YAZARLAR

Yeni Bretton Woods’a doğru… – Ali Efe

Geçtiğimiz günlerde Trump’ın, Çin’in “neden” olduğu salgının, her biri büyük savaşların kapısını oluşturan Pearl Harbour ve 9/11 saldırılarından daha beter olduğuna dair ifadeleri, örneğin Doğu Guta ya da Süleymani cinayeti sürecindekilerden daha az endişe yarattı. Hele ki İran bandralı yakıt tankerlerinin Venezüela‘ya doğru seyri Trump’ın tweetlerine ve Zakharova’nın gemilere indirme [Devamını Oku…]

Feminist hareketin bağımsızlığı ve sevişmenin siyaseti – Hülya Osmanağaoğlu

Yakından bakmak ile uzaktan bakmak arasında belirgin bir gerilim var. Kişinin katılımcı olarak dahiliyeti belli bir perspektiften bakıldığında, aslında ihtiyaç. Ancak tarihçi olarak eğitildiğinde, başkalarının bakış açısını kavramak için öznelliğini terbiye etmeli, dizginlemeli ve sınırlandırmalısın. Bu iki bakış açısı otomatik olarak örtüşmez. Tarih zanaatı politik polemikçiyle boğuşmak zorunda. Politik mücadelenin [Devamını Oku…]

Tarımda neoliberal zorbalık – Eşber Kaya

Cici kapitalizm tarafından insanlara ekonomik bir kalkınma ideolojisi olarak yutturulmaya çalışılan neoliberalizm, özel mülkiyet kavramını yücelten, serbest piyasa ekonomisini (ülkemizde olduğu gibi gerekirse devlet eli ile) hayata geçirmeyi hedefleyen bunu yaparken de kamunun özellikle üretim ve ticaret alanlarındaki denetim ve düzenleme faaliyetlerinden çekilmesini öngören bir ucube. Bu ekonomik modelde üretimin [Devamını Oku…]

Evet Enternasyonal’le Kurtulur İnsanlık Ama… – Cenk Ağcabay

Komünist Enternasyonal, dünya komünist hareketinin kaybettiği ve mutlaka yeniden kazanması gereken en önemli mücadele araçlarındandır. İşçi sınıfı mücadelesinin enternasyonal karakteri; dil, din, renk farkı bilmemesi örgüt olarak enternasyonalin siyasi varlığına temel oluşturmuştu. Bu nedenle, Birinci Enternasyonal’in büyük ölçüde Marks tarafından hazırlanan kuruluş belgesi “Bütün Ülkelerin İşçileri Birleşin!” sloganıyla son buluyordu. [Devamını Oku…]

Ezilenlerin afyonu olarak bilim – Ali Saydam

Zizek, “… bilim ve din yer değiştirmiştir” der. Her ne kadar “bilimin kendisinden” değil, “bir ideolojik kurum olarak işleyişinden” bahsediyoruz desek de, “bilimin kendisi” denen şeyin çoktan buharlaşıp buharlaşmadığı da ayrı bir tartışma. Din dediği de, esasen “egemen dinden” ibaret. Korona virüs süreci bir tablo ortaya çıkarttı. Bu tabloda “bilim” [Devamını Oku…]