İstanbul’da basın emekçileriyle buluşan DEM Parti İBB eşbaşkan adayları Meral Danış Beştaş ve Murat Çepni, merak edilenleri yanıtladı. DEM Parti adaylarına oy verilmesi üzerinden çalışma yürüttüklerini anlatan eşbaşkan adayları, DEM Parti’nin “yok sayılması”nın ezilen, ötekileştirilen halkların yok sayılması anlamına geldiğini vurguladı. Çalışmalar kadar seçim güvenliğinin de önemine dikkat çeken eşbaşkan adayları, İstanbul’da sandıkları koruyacaklarını Kürdistan’daki seçmenlerin de muhakkak oy kullanmak için bölgeye gitmesi çağrısı yaptı.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi İstanbul Büyükşehir Belediyesi eşbaşkan adayları Meral Danış Beştaş ve Murat Çepni, seçim çalışmaları, seçim vaatleri ve seçimlerin ardından yürütecekleri mücadeleye ilişkin basın emekçilerinin sorularını yanıtladı. Taksim Hill Otel’de gerçekleşen buluşmada Beştaş ve Çepni, İstanbul için politikalarının yalnızca seçimlerle sınırlı olmadığının bir kez daha altını çizdi. Buluşmanın moderatörlüğünü gazeteci Nadiye Gürbüz üstlenirken, eşbaşkan adaylarına DEM Parti İstanbul Milletvekili Çiçek Otlu ve İstanbul İl Eşbaşkanı Gonca Yangöz eşlik etti.
İlk olarak sözalan Çepni, 1 Mart’ta açıkladıkları seçim deklarasyonunun çokça tartışmaya ihtiyacı olduğunu belirtti. Buluşmanın amacının da basın emekçileri vasıtasıyla yol ve yöntemlerini anlatma ihtiyacını karşılamak olduğunu dile getirdi.
Beştaş ise kapatılan Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) olmadığı ortamlarda HDP’nin tartışıldığı gibi şimdi de DEM Parti’siz DEM Parti tartışmalarının yürütüldüğünü hatırlattı. “Kampanyalarımız neleri kapsıyor bir de bizden duyun istedik. Türkiye’nin hemen hemen birçok ilinde adaylarımızı çıkardık, 31 Mart’ta DEM Parti olarak yarışta varız. İddiamızda yerinde demokrasi, yerel demokrasiyi güçlendirmek. Neleri merak ediyorsunuz birlikte konuşalım” dedi.
Pirha’dan yöneltilen soruda sahada yürütülen çalışmalar sırasında halkın seçime ilgisi soruldu. Bu soruya yanıt veren Beştaş, her noktaya ulaşacaklarını, yayıgın bir şekilde kampanyayı yürüttüklerini dile getirdi. Büyük bir ilgiyle karşılaştıklarını ve bunun sevgi gösterisi olmadığına dikkat çeken Beştaş, “Şunu belirtmekte sakınca yok hatırlanacağı üzere 28 Mayıs sonrası en geniş tartışma platformunu yaratan partiyiz biz. Parti kurullarımız, MYK’mız, Parti Meclisimizin aldığı kararlarla on binlerce toplantı yaptık, onbinlerce insana temas ettik. Ezici çoğunluk seçimlerde var olmamızı yoğun talep etti. Biz hümanizması yüksek bir pati olduğumuzu, halk hareketi olduğumuzu söylüyoruz. Halka dayalı siyaset yaptığımız da söylüyoruz. Bize yöneltilen ilgiyi bu boyutuyla değerlendirmenizi istiyoruz” dedi.
Seçim çalışmalarının ve propagandasının DEM Parti olmadan yürütülmek istendiğine dikkat çekilen Jin Tv adına alınan sözde, “Adaylığınız dengeleri, ezberleri bozdu. Her iki taraftan da DEM Parti kilit yerde duruyorken, hem İstanbul seçimlerine hem de Kürt seçmenlerin oyuna bakıldığında bu kilit yeri adaylığınız pekiştirdi mi? Seçimlere son bir hafta kala DEM Parti’nin stratejisi nasıl olacak, nasıl öngörünüz var” sorusu yöneltildi. Bu soruya Murat Çepni yanıt verdi. DEM Parti’nin ve öncellerinin seçim tartışmalarının ve denkleminin dışına itilmesine alışkın olduklarını söyleyen Çepni, DEM Parti ve halkın çizgisinin aynı olduğunu belirtti. “Burada çok kasti bir yaklaşım olduğunu söyleyebiliriz. İktidarın ötekileştirme, yok sayma, kriminalize etme politikalarından ziyade, DEM Parti’nin partide somutlanmış inançlar, yok sayılanların temsilinin siyasette özneleşmesi meselesi aslında yok sayılan” diyen Çepni, sadece kendi görünürlüklerini değil aynı zamanda yok sayılanların da görünülüğünün özneleşmesinin inşası çalışması yürüttüklerini dile getirdi.
Gazete Duvar’ın kendi seçmenlerine İmamoğlu’nu oy verme çağrısının yapılıp yapılmadığını ve bir anket yapıldıysa sonucunun açıklanmasını istediği sorusuna ise Meral Danış Beştaş yanıt verdi. Beştaş, herhangi bir adaya oy verilmemesi değil kendilerine neden oy verilmesi gerektiğini halklara anlattıklarını söyledi. Bu yarışta aday olduklarını dile getiren Beştaş, “Kazanma stratejimiz var, kendi iddiamızı ve politik perspektifimizle seçime giriyoruz. İstanbullu her bir yurttaşa gittiğimizde İmamoğlu’na oy vermeyin demiyoruz bize neden oy verilmesi gerektiğini, farklılıklarımızla anlatıyoruz” ifadelerini kullandı. Beştaş, bu zamana kadar hiç anket yaptırmadıklarını zaten tüm anket şirketlerinin önce kendilerini ölçtüğünü de alaylı bir şekilde ifade etti.
Kadın ve LGBTİ+ politikalar açısından ve eşbaşkanlık sisteminin de dile getirildiği Bianet adına yöneltilen soruda, DEM Parti’nin kadın ve LGBTİ+ politikalarının açıklanması istendi, diğer adayların söz konusu politikalarla bağı ve mevcut İBB’nin politikalarının değerlendirilmesi istendi. Soruya yanıt veren Beştaş, diğer partilerin kadına yönelik ayrımcılıkta, kadına yönelik şiddette, kadınların siyasetteki temsilinde, kadınların irade olarak siyasette var olma politikalarına dair eksiklik olduğunun altını çizdi. Diğer partileri kenara bırarak Beştaş sözlerini şöyle sürdürdü: “LGBTİ+ konularda diğer partilerden açık ara farklıyız ve öncelikle yapıyoruz. Bu konuda çok iddialıyız, Türkiye’de eşbaşkanlık sistemini uygulayan parlamentodaki partiler açısından tek parti biziz, eşbaşkanlıksistemini siyasi partiler yasasında er alması mücadelesini yürüten, yasallaştıran bir partiyiz. Belediyelerde, il ve ilçe örgütlerinde, genelmerkezde yüzde 50 temsiliyeti arıtk kota demiyoruz, cinsler arası temsiliyet, eşitlik temelinde yaşama geçiren bir partiyiz. Bunu söylemekten gurur duyuyorum diğer partiler henüz bize yaklaşamadılar. Parlamentoda temsili makamlarda kadınların daha çok temsil alması konusunda örnek alındığımızı görüyoruz, bunu kendileri de söylüyorlar. Maalesef parlamentoda çok az bir temsiliyet oranında kadınlar. Erkek arkadaşlar bazen gülüyor, bazen kızıyor ama biz bir kadın partisiyiz. LGBTİ+’lara yönelik nefret söyleminin her zaman karşısında olduk. Her yurttaşın cinsiyet kimliği, yönelim farklılığı ne olursa olsun bu ülkedeki hak e özgürlüklerden yararlanması gerekiyor” dedi.
Mezopotamya Ajansından sorulan Ensarioğlu’nun adaylıklarına yönelik söylemlerine yanıt veren Beştaş, bu tip demeçleri takip etmeyi vakit kaybı olarak gördüklerini dile getirdi. Galip Ensarioğlu’nun geçen sene CHP’den aday olmak istediğini, siyasi pazarlıklar yaptığını belirten Beştaş, “Halk deyimiyle kendi partisinde fişi çekilmiş. Süleyman Soylu’ya mı özeniyor nedir her konuda gündem olayım derdinde” dedi.
Beştaş ve Çepni, seçimleri aşan bir mücadele yürüttüklerini söylüyorlar. İstanbul aynı zamanda çok uluslu ve çok kültürlü bir kent. Göçmenlere karşı yürütülen ırkçı saldırılar, nefret söylemleri de dahil olmak üzere ajansımız seçim aşan mücadelenin ne anlama geldiği sorusunu yöneltti. Bu soruya yanıt veren Murat Çepni, “Siyaset yapma tarzının değişmesi gerektiğini esasen söylüyoruz. İki partili, iki bloklu siyaset tarzının kimseye kazandırmadığının altını kalın kalın çiziyoruz. Dolayısıyla seçimleri aşan bir mücadele ederken kastımız bir halk hareketiyiz, demokrais ve özgürlüklerin bu coğrafyada kazanılması gerektiğini söylüyoruz. Demokrasinin içinin boşalttığının, kavramların içinin boşaltıldığı hatta kavramların dahi yeniden ayağa dikilmesi gerektiğini söylüyoruz. Demokrasi, özgürlük nedir. Bu kentin yaşayan halklar, emekçiler, yoksullar tarafından yani gerçek özneler tarafından yönetilmesidir. Demorasi milyonlarca İstanbulluya ben senin için en iyisini biliyorum ve yapacağım değildir. Demokrasi onlarla birlikte yönetmektir. Bu seçimleri aşan bir paradigmadır. Başta siyaset yapma tarzı, seçimlerde dayatılan iki bloklu alternatifler, şantaja varan siyaset bütün bunların DEM Parti programıyla aşılabileceğini söylüyoruz. Seçimleri aşan boyutu budur” dedi.
İstanbul’un aynı zamanda kadınların, işçilerin,emekçilerin kenti olduğunu, kadim birkent olduğunu belirten Çepni, kentin bir şantiyeye dönüştürüldüğünü, İBB’nin de bir şirkete dönüştüğünü ekledi. “Halkların kendi yaşayabileceği, kendi dilini ve kültürünü, tarihini yeniden ayağa kaldırabileceği bi rbelediyecilik anlayışı mümkün. İnsanlar bu kentin organik olarak bileşeni, çoklu İstanbul dediğimiz tüm yaşaşanların, kendi iradesiyle özneşebileceği bir belediyecilik inşa edeceğiz. İddia ediyoruz sadece DEM Parti’de var” yanıtını verdi.
Rezerv yasasına işaret edilen Dokuz Sekiz adına yöneltilen soruda, İstanbul depremine ilişkin politikaların açıklanması istendi. Bu soruya yanıt veren Çepni, İstanbul’da kentsel dönüşüm değil rantsal dönüşüm siyaseti yürütüldüğünü vurguladı. İnsanları öldürenin deprem değil rant politikaları olduğunu kaydeden Çepni, “Deprem konusunda son derece hazırlıklıyız. Eğer bütçeyi deprem sorumlusu olan şirketlere, sermayeye hortumlatmaz, halkın olanı halka harcarsanız hem İstanbul’da hem de Türkiye’de deprem bütçesini karşılarsınız” dedi. AKP’li İBB adayı Murat Kurum’un Çevre Şehircilik ve İklim Bakanı olduğu dönem rant politikalarını hatırlatan Çepni, yapması gerekenleri yapmayıp bugün halklara seçim vaadi olarak sunmasına tepki gösterdi.
Genel seçimler öncesi kurulan Emek ve Özgürlük İttifakı başta olmak üzere yerel seçim öncesi kurulan ittifaklara DEM Parti dahil edilmedi. İttifak bileşenleri ya kurulan yeni ittifaklarla ya da bağımsız şekilde İstanbul’da adaylığını ortaya koydu. Ajansımız adına yöneltilen soruda, sol partilerin tavrı soruldu. Bu soruya Murat Çepni şu yanıtı verdi: “DEM Parti olarak bu konuda samimiyetle çok büyük sorumluluklar aldık. Yer yer büyük riskleri de göze aldık. Söylediğimiz demokrasi ittifakı faşizme karşı tüm gadre uğrayanların, tüm demokrais, özgürlük, adalet isteyenlerin yan yana gelmesi gerektiğini söyleyerek buradan hareket ettik. Doğruda muhatap olarak sorunların ancak cesurca çözülebileceğini söyledik. Örneğin bu coğrafyada Kürt sorunu, sorunlardan biri değil sorunların başat olanı. AKP ve MHP faşist bloğundan kurtulmayı tartışıyoruz, peki bi blok en çok nereden besleniyor, gücünü nereden alıyor, en sıkıştığı anda nereye savruluyor. Kürt düşmanlığına başvuruyor. Bütün muhalefeti hizaya çekiyor. Öyleyse bu sorunun üzerine cesurca gidilmeli. DEM Parti aynı zamanda sosyalist bileşenlerin içinde olduğu bir parti, Türkiye ve Kürdistan’da sosyalist damarın içinde bulunduğu bir parti. Ama biz bunu yeterli görmüyor, daha büyük birlikler kurulması ihtiyacını düşünüyoruz EÖİ’yi kurduk, bugün açısıından bir önceki seçim özelinde o dar düzleme özel olarak kurulmuş olduğunu gördük. Daha dar talepler, daha uzun vadeli bir stratejinin etrafına kurulmadığını gördük.
“Seçimlerde emekçi sol hareketin ortaya koyduğu pratiğin esasen AKP’den kurtulma odaklı ama nasıl olursa olsuna odaklı olduğunu gördük. Bunun esasen bir kazanım getiremeyeceğinin altını çiziyoruz. Dolayısıyla sosyalist sol partilere çağrımızı yineleyelmi; esasen bahettiğimiz soruların biri devlet konseptinin parçası olduğunu görmek bunun için de DEM Parti’nin aldığı bir oyun sadece bir oy olmadığını görmek, kaybettiği bir oyun da sadece bir oy olmadığını görmek gerek. Ciddiyet ve sorumluluk çağrısı yapıyoruz. Kayyumlardan bahsettik tüm Türkiye’ye kayyum politikası olacak dedik. Eğer bir seçim DEM Parti üzerinden, kayyum politikası üzerinden yürüyüorsa bunu en çok devrimcilerin, sosyalistlerin kavraması gerekir. Halkımız 7/24 kara propagandaya maruz bırakılıyor. DEM Parti etrafında kenetlenmeyi bazı arkadaşlarımız sadece sandıktan güçlü çıkmak gibi algılıyor, DEM Parti’nin güçlü çıkması dünden bugüne yarına demokrasinin, özgürlüğün hatta sosyalizmin kazanılması mücadelesinde kritik bir önemde. DEM Parti etrafında kenetlenmek öylesine bir laf değil sorumluluk, ciddiyet, tutarlılık çağrısı.”
Meral Danış Beştaş da bu soruya ilişikn şu yanıtı verdi: “Kürt olunca sosyalist, demokrat olamazsınız sadece Kürt olursunuz diyorlar. Ben tersten söyleyeyim; solcu, demokrat olmak Türkiye’deki kimliklere özgürlük istemeyi, eşitlik istemeyi gerektirir. İsim vermeyeceğim bir adayın konuşmasını dinledim neredeyse bir iktidar sözcüsü gibi konuşmuş adaylığımız hakkında. Oysa ki bizim DEM Parti olarak bileşen parti olduğumuzu, çatı partisi olduğumuzu her fırsatta söylüyoruz. Bileşenlerimizle birlikte demokrat, sol, sosyalist, Kürt, muhafazakar herkesi kapsama derdindeyiz. Aksinin Türkiye halkalrına bir faydası yok. Uzun süredir mücadeleyi ortaklandırmak için mücadele ediyoruz. Emek ve Özgürlük İttifakı ile bir çabayla girdik seçimere, kime kaybettirmek istiyorsunuz sorusu bize sorulduğunun yüzde 1’i kadar diğerlerine
de sorulsa işler belki daha da kolaylaşacak.”
Pirha’nın kent uzlaşasının nasıl olduğu yanıtına ilişkin de Çepni, 2023 seçimlerinden sonra yürüttükleri tartışmaları hatırlatıt. Halkların 2019’da bir tercih yaptıklarını 2024 yerel seçimleri kendilerinin belirlemek istediğini söylediğini aktaran Beştaş, kent uzlaşısının bu olduğunu belirtti. “Kent uzlaşısı sadece bir pazarlık meselesi değil, şu veya bu partiye kızgınlık tepkisi değil politik bir perspektif” diyen Çepni, birçok handikapının da olduğunu ekledi.
Son olarak seçim güvenliğinin nasıl sağlanacağı sorusuna Beştaş, şöyle yanıt verdi: “İl ve ilçe örgütlerimiz ilgili komisyonları kurdu, sandık görevlileri, müşahitlerimiz mutlak surette olacak. Adaylar olarak partimizin burada bulunan PM ve MYK üyeleri ile bir bütün olarak bu konuda seferber olacağız. Hazırlıklar başladı. Bizimi çin önemli bir mesele. Bölgede çok daha hayati önemde olacak burada hayati değil demiyorum çünkü küçük oylarla oylar değişir. Diyarbakır, Mardin, Urfa yani Kürdistan seçmenlerinin oyları neredeyse oraya gitmesi yönünde çağrımız. Onların kaçak seçmenlerine karşılık alabileceğimiz en büyük önlemlerden biri. Kendi olanaklarıyla gidemiyorlarsa multaka il ve ilçe örgütlerimize başvurmaları gerek. Biz de burada İstanbul’u koruyacağız.”
Kaynak: Etha
