Özgürlük Meclisleri yazılı bir açıklama yapaarak “Bugün faşist tetikçi Peker’in ağzından salya gibi dökülenler, bir devlet organizasyonu olan bu mafyalaşan sömürü düzeninin sadece bir kısmını göstermektedir.” dedi.
Ezilen ve emekçi sınıflara çağrı yapan Özgürlük Meclisi üyeleri “Özgürlük Meclisleri olarak tüm işçilere, ezilenlere, kadınlara, gençlere çağrımızdır; gelin hep birlikte bu haramilerin saltanatına karşı mahallelerimizde öz örgütlenmelerimizi birlikte inşa edelim, harekete geçelim ve toplumun bütün kesimleri ile bir araya gelerek en net cevabı sokakta verelim” diyerek halkları birleşmeye ve sokakta mücadeleye çağırdı.
Açıklamanın tamamı şöyle;
Günlerdir mahallelerde, iş yerlerinde, yaşamın her alanında faşist mafya Sedat Peker’in gemiden atılır atılmaz, pastadan alamadığı payın verdiği öfke ile yaptığı açıklamalar konuşuluyor. Her video ve sosyal medya paylaşımında; devleti, devletin kurumlarını, devletin her kademesinde görev alan şahısların mafyalaşan ilişkilerini deşifre ederek, “devlet-kontra-mafya” yapılanmasını ifşa ediyor, esip gürlüyor.
Siz onun esip gürlediğine bakmayın; daha düne kadar Akp-Mhp-Ergenekon faşist ittifakı tarafından “devletine milletine bağlı bir iş insanı” olarak lanse ediliyor, mitingler düzenleyerek işçilerin, ezilenlerin öfkesini bastırmak adına kof tehditler savuruyor, tasmasını tutanlarla birlikte “oluk oluk kan akıtmanın”, devletin tüm kirli işlerini çözmenin peşinde koşuyordu.
Şimdi bu esip gürlemelerin nedeni, devlete çalışan bu mafya-çete-kontra kliklerinin arasında açığa çıkan maddi olanak, güç ve iktidar kavgasından ötürüdür.
Erdoğan ve Bahçeli anlaşmasıyla birlikte mafyacı Alaattin Çakıcı’nın serbest bırakılması, Ağar ve saz arkadaşlarının sessiz ve görünmezliklerini bozarak Yalıkavak Marina’da hep birlikte fotoğraf vermesi, bu güç ve iktidar kavgasının ilk açığa çıktığı anda hem içe hem de dışa yönelik gözdağı vermelerine dönüktü.
Bugün faşist tetikçi Peker’in ağzından salya gibi dökülenler, bir devlet organizasyonu olan bu mafyalaşan sömürü düzeninin sadece bir kısmını göstermektedir.
İşçilerin emeği ve alınterinin nasıl sömürüldüğü, Nadira, Gülistan ve daha nice kadının kimler tarafından katledildiği, kaçak bahis-kumarın kimler tarafından oynatıldığı, her gün onlarca insanın ölümüne binlerce insanın zehirlenmesine sebep olan uyuşturucu ticaretinin hangi baronlar tarafından yapıldığı, hangi siyasi mekanizma tarafından önünün açıldığı, Ortadoğu’ya saldırı planlarının nasıl devreye sokulduğu, katliamcı İşid barbarlığına silah ve lojistik sevkiyatın nasıl ve kimler tarafından yapıldığı, ülkenin her yanında patlayan bombaların ateşleyicisinin kimler olduğu, işçilere-ezilenlere karşı baskı ve zulüm politikalarının nasıl devreye sokulduğu artık en net halleriyle açık beyan ortadadır.
Yaşananlar; mafyalaşan tüm kirli ilişki ağları açığa çıkmış bu faşist bloğun, sömürü düzeninin çarkları arasında ezilen işçilerin, iflas eden-iflasın eşiğine gelen esnaf ve çifçilerin, okulunda joplanan öğrencilerin, katledilen- katillerinin sırtı sıvazlanan kadınların, sömürgeci hülyaların savaşı altında yaşayan Kürtlerin, inanç özgürlükleri hiçe sayılan Alevilerin, rant ve talanla toprağını doğasını yitiren köylülerin, fikrini açıkladığında saldırıya uğrayan, soruşturma-gözaltı-tutuklama ablukasına alınan aydınların-muhaliflerin ve toplumun tüm kesimlerinin üzerine basarak yolsuzluklarını, adaletsizliklerini, katliamlarını, yağmalamalarını, sömürü düzenlerini devam ettirdiklerini gösteriyor.
Çöküşe geçmiş faşist iktidarlarını ayakta tutabilmek adına katliamları, cezaları, tutuklamaları, sürgünleriyle durduramadığı işçilerin ve ezilenlerin öfkesini dün olduğu gibi bugün de kontra güçleri, polisi, jandarması, bekçisi, medyası, hukuku ve çeteleriyle birlikte bastırmaya, toplumu korku ikliminin sessizliğine büründürmeye çalışıyorlar. En ufak bir karşı sesi bastırmaya-birbirinden bağımsız kılmaya ve yalnızlaştırmaya çalışıyorlar.
Boğaziçi’ne, İkizdere’ye, Van’a, fabrikalara, atölyelere, iş yerlerine, kadınların yürüyüşlerine, faşist abluka altına almaya çalıştıkları sokaklara baksınlar. Mücadeleyi gün be gün büyütüyoruz. Ne yaparlarsa yapsınlar bu mafya-sömürü düzenine karşı örgütlenenleri, yürüyüşe geçenleri asla durduramayacaklar.
Özgürlük Meclisleri olarak tüm işçilere, ezilenlere, kadınlara, gençlere çağrımızdır; gelin hep birlikte bu haramilerin saltanatına karşı mahallelerimizde öz örgütlenmelerimizi birlikte inşa edelim, harekete geçelim ve toplumun bütün kesimleri ile bir araya gelerek en net cevabı sokakta verelim!
Devlet-Mafya faşist bloğuna karşı Özgürlük Meclislerinde birleş!
