Üzerinden tam 2 yıl geçti 6 Kasım gününün, herkesi bilemem ama Kasım ayı gelince aynı ay içerisinde birkaç şehit haberi aldığımız için bu ay buruk geçer diğer aylara nazaran. Yasin’in haberini aldığım gün yaşadığım tüm kötü anları bir kenara bıraktım, bir yerde oturup hiçbir şey düşünmeden durdum. Önce gözümün önünde yaşadığımız anılar sonra da bir daha göremeyecek, konuşamayacak olmanın ağırlığı oturdu yüreğime. Yasin’i İmran yapan, kendini yeniden yaratan herkesin bahsettiği, eğer Yasin varsa o iş olur dedirten neydi? Tanıyan, tanımayan yoldaşların bir de benden, geçirdiğimiz küçük ama paylaştıklarımızı ve maneviyatının büyük olduğuna inancımı aktarmak istiyorum. Çünkü Yasin bıraktığı mirasta tek bir cisimi ifade etmedi gittikçe büyüdü ve hakikat oldu ve neticesinde öz oldu, herkesin bu hakikati tanıması gerekir.
İstanbul’da tanıdım ben Yasin’i, ilk tanıştığımızdan beri bana “oo … Başkan” derdi, samimiyetini ve inancının sıcaklığını da ilk tanıştığınız andan itibaren her kelimesinde hissederdiniz. Bir kafede oturduysanız, bir işe girdiyseniz Yasin varsa dert etmeyin, en imkansız zamanda bile imkansızlıklar bir şekilde olur hale gelirdi. Nitekim bunu Kadıköy’de birlikte açtığımız Feyruz kafede gördük. Kafeyi açmaya güç bela para bulmuştuk ama içerisi çok kötü haldeydi önce boyasını yapalım, bahçeyi temizleyelim dedik. Tadilat sürecinde Yasin’i daha iyi tanımaya başladım. Bu sırada üst katta oturan Adil amca, kafe açılmasını istemiyordu. Bir haftadır hiçbirimiz ikna edemedik, Yasin bir gün Adil amcanın yanına gidip konuşunca bir daha Adil amcanın sesini duymamıştık. Kapıdan dışarı çıktığında “beni Silivri’ye tekrar sokturacaksınız” dediğini duyup gülmüştük, dedim ya imkansızlıkları olur hale getirirdi Yasin.
Şehit haberleri aslında beklenen bir durumdur ama içten içe beklememek ister insan, belki o gerçekle yüzleşmek ağır gelir hepimize. Günler ilerlerken, beklemediğimiz bir şey oldu. Ulaş abinin şehit olduğu haberini aldık anma ve yürüyüş düzenlendi, bunun icin kortej oluşturuldu. Kortejin güvenliğini sağlarken kitle çok kalabalık olduğu için bazı yerlerde araba geçişinde zorluk yaşadık. Kadıköy’de binlerce insan yürüyordu nihayetinde biz de Moda’ya doğru çıkarken birkaç araba ile sorun yaşadık. Yasin binlerce kişiyi o kadar iyi gözlemliyordu ki bir dakika bile geçmeden yanımda belirdi, Yasin bu dedim ya hallolmuştu bile.
Herkesle diyaloğu farklıydı, onun içinde vefa vardı. Kiminle konuşursa konuşsun bu güvende o vefadan gelirdi, söylemezdik ama hissederdik. Yasin ile oturduğunuzda hem güvenini hem de içten samimiyetini hissederdiniz. Gittin be kardeşim, gittinde bizi de kendinle götürdün bir yarımızı eksik bıraktın ama kendini gerçekleştirdiğinin bilinci ile gittin, İmran oldun bilincini kendinle harmanladın. Yaşadın ve yaşattın, selam olsun.
