Kadın - LGBTİQ+

Kadınlardan Erdoğan’a,”Bu oyunu reddediyoruz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, baş örtüsü tartışmalarına paralel olarak yeniden ‘makbul kadın’ anlayışı ve aile kavramını gündeme getirdi ve bu doğrultuda yasal düzenlemeler yapılacağının sinyalini verdi. Bunun bir ‘seçim yatırımı’ olduğunu ve muhafazakar kesimin oyunu almak için izlenen bir politika olduğunu vurgulayan feminist Hülya Osmanağaoğlu ve ilahiyatçı yazar Fatma Yavuz: Bu oyunu reddediyoruz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden gündeme getirdiği ‘kadın ve aile’ kavramları üzerinden başlattığı tartışma sürüyor. ‘Makbul kadın’ algısına tepki gösteren kadınlar, seçim arifesinde yapılan bu açıklamaların amacına ve yaratılan nefret diline işaret etti.

Gazete Karınca’ya konuşan feminist Hülya Osmanağaoğlu ve ilahiyatçı yazar Fatma Yavuz, iktidarın kadın, aile ve LGBTİ+’ler hakkındaki söylemlerini değerlendirdi.

Hülya Osmanağaoğlu, “AKP, her türlü demokrasi olanağını, yükselen açlık ve yoksullukla beraber halkla iletişim kurma olanağını kaybettiği için kendi tabanına yönelik olarak bir saflaştırma politikası izlemek istiyor. Ve bunun için de yine aile, muhafazakarlık ve dini baskılar üzerinden bir çerçeve çizmeye çalışıyor” dedi.

“AKP’nin bu önergesini önce İstanbul ardından da Ankara’da yapılan LGBTİ+ düşmanı yürüyüşten ayrı ele almamak lazım” diyen Osmanağaoğlu şunları devam etti:

Toplumu siyasal değerler üzerinden saflaştırmak istediğinde her zaman olduğu gibi kadınları baskı altına almak, eve kapatmak, çok çocuk doğurmayı dayatmak üzerinden bu politikayı hayata geçiriyor. LGBTİ+’lara ilişkin yasakları tekrardan gündeme getireceğini zaten söylüyordu. Bunun olanağını açan ve kafa karışıklığı yaratmak için öne sürdüğü şeyin baş örtüsü olmasında Kılıçdaroğlu’nun da büyük sorumluluğu var.

‘Aile kavramı baskıcı bir kurum olarak anayasal güvenceye alınmaya çalışılıyor’

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da buna sadece ‘özgürlükler’ meselesi üzerinden yaklaşmadığını vurgulayan Osmanağaoğlu, “Kılıçdaroğlu da AKP seçimle giderse bundan sonraki devlet algısını Türk-İslam sentezi üzerinden yürüteceğini göstermek için bu öneriyi yaptı” dedi ve devamla şunları aktardı:

Kadınların özgürlüğünü düşündüğünden değil. ‘Biz de bu sentez üzerinden devam edeceğiz’ mesajı vermek içindi. Hatırlarsanız zaten ‘Türkçülüğün Esasları’ kitabı önünde dururken baş örtüsü açıklamasını yaptı. Feministlerin büyük çoğunluğu olarak, baş örtüsü yasaklarının gündeme geldiği 90’lardan itibaren karşı çıkıyoruz. Kadınları kamusal alandan dışlayan her baskıya karşı çıktığımız gibi.

Ancak Kılıçdaroğlu’nun bunu gündeme getirme vesilesi, kadınların şu anda kamusal alanda en az maruz kaldığı baskı baş örtüsüyken hatta resmi olarak herhangi bir baskı yokken onun da kadınların özgürlük mücadelesini araçsallaştırmaya çalışması anlamına geliyor. Kaldı ki artık ortada bir gerçeklik var. Kamuda çalışırken örtünmeyen kadınlara yönelik bir baskı var. Bunun ötesinde kadınların kamusal alanda istedikleri gibi giyindiklerinde maruz kaldıkları baskılar var. Bir kadının ‘şort giydi’ diye otobüste tekmelenmesi gibi. Tam da erkek siyasetin kendisi bu noktada buluşmuşken, Tayyip Erdoğan da bunun üzerinden LGBTİ+’lara yönelik baskıları gündeme getiriyor. Ve en önemlisi yıllardır boşanmayı zorlaştırmaya çalışırken aile kavramını tekrar baskıcı bir kurum olarak anayasal güvenceye almaya çalışıyor.

Ayrıca kadınlara barınma yardımının 3 çocuk ve üzeri olduğunda verileceğini okuduk. Bunun kendisi doğrudan AKP’nin tek başına yaşayan kadınlar için de ‘makbul aile’nin ne olduğunun altını çizmek için yapılan bir politika. Bunlar bir bütün halinde kadınlardan beklentinin; olabildiğinde ücretli emek gücüne katılmama, katıldığında baş örtülü olma, esas görevin 3 çocuk doğurmak olduğu. Ve LGBTİ+’ların bizzat bu toplumdaki varlıklarının görünürlüklerinin engellenmesi ve nefret siyasetinin hedefi olması.

‘Aile dediği bir kesimin alanının daraltılması’

Fatma Yavuz ise Erdoğan’ın bu konuları siyasi oyuna malzeme ettiğini ifade etti. “Seçim yaklaşırken yine kutuplaştırma üzerinden bir kampanya yapıyor” diyen Yavuz, şöyle devam etti:

Muhafazakar ve dindar seçmenin duygularını tahrik edecek bir takım hamasetler peşinde olduğunu düşünüyorum. Aileyle ilgili bir derdi olduğunu düşünmüyorum çünkü ailelerde çok trajik olaylar yaşanıyor ancak hiç onlarla ilgili çözüm önerisi duymuyoruz. Onun aile dediği şey toplumsal kesimlerin bir kısmının alanının daraltılması, diğer kesimin de alanının arttırılması demek. Özel olarak sürekli LGBTİ konusunun açılması da bununla ilgili. Evrensel İnsan Hakları’na aykırı olacağından ‘ben LGBTİ’leri ötekileştiriyorum, vurun onlara’ diyemeyeceği için satır aralarında bunu yapıyor. Bir korku ve algı oluşturmaya çalışıyor.

“Biz gidersek bu manevi değerlerimiz konusunda hassas olmayanlar gelirse bu tür ‘ahlaksızlıkları’ , ailemize sokacaklar” diyerek tahrik etmeye çalışıyor bence. Buradan da bir politik rant elde ediyor. Ben bunun çözümünün muhafazakar ve vicdanlı insanlarda olduğunu düşünüyorum. Burada biz ‘bir dakika dur, bizim manevi değerlerimiz, başkalarının özgürlüklerini kısıtlamayla yücelecek ucuz bir şey değil’ dememiz lazım. Ben de bunu yapmaya çalışıyorum bu yüzden marjinal çıkışlar gibi etiketliyorlar ama böyle değil. Söylediklerim ne garip ne de aykırı. Temel insan hakları doğrultusunda şeyler söylüyorum.

‘Kardeşlerimin haklarından koparılmış bir paye istemiyorum’

Farklı yaşam tarzları ve inançlara sahip insanların, birbirlerinin hakkını savunmasının önemine işaret eden Yavuz, “Benim yaşam tarzım gibi yaşamayanların hakkını savunmak da benim imanımın gereğidir. Adalet en büyük dini ödevdir. Özellikle bana baş örtüsünün özgürlüğü karşısında onların haklarından koparılmış bir paye verilmesini istemiyorum. Sonuçta Türkiye’de yaşayan insanlar olarak, aynı şeye inanmasak da aynı yaşam tarzından olmasak da kardeşiz. Hiçbir kardeşimin hakkından yırtılıp bana yamanmasını asla kabul etmem. Ya hep birlikte özgür olalım ya da hep birlikte bu çileyi çeker ve düze çıkarız” dedi.

Yavuz, Erdoğan’ın bu açıklamalarının toplumda karşılık bulup bulmadığına dair ise şu değerlendirmelerde bulundu:

Çocuk ile ilgili bir karşılık bulmuyor, çünkü kadınlar çocuk büyütmenin ne demek olduğunu biliyor. Hele ki bunca yoksulluk içinde. Ancak LGBTİ karşıtlığı maalesef bu toplumda karşılık buluyor. Topluma bu algı inandırılmış. Sadece Erdoğan’ın sözlerinden ibaret değil ki. O işaret fişeğini veriyor ve Diyanet’ten cemaatlerine ve diğer aparatlara kadar bu algı besleniyor. Bunu iyileştirmesi gerekenlerin yarayı kanattığı için bu politikanın tuttuğunu düşünüyorum. Din insanları, Milli Eğitim, yazarlar buna odun taşıdığı için bu ateş yanıyor.

‘Bu tavır bizim baş örtümüze de hakarettir’

Geçtiğimiz günlerde HDP’nin düzenlediği ‘İslam’da Emek, Barış ve Adalet’ etkinliğinde yaptığı konuşmaya da değinen Yavuz, “Ben baş örtümü burada çıkarır yakarım” demiştim. Çok ciddiyim bu konuda. Bir LGBTİ’ye zarar gelecekse başımı açar, bunu Rabbime anlatırım. Bu tavır bizim baş örtümüze de hakarettir. Biz bu oyunu reddediyoruz” ifadelerini kullandı.

Paylaşın