Geçen yıl Sedat Peker’in itirafları ile birkez daha gündem olan “mafya-devlet” ilişkilerine karşı 11 Haziran günü Devrimci Parti üyeleri İstiklal’de bir yürüyüş gerçekleştirmişti.
Beyoğlu/Mis Sokak’ta toplanan partililer, sloganlar atarak İstiklal Caddesi üzerinden Taksim Meydanı’nı gitmek istemiş, yürüyüş esnasında “iktidarın cihatçı bir çete” olduğunu söyleyen Devrimci Parti üyesi Can Çıldır, “Evlatları kaybedilen Cumartesi Anneleri’yiz. Ankara’da, Suruç’ta, Amed’de katledilenlerin aileleriyiz. Barış Anneleri’yiz. Çeteler tarafından öldürülen gençler, katledilen kadınlar, kaybedilen Gülistan Doku’yuz. Sömürü çarkı dönsün diye ezdiği işçileriz. Buradayız” ifadeleri ile yürüyüş boyunca açıklama yapmıştı.
Polis, Taksim Meydanı’na çıkmak isteyen partililere bir süre sonra biber gazıyla saldırmış, Devrimci Parti Genel Başkan Yardımcısı Burcugül Çubuk kolunun kırılması tehlikesi geçirdiği sert polis saldırısında en az 15 kişi darp edilerek gözaltına alınmıştı.
Devrimci Parti üye ve yöneticilerinin, devlet-mafya ilişkilerini teşhir etmek için Gezi Direnişi sırasında kurulan 11 Haziran barikatına atfen Taksim’de yapmak istedikleri bu yürüyüşe “örgüt üyeliği” iddiası ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 2022/2988 dosya nosu ile hazırladığı iddianameyi tamamladı. İstanbul 34. ACM’de görülecek yargılamaya karşı Devimci Partililer 11 Haziran için suç duyurusunda bulunmuş, ilgili polislerin işkence uygulamaktan cezalandırılmalarını istemişti. Ancak 1 yıldır suç duyurusu ile ilgili bir gelişme yaşanmadı. ATK raporlarında saldırıdan kaynaklı somut “yaralanmalar” olduğu raporlaştırılmıştı.
Cumhuriyet Savcısı Egemen Savun tarafından hazırlanan iddianamede Devrimci Parti’nin IŞİD çetelerine karşı savaşarak Rojava’da yaşamalarını yitiren Türkiyeli devrimcileri sahiplenici açıklamaları nedeniyle “yasadışı sol örgütlerle” bağı olduğu ve Devrimci Parti’ye üye olmanında bu örgütlere üye olmakla eşdeğer olduğu biçiminde hazırlanan iddianamede yargılanan Devrimci Parti’lilerin “yasadışı örgüt üyeliği” ile cezalandırılmalarını ayrıca polis işkencesine direnmelerini de “polise görevini yaptırmamak” için cebir kullanılması olarak ek ceza gerektirdiğini talep etti.
İddianamede devrimciparti.org, gazetemiz Umut ve ETHA haber ajansı ile kapanan sosyalistdemokrasipartisi.org siteleri IŞİD’e karşı savaşan Aziz Güler ve Bedrettin Akdeniz gibi devrimcileri sahiplenici siteler olarak yer aldı. Ayrıca savcılık tarafından Gezi eylemleri döneminde Hatay Armutlu’da gerçekleşen gösteriler için “Yaşasın Armutlu Direnişimiz” ifadesini örgüt üyeliğine delil olarak nitelendirildi.
Başak Yeşilot, Burcugül Çubuk, Can Çıldır, Doğukan Uçan, Eren Kaya, Hasan Taş, Hüseyin Yeşilova, Mazlum Oruç, Şahin Uca, Ömer Şengel, Yeşim Tükel’in yer aldığı 11 kişinin yargılanması önümüzdeki günlerde başlayacak.
Konu hakkında görüşlerine başvurduğumuz Devrimci Parti Genel Başkan Yardımcısı Burcugül Çubuk “11 Haziran günü biz sömürü düzenini yıkacağız diyerek sokağa çıktık. Yargı bunu cezalandırmak istiyor. Bu dava aslında ‘sömürü düzenini yıktırmam, koruyacağım’ anlamına gelir. İddianamenin tamamı eylemimizin içeriğinden, o gün yaşananlardan, pankartımızdan bağımsız işlemektedir. İddianamede esasında cezalandırılmak istenen IŞİD’i yenen devrimcilerdir. IŞİD’in yenilgisine katkı veren Türkiyeli devrimcileri suçlu ilan etmektir. Tıpkı döneminde Mahir Çayan’lara, Deniz Gezmiş’lere, İbrahim Kaypakkaya’lara yaptıkları gibi onların ideallerini, isimlerini Türkiyeli emekçilerin, yoksulların hafızasından silme çabasıdır. Bu nedenle o devrimcilerin bir kısmının naaşının ülkeye getirilip defnedilmesine bile izin verilmedi. Ancak yanıldıkları şudur; İktidar IŞİD barbarlığına destek olurken, bu ülkenin devrimcileri IŞID zülmune karşı savaşta Kürt, Türkmen, Arap, Türk, Ezidi halklarının kalbine gömüldü. 11 Haziran’ın yıldönümünde o gün Taksim’de de söyledik, bugün yine söylüyoruz; Buradayız, bu sömürü düzenini ortadan kaldırmadan durmayacağız” dedi.
