Haberler

Devrimci Parti-Avrupa 1 Mayıs’a çağırdı

Dervrimci Parti-Avrupa, resmi hesapları aracılığıyla 1 Mayıs çağrısı yaptı. Yayımlanan çağrının tam metni ise şöyle:   Tek Seçenek Sosyalizm Çağrımızdır! Bir asırı aşkın bir süredir kutlanan her 1 Mayıs, sınıf mücadelesi açısından hem bir muhasebe günü hem de mücadeleyi sıçratacak bir moment olageldi. Burjuvaziyi yeryüzünden söküp atmak üzere insanlığın son kavgasına [Devamını Oku…]

Dr. Mahir Yoldaş: Tıbbiyelinin Akıllısı – Orhan Yılmazkaya

Devrimcileşme çabamızın bir yerinde, bir dağ başında tanışmıştık Dr. Mahir yoldaşla. Şimdi şehit olmuş, yedi yoldaşıyla savaşarak düşmüş. Bize Kürtlüğünü sonradan nasıl keşfettiğini, ilk başlarda devrimcilere nasıl güven duymadığını, PKK hareketinin kendisinde yarattığı değişimleri samimiyetle anlatmıştı. Orta Anadolu’dan İstanbul’a Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ne, oradan Şırnak’a doktorluğa giderken devrimcileşip dağa çıkmasının öyküsüydü [Devamını Oku…]

Bir yanlışlık anı… – Orhan Yılmazkaya

Fransız felsefeci Guy Debord, modern dünyayı eleştirdiği Gösteri Toplumu adlı eserinde, “Gerçek anlamda altüst edilmiş bir dünyada doğru, bir yanlışlık bir anıdır.” diyor. Kitap 1967 de yazılmıştı; kapitalizmin geniş yığınları yönetmede kullandığı “zor” ve “gönüllülük” yöntemleri hakkında keskin ve gönümüzde de bir çoğu geçerliliğini koruyan gözlemleri dile getiriyordu ama bir [Devamını Oku…]

Hrant Dink’le Spinoza Arasında Ne Alaka Var? – Orhan Yılmazkaya

Geçtiğimiz günlerdeki bir eğitim tartışması sırasında Spinoza’nın bir önermesi gruptaki arkadaşların hararetli ilgisine neden oldu: “A, B hakkında konuştuğunda, aslında B’den çok A’yı anlarız.” Tartışma kesinlikle bir mantık ya da felsefe tartışması olarak başlamamıştı; öyle de bitmedi. Konu hızla felsefenin alanına daldı, alacağını aldı ve aynı hızla orayı terk etti. [Devamını Oku…]

Ahmet Kaya’yı Sevmezdim – Orhan Yılmazkaya

Affınıza sığınarak kısa ama kişisel bir tarih öyküsü anlatacağım. Öyküm önemli olduğu için değil, başkalarının benzer öyküleriyle çekiştiğini hissettiğim, bu ülkenin tarihinin “bir yerinde” olduğumuzu anladığım için… 12 Eylül’ün, başka renk tanımadığımız için bizlere çok da gri gelmeyen yıllarında liseden üniversiteye geçmeye çalışırken, Ahmet Kaya’yı değil Zülfü Livaneli’yi severdim. Bir [Devamını Oku…]