AKP’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik işgal hareketi için 2019’da TBMM’ye getirdiği, savaş tezkeresine “evet” oyu veren CHP’nin Şişli ilçe binasını işgal eden ve bir süre tutuklanıp ardından serbest bırakılan DEV-GÜÇ üyelerine mahkemeden hapis “cezası” çıktı.
16 Ekim 2019 günü CHP Şişli ilçe binasına “Bu işgal AKP’yi kurtarma operasyonu, işgale dur de”, “Bu işgale ortak olmayacağız” ve “Bu savaş AKP’yi kurtarma operasyonudur” pankartları asan devrimci gençler sık sık “AKP savaş halklar barış istiyor” sloganı atarak bina içerisinde eylem gerçekleştirmişti. Binadan işkence ile gözaltına alınan devrimci gençler 18 Ekim’de çıkarıldıkları mahkeme tarafından tutuklanmıştı. “Zorla bir siyasi partinin faaliyetlerini engellemek” gerekçesiyle yargılanan DEV-GÜÇ üyeleri 6 Aralık’ta İstanbul 33’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmada serbest bırakılmıştı.
Bugün (09 Eylül 2021) İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen 2019/697 esas sayılı dosyanın 7. duruşmasında karar çıktı. Aynı zamanda Devrimci Parti MYK üyesi olan ve başka bir dosyadan yeni tahliye olan Gamze Taşçı ve eyleme katılan Can Çıldır için mahkeme “zorla bir siyasi partinin faaliyetlerini engellemek” iddiası ile 3 yıl 4 ay hapis “cezasına” hükmetti.
Tahliye olduktan sonra yaşananları Yeni Yaşam’a anlatan Gamze Taşçı ve Can Çıldır ise eylemin içeriğine ve tutsaklık sürecine dair detaylar hakkında şöyle konuşmuştu.
‘Türkiye Sosyalist Hareketi’ni eleştirdik’
CHP’nin devletin kurucu ve koruyucu partisi olduğunu ifade eden DEV-GÜÇ üyesi Can Çıldır, CHP’nin muhalif bir parti olmadığını, Kuzey ve Doğu Suriye’ye karşı gerçekleştirilen işgal saldırısının öncülerinden biri olduğunu söyledi. 2015’te çözüm sürecinin bitirilmesiyle birlikte AKP’nin toplum üzerindeki baskısını daha da arttırdığını dile getiren Çıldır, “AKP 7 Haziran seçimlerinden sonra ülkede faşizmi kurumsallaştırmaya başladı. Türkiye Sosyalist Hareketi de sürekli kendi sağına yaslanan, kendi devrimci çıkışlarını yaratmayan, siyasal bataklığa bürünmüş bir durumda. Bir yönüyle de bizim bu eylemi gerçekleştirmemizin sebebi buydu. Devletin sınırları içerisinde bir dünya arayışı değil de kendi meşruiyet sınırlarımız içerisinde bir dünya arayışı içerisine girmekti. Bu noktada Türkiye Sosyalist Hareketi’ni eleştirdik. Liberal özlemler, liberal alışkanlıklar içerisinde kendini var etmek ötesinde devrimci çizgide yani bir üçüncü yolda birleşik bir mücadele zemininde bulaşabilmesi için aslında bir eleştiriydi bu eylem” diye belirtti.
‘Tutuklanacağımızı biliyorduk’
Mahkemeye çıkarılmadan önce polislerin kendilerine “Sizi tutuklayacağız, yıllarca içeride kalacaksınız” dediğini aktaran Çıldır, “Yani mahkemeye çıkmadan tutuklanacağımızı öğrendik. Biz de eylemi yaparken tutuklanacağımızı biliyorduk. Çünkü devlet tarafından çizilen bir sınır var. Biz bu sınırın ötesine geçtiğimiz anda biliyorduk” dedi.
IŞİD’lilerle aynı koğuşta
CHP binasından gözaltına alınırken, polislerin kapıyı kırarak içeri girdiğini aktaran Çıldır, şöyle devam etti: “Bizi yere yatırıp, ters kelepçe yaptılar. Biz kelepçeliyken bizi darp etmeye başladılar. O sırada polislerden biri, ‘Devrem kamera var yapma’ dedi. Sonra bizi oradan kamerasız alana götürerek uzun süre darp ettiler. Yüzümüze ve karın boşluğumuza vurdular. Arabayla Şişli Emniyet binasına götürülürken de arabada sürekli fiziksel şiddete maruz kaldık. Sonrasında çıplak arama dayatıldı. Uzun süre tartıştık. Orada da darp edildik. Zorla çıplak arama yapmaya çalıştılar ama biz direndik. Sonra bizi TEM Şube’ye teslim ettiler. İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldük. Orada ‘üstünüzü çıkarın’ denildi. Çıkarmayacağız dediğimiz anda dört polis daha odaya girdi, ve bir saat boyunca işkence gördük. Kafalarımız duvarlara vuruldu, elbiselerimiz çıkarılarak, ‘Size burada ne yapacağımızı çok iyi biliyoruz’ denildi. Ardından bize ters kelepçe yapıldı. Daha sonra beni 4 saat boyunca DAİŞ’lilerin arasında tuttular.”
‘Devrimci çıkış’
Tutuklanan bir diğer isim DEV-GÜÇ üyesi Gamze Taşçı ise son yıllarda özellikle Suriye’de tanık olunan savaşın açık bir şekilde emperyalist güçlerin sahadaki rekabetinin bir yansıması olduğunu ifade etti. Taşçı, “Tabi, bunların hiçbirinde Suriye halklarının kendi kaderlerine dair en ufak bir söz söylemesine tahammül dahi yok. AKP’de bu sürece ‘sınır güvenliği’ bahaneleriyle dahil oluyor. Çok açık ki, Suriye’ye işgale gidip sömürge sınırlarını genişletmeye çalışan AKP, içerde de sömürü sistemini derinleştirecek, erkek egemenliğini birçok biçim ve boyutlarda derinleştirecek” ifadelerini kullandı.
Türkiye devrimci hareketinin, Kürt özgürlük hareketiyle temas kurduğu için devletin buna büyük bir zorbalıkla karşılık verdiğini söyleyen Taşçı, “Bizim, CHP Şişli binasında yaptığımız eylem bu kadar sessizliğin içerisinde egemenlerde çok büyük bir korku yarattı. Bunun farkındayız. Bu yüzden de bizim tutuklanmamız dışında bir karara gidilmeyeceğini de tahmin ediyorduk. Çünkü her devrimci çıkışta bir ‘devlet dersi’ okunabilir” dedi.
‘Birleşik gençlik hareketi’
Türkiye devrimci hareketine çağrıda bulunan Taşçı, sistemin sınırlarına sıkışmayan militan birleşik devrimci gençlik hareketine ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Devrimci gençlik hareketinin son süreçte kendi kabuğuna çekildiğinin altını çizen Taşçı, “Bu sebepten Türkiye de gençliğin politik sıçramalarını örgütlü bir güce dönüştüremiyoruz. Hali hazırdaki devrimci özne eksikliğini bilinçte ve eylemde öne atılacak, kararlı, kesintisiz gençliğin devrimci mücadelesiyle aşabiliriz” diye konuştu.
