Gündem

Sinan’dan kahraman olmaz, faşistten adalet sembolü çıkmaz

Faşist yapılanma olan Ülkü Ocakları eski Genel Başkanı Sinan Ateş‘in öldürülmesinin üzerinden 18 ay geçti. Aralarında eski Ülkü Ocakları yöneticileri Tolgahan Demirbaş, Emre Yüksel ve Serdar Öktem’in de bulunduğu 22 tutuklu sanık, bugün ilk kez hakim karşısına çıktı. Duruşma Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’nde devam ediyor.

Faşist tetikçiler tarafından gerçekleştirilen cinayet bir süredir CHP’nin de içerisinde yer aldığı düzen içi muhalif güçler tarafından “Adalet” arayışı olarak takip ediliyor. Oysa tetikçi Doğukan Çep’in bugün verdiği ifadelerde Sinan Ateş’in faşist yapılanma olan Ülkü Ocakları Başkanı olduğu dönemde halk güçlerine karşı birçok cinayet ve saldırılarda birlikte hareket ettiklerini ortaya koyuyor.

“ESP’nin derneğine giriyoruz, basıp içeride 10 kişiyi vuruyoruz”

Doğukan Çep’in savunmasında bu saldırıları şöyle aktarıyor.

“2013 yılında Gezi olayları sıradan Gazi Gümüşsuyu’nda DHKPC’li teröristlerle vurma olaylarım olmuştu. Kırmızı fularlı kız Ayşe Deniz, Öykü Dilara Keskin… En son bunları vurduktan sonra ESP’nin derneğine giriyoruz, basıp içeride 10 kişiyi vuruyoruz.

En son Hasan Ferit Gedik ölüyor. Uyuşturucuya karşı yürüyormuş. Biz yakalandık, yargılanmaya başladık. Google Hasan Ferit Gedik yazın Allah için tabutun üstüne bakın. DHKPC bayrakları. Biz bunları vurmuşuz, yargılanmaya başlamışız. Ayşe Deniz, Gezi’ye gidiyor, Gezi de ağaç içinmiş ya. Ayşe Deniz Gezi’den sonra Kandil’e gidiyor. Karayılan’ın yanında fotoğrafları var, Karayılan kızları sever. Sonra Ayşe Deniz Rakka’ya gidiyor, orada ölüyor.”

Mahkeme Başkanı “Sabahtan beri ne anlatıyorsun” diye araya girip Çep’e kızarak tepki gösterdi.

Devam etmek istediğini söyleyen Çep, şöyle devam etti:

“Vurduğum Cebrail Günebakan da ‘Kobani’ye gideceğiz’ diyor. Halbuki bunlar MLKP’de silah eğitimi alıyor. Amara Kültür Merkezi’nde pankart açmışlar, ölüyorlar. Bu şekilde davalarım düştü. CHP’nin milletvekilleri gelir, davalarımı sever.

“Sinan Ateş’e ‘Bana yardım eder misin?’ dedim, ‘Elimden geleni yaparım’ dedi”

Çep, cinayetten önce Sinan Ateş’le aralarında geçtiğini iddia ettiği olayları şöyle anlattı:

“Evet ben azmettirdim. Çıktım cezaevinden. İki sene sonra ceza aldım. Tahliye oldum. Aranıyordum. Aziz Mahmut Hüdai Camisi’nde namaz kılıyor, zikre katılıyordum. Bir gün sabah namazı çıkışında Sinan Ateş geldi. Yan yana namaz kıldık, zikir yaptık. Ben de DHKP/C’li vurmuşum, yardım istedim. 2013’te Hasan Ferit Gedik’ten ceza almışım. ‘Bana yardım edebilir misin’ dedim. ‘Elimden geleni yaparım’ dedi.
Telefon numaramı verdim. Ayrıldık. 20 gün sonra aradım. ‘Sen bizim hayallerimizi gerçekleştirdin kardeşim, elimden geleni yapacağım’ dedi. Beklemeye başladım. 2020 yılında telefon çaldı ‘Dosyanı halledecekler, 1 milyon istiyorlar’ dedi. ‘Ben o kadar veremem’ dedim. ‘200 bin TL verelim, dosyanı halledecekler’ dedi. ‘Ayarlayayım’ dedim. Bir hafta 10 gün sonra aradım. ‘Nereye getireyim’ dedim. ‘Ben seni akşam arayayım’ dedi. Taksim’de bir otele çağırdı. Otelin önünde parayı verdim, ayrıldım.

“Telefonlarımı açmadı, ‘Ben bunu ayaklarında vuracağım’ dedim”

Bazen İstanbul’da birilerini soruyordu. Tanımadığımı söylüyordum. ‘Kardeşim bekliyoruz, haber vereceğiz’ dedi. 2021’de telefonum çaldı. ‘Kardeşim, bir 200 bin TL ödememiz lazım’ dedi. ‘Aynı kişilere ödemiyoruz’ dedi. ‘Arayacağım seni’ dedim. 4-5 günde ayarladım. ‘Kardeşim seni ayarlayacağım’ dedi. 3-4 gün sonra kendisi aradı. ‘Üsküdar’da sahile gelir misin’ dedi. ‘Gelirim’ dedim. Arabada oturuyorlardı. Arka koltuğa oturdum. ‘Kardeşim uzun sürecek ama hallolacak, acele etme’ dedi. Parayı verdim, çıktım. Hayatıma devam ettim. Tatile gidiyorum. Bodrum’a gidiyorum. Ayetelkürsi okuyor, gidiyordum.

Kasım ayı sonuna yaklaştık. ‘Paranın tamamını vermen lazım’ dedi. ‘Tamamını ayarlayamam’ dedim. ‘Ne ayarlıyorsan ver, eli kulağında, dosya çözüm aşamasında, vermen lazım’ dedi. Sağdan soldan, borç harç toparladım. Bir hafta içinde 200 bin TL ayarladım. ‘Kardeşim Ankara’ya gelir misin’ dedi.

Gittim, ‘Ankara’dayım’ dedim, ‘Çukurambar Liva Pastanesi’nin konumunu yaz gel’ dedi. Ben gittim, geldi. Parayı verdim. ‘Eli kulağında bekle, merak etme, bundan sonra paranın tamamını ayarlaman lazım’ dedi. Çıktık dışarıya. ‘Burası benim ofisim’ dedi. Tam binanın önünde beyaz bir arabanın içini açtı, benim verdiğim parayı koydu. Bir tane Mercedes. Ayrıldım, İstanbul’a gittim.

Aralık başlarıydı. ‘Ne oldu’ dedim. ‘Haber bekliyorum, kardeşim sabret’ dedi. ‘Olmuyorsa paramızı geri alalım’ dedim. ‘Çocuk oyuncağı mı, adamlara para verdim, nasıl geri alayım’ dedi. Arıyorum arıyorum açmıyor, açan adam açmamaya başladı. Ben de bir iki gün daha bekledim. ‘Ben bunu dedim ayaklarından vurucam, Ankara’ya gidiyorum’ dedim. Eray da yanımda. ‘Abi’ dedi ‘ben gider vururum.”

Paylaşın