Gündem

“Her gün ölüyorum. Bari kalan son dönemini bizlerle geçirsin”

25 yıldır hapishanede, artık hatırlamıyor, tansiyonu, zehirli guatr ve kemik erimesi var. Mehmet Emin Özkan tüm bunlara rağmen tahliye edilmezken, kızı isyan ediyor: Her gün ölüyorum. Bari kalan son dönemini bizlerle geçirsin

Diyarbakır’ın Lice ilçesinde 22 Ekim 1993’te meydana gelen olaylarla ilgili yargılanan ve müebbet hapis cezası verilen 83 yaşındaki ağır hasta tutuklu Mehmet Emin Özkan, 26 yıldır hapishanede tutuluyor.

Özkan, tutuklu bulunduğu dönemde 5 kez kalp krizi geçirdi. Ayrıca tansiyon, zehirli guatr, kemik erimesi, duyma-görme eksikliği ve hafıza kaybı gibi sağlık sorunları yaşıyor. Hastalıklarından kaynaklı günlük temel ihtiyaçlarını dahi karşılamayan Özkan’a, aynı koğuşta kalan Ahmet adlı oğlu refakatçilik yapıyor.

Özkan’ın tahliye edilmemesine, İzmir 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Lice Davası’nın sonuçlanmaması gerekçe gösterildi.

Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sağlık Kurulu, 2015 yılında Özkan’ın vücut fonksiyonlarının yüzde 87’sinin işlevsiz olduğu ve “hapishanede kalamayacağı” yönünde rapor verdi. Özkan, söz konusu rapora rağmen tahliye edilmedi. Sonrasında birçok kez Adli Tıp Kurumu’na (ATK) sevk edildi ancak sonuç değişmedi. ATK her seferinde “hapishanede kalabilir” yönünde rapor düzenledi.

‘Ne bizi duyuyor ne de bizimle konuşabiliyor’

Özkan’nın kızı Selma Özkan, en son pazartesi günü açık görüşte gördüğü babasının sağlık durumuna ilişkin Mezopotamya Ajansı’ndan Mehmet Güleş’e konuştu.

Babasının tekerlekli sandalyeyle görüşe getirildiğini aktaran Özkan, “Babam hafızasını kaybetmiş. Günde 5-6 farklı ilaç kullanıyor. Her gün hastaneye götürülüyor. Ne bizi duyuyor ne bizimle konuşabiliyor. Ona bir şey söylemek istediğimizde önce abime iletiyoruz. O da babamın kulağına fısıldayıp sonra bizlere cevap verebiliyor. En temel ihtiyaçlarını dahi karşılayacak durumda değil. Tüm ihtiyaçlarını abim karşılıyor” dedi.

Açık görüşler ‘hücre görüşü’ gibi

Açık görüşlerin daha önce büyük salonlarda yapıldığını ancak şimdi hücre şeklindeki odalarda yapıldığını aktaran Özkan, “Görüş yerinde her bir tutuklu için ayrı bir masa ve başında da gardiyanlar duruyor. Babamla yan yana gelmemize ve sarılmamıza dahi izin verilmiyor. Bu görüş her ne kadar açık dense de aslında ‘hücre görüşü’ tanımı koysak yerindedir. Eskiden açık görüşler 45 dakika iken şimdi 30 dakikaya indirildi. Zaten yapılan görüş ziyaretlerinden bir şey anlamıyoruz. Görüşler bir rüya gibi geçiyor” diye kaydetti.

‘Baygın haldeyken yatağa kelepçelendi’

ATK’den rapor almak için babasının defalarca İstanbul’a götürüldüğünü ancak sonuç alamadıklarını ve en son götürüldüğünde koranavirüs (Kovid-19) salgınına yakalandığını anımsatan Özkan, korona testinin bir ay boyunca pozitif çıktığını söyledi.

Özkan, “Ağırlaşan durumu nedeniyle hastaneye kelepçeli bir halde sevk edildi. Bu yetmedi hastanede de baygın halde olmasına rağmen elleri yatağa kelepçeliydi. Babam 7 gün boyunca kendinde değildi. Kendine geldiğinde, kendisine bakacak biri olmadığını söyleyerek, hapishaneye gitme talebinde bulundu. Hastanede babama refakatçi olmak istedik fakat izin verilmedi. Sadece kapı aralığından ona bakabildik. Babamı gördüğümde serum takılmış ve baygın bir halde elleri yatağa kelepçeliydi” sözleriyle hastane sürecinde yaşananları anlattı.

‘Mahkemeler sembolik yapılıyor’

Mahkemelerin artık sembolik olarak yapıldığını söyleyen ve ATK kararını eleştiren Özkan, “Daha önce Halil Güneş için de ATK ‘hapishanede kalabilir’ raporu vermişti. Ama Güneş hapishanede yaşamını yitirdi” ifadelerini kullandı.

Çözüm sürecinde hasta tutukluların serbest bırakılması için Ankara’da yaptıkları görüşmeyi anımsatan Özkan, kendilerine verilen sözlerin tutulmadığını söyledi.

‘Her telefon çaldığında kaygılanıyorum’

Hapishanelerden artık cenazelerin çıkmasını istemediklerini ifade eden Özkan, babası için “çözüm üretilsin” çağrısı yaptı. Özkan, “Abim yanında olmasaydı çoktan yaşamını yitirmişti. 26 yıldır baba hasreti çekiyorum. Her telefon çaldığında kaygılanıyorum. Her telefon ya da kapı zili çaldığında olumsuz bir haber gelir diye kaygılanıyorum. Her gün ölüyorum. Bari kalan son dönemini bizlerle geçirsin” diye konuştu.

Yeni Yaşam Gazetesi

Paylaşın