Gündem, Kadın - LGBTİQ+

Saldırıya ve Deniz’in katledilmesine kadınlardan tepki: “Tüm güçlerimizi birleştirerek sesimizi yükseltmenin tam zamanı”

HDP İzmir İl binasına yönelik saldırı ve Deniz Poyraz’ın katledilmesini kınayan kadınlar, “Tüm güçlerimizi birleştirerek sesimizi yükseltmenin tam zamanı” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl Örgütüne dün sabah saatlerinde Onur Gencer tarafından silahlı saldırı düzenlendi. Saldırıda parti çalışanı Deniz Poyraz katledildi. Saldırıyı ve katliamı gerçekleştiren Onur Gencer gözaltına alınırken kelepçe takılmaması ise dikkat çekti. Olay yerine gelen ambulansla Deniz’in cenazesi Adli Tıp Kurumu (ATK) morguna kaldırıldı. Deniz’in cenazesi bugün Kadifekale’de düzenlenecek törenle toprağa verilecek.

Öte yandan Deniz’in katledilmesi ve HDP’ye yönelik saldırıya karşı binlerce kişi HDP İzmir il binası önüne akın ederek, saldırıyı kınadı.

Saldırıya ve Deniz’in katledilmesine birçok kesimden kadınlardan tepkiler yükseldi.

Devrimci Parti Genel Başkanı Elif Torun Öneren, iktidarın HDP’yi uzun yıllardır hedef aldığını söyledi. Elif, “Özellikle HDP’ye yapılan bu saldırı, aynı zamanda kadınlara, işçilere, direnenlere, ezilen halklara, LGBTİ+ bireylere yapılmış bir saldırıdır. En son İzmir’de HDP il binasına yapılan saldırı da yıllardır bunun vücut bulmuş halidir. Burada AKP faşist iktidarının beslenmiş olduğu özel silah eğitimi alan cihatçı çetelerden biri tarafından Deniz yoldaşımız katledilmiştir. İzmir İl binasında yangın çıkarmaya çalışılmıştır. Bazı kurumlardan bu konuda kınayanları görüyoruz, ancak kınamanın zamanı değildir, şu an faşizme karşı bireysel olarak, diğer partiler, ezilen tüm halklar olarak güçlerimiz birleştirmemiz ve faşizme karşı durmamızın zamanıdır. HDP asla kapatılamaz ve asla kapatılmamalıdır. Bunun da arkasındayız. Zaten son süreçlerde HDP hakkında çıkarılmaya çalışılan ve kriminalize edilen durum da şu an da katliamlarla vücut bulmuş hali geldi. Asla susmayacağız, asla yılmayacağız. Tüm güçlerimizi birleştirerek sesimizi yükseltmenin tam zamanıdır” ifadelerine yer verdi.

‘Bu faşist sisteme karşı çıkıp dur demeliyiz’

İktidarın korktuğu için HDP’yi hedef aldığını kaydeden Elif, “16 Haziran’da ‘Büyük Onurlu Haziran Direnişi’ eylemine ve Sakarya Caddesi’nde ‘İstanbul Sözleşmesi’ için yapılacak mitinge katılım çağrısı yapmak isteyen kadınlara saldıran zihniyet ile HDP İzmir İl binasına saldıran zihniyet aynıdır. Kişilere değil bu faşist sisteme karşı çıkıp dur demeliyiz. Bu konuda da herkes kınamakla kalmamalı, bütün güçlerini alanlarda göstermelidir” dedi.

‘HDP biziz, biz de HDP’yiz’

HDP Kadın Meclisi’nin “Kadın Yoksulluğu” buluşmalarını hatırlatan Elif, bu doğrultuda birlikte çalıştıklarını kaydetti. HDP İzmir İl Örgütü’nün bulunduğu yere dikkat çeken Elif, şunları dile getirdi: ““İzmir HDP İl binasına baktığımızda; binanın hemen ötesinde iki metre uzağında olan göstermelik iktidarın kendi kurduğu çadırlar mevcuttur. O çadırlarda güya isyanlar yükseliyor gibi yansıtılan çadırlardır ve orada çok sayıda sivil, resmi polis duruyor. Yani onların bilgisi olmadan o binaya girilmesinin ve kolluk kuvvetlerinin bilgisi olmadan girilmesinin hiçbir mümkünatı yoktur. Bu bilerek, istenmiş, düzenlenmiş ve katil Minbic’te ‘cihatçı çeteler’ tarafından eğitilmiş biridir. Bu devlet tarafından organize edilmiştir. Oradan kuş uçması mümkün değilken biz her yerde takip altındayken veya o binanın çevresinde o kadar kolluk kuvveti varken haberleri olmadan oraya girilmesi tesadüf değildir. Bugün orada 40 kişilik bir yönetim kadrosunun toplantısı yapılması gündemdeydi. O toplantı ertelendiği için bir kadın yoldaşımız orada katledildi ve bu katliamlar daha da büyük sayılara çıkabilirdi. Ama bir kadın yoldaşımızın katledilmesi bizim için bir zulümdür, affedilir değildir. Tüm bu yaşananlara karşı direnmeye devam edeceğiz. HDP biziz, biz de HDP’yiz. Bizler Devrimci Parti olarak HDP’nin her varoluşunda ve her eyleminde yanındayız ve olmaya devam edeceğiz. HDP ile mücadelemiz ortaktır.”

‘Burjuvazi bize iç savaş ilan ediyor’

Alınteri üyesi Zarife Çamalan ise, “derin devlet içerisinde bir çıkar çatışması olduğunu ve bu çatışmaların, işçilere, kadınlara, halklara yönelik saldırılarla sonuçlandığına işaret etti. Zarife devamında şu sözleri kullandı: “Onlar kendi çöplüklerinde kavga ederken yine bizim sırtımıza biniyorlar, ezilen halklara saldırıyorlar. İşçilerin, emekçilerin haklarını gasp etmeye devam ediyorlar. Yasakları sürdürüyorlar. İki gün önce gördük; kadın eylemlerinde yine vahşice saldırıları devam ediyor. Yüz yıllardır ezilen halklara da Kürtlere yönelik saldırılar da devam ediyor, HDP binalarına da saldırılar devam ediyor. Çünkü içinde bulunduğumuz sistem kendi krizini aşamıyor. Son günlerde uluslararası anlamında bazı sınırlara girmeye çalışıyorlar. Dolayısıyla bu da gündemi değiştirmeye, yeni yeni gündemlerini yaratmaya çalışıyorlar ve kirli savaşlarının yükünü bizden çıkarmaya çalışıyorlar. Dolayısıyla böylesi dönemlerde ırkçılığı, milliyetçiliği, şovenizmi dillendiriyorlar. HDP binalarına saldırılar yapıyorlar. Bununla birlikte aslında kendilerinin yaptığı kirli ve çıkarcı politikaları insanların bakış açısını manipüle etmeye yönelik saldırılardır. İzmir’de HDP binasına yapılan saldırı da bunun bir parçası. Türkiye’de ‘Kürt sorunu yok’ diyorlar ama Kürt sorununun çözümü gelecekte olan bir barışta ise bu barış için savaşmamız gerekiyor. Burjuvazi bize iç savaş ilan ediyor. Bizi savaşa davet ediyorsa kabulümüzdür. Yani bunu HDP ile yan yana durarak, kol kola girerek, kenetleyerek, işçilerle, emekçilerle, Alevilerle ve tüm ezilen halklarla bu savaşı yürüteceğiz. İnsanlığın özgürlük mücadelesini öreceğiz.”

‘Gezi’deki gibi değildir, bu kaynama daha bilinçli’

HDP’ye yönelik saldırı ve Deniz’in katledilmesinin aynı zamanda bütün kadınlara, halklara yönelik bir saldırı anlamına geldiğini vurgulayan Zarife, “Çünkü kendi kirli siyasetlerinin bir kaynama noktası var ve bu kaynama, bu hareketlilik aslında Gezi’deki gibi değildir. Toplumdaki bu kaynama daha bilinçli ve örgütlü bir kaynamaya doğru yöneliyor. İşçi sınıfın direnişini, haklarının ve kadınların mücadelesini görüyoruz. Dolayısıyla bu saldırılar, HDP ve Deniz şahsında bu hareketlilik ve kaynama noktası susturmak ve dinginleştirmek için yapılan saldırılardır. Tabii ki HDP üzerinde yapılması ve 6 milyon Kürt halkının iradesini yok saymaktır ki biz daha önce bunları kayyımlarda da gördük. Özellikle, tüm bunların olmasında içimiz kan ağlasa da ‘evet’ diyeceğiz diyen sosyal demokrat aymazların ihanetçilerinin parmağı var” diye belirtti.

‘AKP- MHP iktidarı ne kadar güç kaybediyorsa o kadar saldırıyor’

İşçi Emekçi Komisyonu üyesi Songül Doğan da, tepkisini AKP-MHP ittifakı sonucunda gerçekleşen saldırılara dikkat çekti. Songül, “İktidarın kirliliği son birkaç haftadır ortaya saçılan delilerle belgelerle bir kez daha su üzerine çıkmış oldu ve yine başı sıkıştığında kadınları, Kürt halkı, gençleri, ileri devrimcileri saldırı odağı haline getirdi. İzmir’de HDP’ye yapılan saldırı da bunun bir parçasıdır. AKP- MHP iktidarı ne kadar güç kaybediyorsa o kadar saldırıyor ve her fırsat bulduğunda Kürt halkına saldırıyor. Bugünlerde görülen Kobanê Davası da aslında bunun bir parçasıdır. Bugün de Türkiye hakları ve Kürt halkı üzerinde gerici, şovenist politikalarla kendi silahlı gerici kitlesini ayakta tutmaya çalışıyor. Bugün Kürtlere yapılan saldırı politik duruşundan kaynaklı bir saldırıdır ve basit bir saldırı da değildir. Türkiye’de aslında biz işçi emekçi kadınlar, ilerici, devrimci, sosyalistler olarak bu saldırılara karşı susmayacağız. Örgütlü birliğimizi her alanda ifade edeceğiz” diye konuştu.

Kaynak: Jin News

Paylaşın