun itirazlara rağmen Yunanistan Parlamentosu geçen hafta tartışmalı tasarıyı onayladı. Faşist Yunan Çözümü partisi dışında tüm muhalefet partilerinin karşı çıktığı tasarı, 132’ye karşı 166 oyla kabul edildi. Başbakan Mitsotakis, parlamentodaki konuşmasında yeni yasayla “üniversitelerin marjinal grupların sığınağına dönüşmesinin engelleneceğini” söyledi.
Yasanın geçmesiyle birlikte bugün üniversiteliler ve öğretim üyeleri mücadelelerini sürdürmekte kararlı olduklarını, üniversitelerde bu yasaya geçit vermeyeceklerini söylüyor. 2021 dünya çapında direnişlerle başladı, şüphesiz daha çok direnişe de bu yıl tanıklık edeceğiz. Görülen o ki, Yunanistan da bu direnişlerin yaşandığı ülkelerden biri olacak. İki komşu halkın çocukları belki de 2021 yılında bir tarih yazacak.
