Silivri Hapishanesi’nde tutuklu bulunan İleri Kızılaltun ‘Adil yargılanma’ talebi ile 15 Ağustos itibariyle ölüm orucuna girdiğini açıkladı.
Grup Yorum emekçisi Bahar Kurt Kızılaltun yayımladığı metin ile Silivri Hapishanesi’nde tutuklu bulunan eşi İleri Kızılaltun’un 15 Ağustos itibariyle Gökhan Yıldırım ve Sibel Balaç gibi ‘Adil yargılanma’ hakkıyla ölüm orucuna girdiğini açıkladı
Grup Yorum emekçisi bahar Kurt Kızılaltun’un yayımladığı açıklamadın tamamı şu şekilde:
Merhaba
Ben Grup Yorum emekçisi Bahar Kurt Kızılaltun. Eşim İleri Kızılaltun 15 Ağustos itibariyle ölüm orucuna başladığını bildirdi.
Eşim İleri Kızılaltun 10 aydır Silivri Hapishanesi’nde bir itirafçının ifadeleri nedeniyle tutsak. İleri kendisiyle bugün yaptığımız telefon görüşmesinde 15 Ağustos itibariyle ölüm orucuna başladığını söyledi. Taleplerinin Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım’ın talepleriyle aynı olduğunu, kendi yaşadığı adaletsizliğe karşı da bu kararı aldığını söyledi.
Eşim İleri Kızılaltun 10 aydır mahkeme yüzü bile görmeden hapishanede tutsaktır. Daha önce de aynı ifadelerden tutsak edilip serbest bırakılmasına rağmen 10 aydır yine tecrit hücrelerinde. İfadeler aynı, suçlamalar aynı. Sadece tutukluluğunu isteyen, tutuklama kararı veren ve bu kararı devam ettiren hakimler savcılar farklı. Adil yargılanma hakkı zaten çoktandır rafa kaldırılmış durumda. Aylarca savcının dosyayı açmasını bekledik, açmadı. İleri’yle aylarca görüştürülmedim, görüş hakkım güvenlik gerekçesiyle engellendi. Dosyayı hazırlaması gereken savcıya yazdığımız dilekçeler sonuçsuz kaldı. Yani hakimler savcılar hukukun gereğini yapmadılar, bildiklerini okudular.
İleri Kızılaltun’un Dava Süreci özetle şöyledir;
Soruşturma savcısı “bu yargılama mükerrer” diyerek İleri’nin dosyasını daha önceden yargılandığı 13. ACM’ye gönderme kararı aldı. 13. Ağır Ceza Mahkemesi savcının birleştirme talebini kabul etmedi. Dosyayı soruşturma savcısına geri gönderdi. Savcı dosyayı tekrar 13. ACM’ye gönderdi. Bu sırada aylar geçti. İleri ne ile suçlandığını bile bilmeden tutsak kalmaya devam etti. Sonunda 13. ACM dosyayı kabul etti. Daha önce aynı iddialarla İleri’yi yargılayıp serbest bırakan 13. ACM bu defa İleri hakkında tahliye kararı vermedi. Ara mahkeme denilen yargılamalarda, yani tutsağın ve avukatının katılmadığı, sadece mahkeme heyetinin bir araya gelerek karar verdiği duruşmalarda İleri hakkında 2 defa tutukluluğunun devamına kararı verdiler. Mahkeme gününü de 6 Ekim olarak belirlediler ve 6 Ekim’de İleri’yi mahkeme salonuna değil, segbis salonuna çağırdılar. 6 Ekim’de İleri tutuklanalı tam 1 yıl olacak. Daha önce tahliye olmasını sağlayan iddialar neden şimdi İleri’nin tutsak olmasına neden oluyor? Yüzünü bile görmediği bir insan hakkında, onun bunun iddialarını esas alarak nasıl karar verebiliyor hakimler?
Anayasal haklarını bilen, faşizmin yasal zorbalığına maruz kala kala neredeyse bir hukukçu kadar hukuk bilgisine sahip olan devrimci tutsaklar yıllardır tüm yolları denediler. İleri de yasal olarak yapabileceği her şeyi yaptı ancak adaletsizlik son bulmadı.
Eğer ülkenizin ve halkınızın sorunlarına duyarsız kalmayan, adaletsizliklere karşı mücadele eden bir devrimciyseniz her türlü yasal zorbalıkla karşılaşabilirsiniz. İleri de halkını ve vatanını sevmenin, onlar için ölümü bile göze almanın bedelini ödüyor şu anda. Eşim İleri Kızılaltun tutsak olarak mücadelesini daha ileri taşıyacağını ifade etti.
Bugün yaptığımız telefon görüşmesinde şunları söyledi;
“Direnişimizi zaten herkes duydu. Adım atılması gerekiyor. Onlar gerekeni yapmıyorlar, biz kendi açımızdan gerekenleri yapıyoruz. Dün olduğu gibi bugün de bizim taleplerimiz aynı. Bugün sadece değişen ölüm orucu direnişçisi olmam kişisel olarak. Direnişçi sayımız bir arttı. Zafere de hazırız, zaferin gerektirdiği bütün bedellere de hazırız. Biz adaletsizliği kanıksamayacağız, halkımıza kanıksatılmasına izin vermeyeceğiz.”
Sizlere ayrıca bir kez daha ölüm sınırına yaklaşan Gökhan Yıldırım, Sibel Balaç ve 15 Ağustos’ta ölüm orucuna başlayan eşim İleri Kızılaltun’un taleplerini hatırlatmak istiyorum:
- Dijital delillerle gizli tanık ve itirafçı tanıklarla yürütülen yargılamalara son verilsin.
- Hapishanelerdeki keyfi disiplin cezalarına son verilsin.
- Hasta tutsaklar serbest bırakılsın.
- Hapishanedeki kitap dergi kısıtlamalarına son verilsin.
- Hapishanedeki sohbet hakkı eksiksiz uygulansın.
- Tarafımıza verilen hapis cezaları iptal edilmeli.
- Ağırlaştırılmış müebbet infaz yasası tutsaklar lehine değiştirilsin.
- İnfaz yakmalar ve sürgünler son bulsun.
Grup Yorum emekçisi Bahar Kurt Kızılaltun
