Gündem, Umut Yazıları

İsmail Güldere yazdı:Faşizme Karşı HDP ve Sosyalistlerin Örgütlenmesi Üzerine

24 Haziran öncesi ve sonrası dönemde AKP-MHP faşizmi, iktidar sürekliliğini korumak için baskı, sömürü ve savaş koşullarını tırmandırarak örgütlemeye devam etmektedir. Faşizm tüm meşru mücadele alanlarını tek tek yok etmeye, sokakta mücadele eden işçileri, kadınları, gençleri, Kürtleri, Alevileri, siyasi partileri, sendikaları ve STK’ları engellemeye, bitirmeye çalışmaktadır.

AKP-MHP faşizmi açısından tek tek devrimci örgütlerle, kadın direnişleri ya da işçi direnişleri ile mücadele etmek kolaydır. 16 yıllık iktidarlığında AKP devrimci mücadelenin düşük düzey ve parçalı direniş haline karşı şerbetlidir. İktidar sürecinde halkları giderek kutuplaştırarak Diyarbakır’da zulme uğrayan Kürt ile, İstanbul’da zulme uğruyan arasında zihinlerde fark oluşturmuştur.

AKP-MHP ittifakının faşizmi kurumsallaştırmasına ve devrimci güçlere dayatılan tasfiye operasyonlarına karşı devrimci mücadele yeni bir aşamayı zorunlu kılmaktadır. Meşru siyaset alanının mahallelerde, iş yerlerinde, kent merkezlerinde daraltıldığı ve yok edilmeye çalışıldığı bu dönemde, faşizmin kuşatmasını kırabilecek bir örgütlenme zemini ancak HDP ve bileşeni sosyalistlerin mücadelesiyle şekillenebilir.

HDP’nin kendini de aşarak faşist kuşatmayı kırabilecek topyekün bir mücadele hattına taşınmasının ön koşulu parti içerisinde boy veren ‘ Kürt ve Türk liberal fikirlerin’ egemenliğinin kırılmasından geçmektedir. HDP’de halkların baskı, sömürü, savaş gerçekliğinden uzaklaşarak protokulcu bir tarzın egemen olması günümüz faşizm koşullarında mücadeleyi yükseltebilecek dinamiklerden uzaklaşmasına neden olacaktır. Bu anlayış aynı zamanda faşizm ablukasını kıracak örgütlenme hattının kurulmasında da önemli bir engel teşkil edecektir. HDP’nin 7 Haziran’la birlikte ortaya çıkan başarı grafiği 24 Haziran seçim sonuçlarıyla örtüşürek İstanbul’da 1.5 milyona yakın seçmen ile Diyarbakır’ın seçmen çoğunluğu HDP’te ısrarcı olmuştur. HDP iki seçim arasından kendi oy potansiyelini korurken bunun karşısında iktidar yönetim biçimini değişerek faşizme evrilmiştir. HDP’nin ise faşizm karşısında ürettiği siyaset yetersizdir. Zaman farklılaşmış buna uygun olarak mücadelenin ihtiyaçları değişmiştir. Bugün daha fazla ihtiyaç duyulan kitlesel, meşru, militan sokak mücadelesinin örgütlenmesidir. HDP’yi ve meşru militan mücadeleyi bir üst aşamaya taşıyacak olan, mücadele gereklerine uygun olarak partiyi yeniden dizayn ederek AKP-MHP faşizminin kuşatmasını kırabilecek bir örgütlenmeyi sağlamaktır.

Faşizmin gelişimi karşısında HDP’nin kendi içinde barındırdığı renkler ile daha cüretkar ve uzlaşmaz mücadelenin örgütleyicisi ve yürütücüsü olması artık bir gerekliliktir. Kürdistan’da gıdaların dahi denetime alındığı,devlet saldırganlığının tüm yönleriyle arttığı bu dönemde faşizm kuşatması ancak 24 saat sokaklarda, üniversitelerde,mahalle kuşatmalarında, işçi grevlerinde, Türkiye metropollerinde ve Kürdistan kentlerinde halkı sokağa taşıyacak ve direnişi örgütleyecek bir mücadeleyle kırılacaktır.

Bu mücadele hattının örgütlenmesi görevi HDP’nin olduğu kadar içerisinde bulunan sosyalistlerin de tarihsel görevidir. Bu görev birleşik mücadele perspektifinden geçmektedir. Son seçimlerde azımsanmayacak oranda sosyalist meclise girmiştir. Sosyalist örgütlerden gelen bu isimlere tarihin yüklediği misyon, Türkiye işçi sınıfı ve emekçileriyle ezilen halkların mücadelesini buluşturacak birleşik mücadele hattını örgütlemektir. Bu görev sadece çeşitli direnişlere destek ziyaretleriyle ve basın açıklamalarına katılımlarıyla yetersiz kalacaktır.

Flormar ve 3. Havaalanı direnişlerini ziyaret etmek, Cumartesi Anneleri eyleminde yer almak faşizmin kuşatmasını kırmak ve mücadeleyi yükseltemek için eksik kalacaktır. Havaalanı direnişinde yer alan sosyalistler aynı zamanda bu işçilerinin mahallelerinde de eş zamanlı direnişleri örgütleyecek birleşik bir güveni yaratmak için öncü olmak zorundadırlar. Sadece güncel siyasi gelişmelerine göre örgütlenen bir çalışmadan ziyade faşizmi geriletmek için sürekliliği esas alan bir çalışma tarzının hakim olması gerekmektedir.

Bu sürekliliğin sağlanmasının bir üst aşaması, mahallelerde faşizmin gerici çete ve mafyatik örgütlenmelerini ve mahalleleri ablukaya almış polis, jandarma güçlerini rahat hareket edemez aşamaya getirecek fiili meşru mücadeleyi yükseltmek olacaktır.

Örgütlenmenin bu seyirde ilerletilmesi, faşizm kuşatmasını kent meydanlarında da kıracak, faşizmin tüm ideolojik ve zor aygıtlarına yönelen bir mücadele hattını inşa edecektir.

AKP-MHP faşizmini geriletmenin ve yenmenin tek yolu bu örgütlenme zeminlerini güçlendirmekten geçmektedir. Burada küçük dükkan hesabı yapan herkes, kendi dükkanından da olacaktır. Burada kendi statükocu örgütlenme tarzını dayatan herkes faşizmin güçleri karşısında yenilecektir.

Yoğun emek gereken bir siyasal sürecin içinde bulunan Türkiye sosyalistleri bu emeği örgütlediği oranda, milyonlarca oya sahip olan HDP’yi örgütleyecek, nitelikli bir devrimci siyaset ortaya koyarak faşizmi geriletecek ve faşizmi yenecektir.

Paylaşın