Birleşik Devrimci Parti Merkez Yürütme Kurulu Sivas Katliamı ile ilgili: ‘Mazluma can zulmün karşısında kalkanız!’ başlıklı bir açıklama yayınladı.
Açıklamada “Sivas Katliamı’nın izleri halen belleğimizdedir. Mehmet Tunç’un, Cizre’de bir binanın bodrum katında yankılanan direniş sözleri kulağımızdadır. Taybet Ana’nın cenazesi gözlerimizin önündedir, yakılan cenazelerin kokusu burnumuzdadır.” ifadeleri yer aldı.
Ayrıca açıklamada “Devrimci Parti, Sivas katliamının yıl dönümünde bu katliamı yapanların ve koruyanların hesap vereceği günlerin yakın olduğunu ve yanlarına kalmayacağını belirtirken katledilen canlarımızı da unutmayacağını ve unutturmayacağının altını bir kez daha çizer.” denildi.
”Katliamların sistematik hale geldiği topraklarda yaşıyoruz. İşkence, soykırım ve yasakçı zihniyet dur durak bilmeksizin devam etmekte, kurulu nizam gücünü bu süreklilikteki başarıdan almaktadır. Bahsedilen başarının iki kaynağı vardır. Sermaye, Erkek-Türk-Sünni temelli iktidarlar altında rahatça yerleşme ve dolaşım imkânı bulmakta, merkezi yapı da kadim despotik devlet geleneğini kesintisiz sürdürmektedir.
Ermeni soykırımı ile başlayıp komünistlerin, Kürtlerin ve Alevilerin kıyımı ile devam eden silsilenin doruk noktalarından birini de Sivas Katliamı oluşturmaktadır. Bu katliam sırasında yaşananları hatırlamak, kaybettiklerimizin anısını yaşatmak yönünden olduğu kadar; devlet aygıtının bir soykırım kampanyasını nasıl bir meziyetle başarabildiği anlamak açısından da faydalıdır.
Ülkemizde kolayca kışkırtılabilen bir linç kültürü vardır.
Türkiye ve Kürdistan topraklarının uzun yıllardır biriktirdiği birlikte yaşama kültürü, bazı momentlerde bu tipte bir linç kültürüne kurban gitmiştir. 6-7 Eylül olayları, Maraş-Çorum katliamları, Madımak(Sivas) katliamı ve 90’lı yıllarda Kürtlere yönelik saldırılar en bilinen örnekler arasındadır. Geniş kitleler milliyetçiliğin, cinsiyetçiliğin ve muhafazakâr Sünni yorumun ideolojik hegemonyası altındadır ve kolaylıkla yönlendirilmektedir.
Şüphesiz ki, AKP iktidarı takındığı değişken ideolojik formlar itibarıyla, devletin kurucu ideolojisinden ve klasik sağ iktidarlardan oldukça farklıdır. Buna rağmen kurumsal düzlemde, bütün devlet gelenekleri hiç değişmeden varlığını devam ettirmektedir. Katliamların senaryosu birçok kez devreye sokulmak istenmiş ve yer yer fiili olarak da işleme imkânı bulmuştur.
Sivas Katliamı’nın izleri halen belleğimizdedir. Mehmet Tunç’un, Cizre’de bir binanın bodrum katında yankılanan direniş sözleri kulağımızdadır. Taybet Ana’nın cenazesi gözlerimizin önündedir, yakılan cenazelerin kokusu burnumuzdadır.
Üzerinden 24 yıl geçmesine rağmen hala acımız ve öfkemiz taptazedir.
“Bozuk düzende sağlam çark olmaz” diyen Pir Sultan Abdal’ı anmak için buluşan canlar konakladıkları Madımak Otelinde tüm ülkenin gözleri önünde gerici, cani çeteler tarafından diri diri yakılmıştır. O gün katledilen 33 canımızın her birinin üzerimizde bıraktığı iz hiçbir zaman silinmeyecek kadar derindir.
Alevi toplumunu hedef alan katliamda sanatçılar, şairler, müzisyenler-ozanlar ve çocuklar katledildi. Canlar katledilirken dönemin iktidarı ve yetkililer sadece seyretti. “halkla güvenlik güçlerini karşıkarşıya getirmeyiz “ diyen o günkü cumhurbaşkanı Süleyman Demirel alenen katliam yapan canileri korumuştur. Bugünlerde AKP mitinginde boy göstermesi ile gündeme gelen, o günün başbakanı Tansu Çiller ise “çok şükür otelin dışındaki halkımız bir zarar görmemiştir” diyerek yakılarak katledilenleri değil de yakan katilleri düşündüğünü açıkça itiraf etmiştir.
Tarih sınıfların mücadelesidir. Bu ülkenin tarihi kanla, katliamlarla doludur ve bunların hepsi bizler için tıpkı Madımak yangını gibi sönmeyen birer yangındır. Dersim’ler, Maraş’lar, Çorum’lar, Roboski’ler, Suruç’lar, Ankara’lar ve nice yargısız infazlar, toplu mezarlar ve diğerleri hepsi ama hepsi yüreğimizde sönmeyen yangındırlar. Ama unutulmasın ki bu yangınlar büyüyüp egemenleri ve Saray’larını da elbet bir gün yakacaktır.
Resmen devlet kontrolünde yaşanan katliamın failleri bilindiği halde yakalanmadığı ve yargılanmadığı gibi zaman aşımına uğrayan dava bittiğinde ise “hayırlı olsun” diye duyurmuştu bugünün cumhurbaşkanı.
Yaşanan katliam bu ülkede yaşayan azınlıklara, halklara karşı bir tehdittir. Bugün başkanlık hayalleri ile seçime giden AKP ve Erdoğan’ın hayalindeki ülkede düşman ilan edilmiş, ötekileştirilmiş Kürtler, kadınlar, aleviler ve tüm muhalif kesim bu tehdidin hedefindedirler.
Mazluma can, zulmün karşısında kalkanız!
Devrimci Parti, Sivas katliamının yıl dönümünde bu katliamı yapanların ve koruyanların hesap vereceği günlerin yakın olduğunu ve yanlarına kalmayacağını belirtirken katledilen canlarımızı da unutmayacağını ve unutturmayacağının altını bir kez daha çizer.”
BİRLEŞİK DEVRİMCİ PARTİ MERKEZ YÜRÜTME KURULU
