Şubat depremlerinde Adana’da bulunan Alpargün Apartmanı’nın yıkılması sonucu 96 kişi hayatını kaybetti.
Bina müteahhidi Hasan Alpargün tutuklu bulunduğu hapishaneden duruşmaya SEGBİS ile katıldı. Duruşmaya depremde yaşamını yitirenlerin aileleri ile birlikte Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Mersin Milletvekili Ali Bozan da katıldı.
Adana 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Hasan Alpargün Apartmanı davasında mahkeme heyeti sanık yapı müteahhidi ve teknik uygulama sorumlusu Hasan Alpargün’e kadına ve çocuğa karşı kasten öldürme suçundan ağırlaşmış müebbet hapis cezası verilmesine ve diğer vefat edenlere karşı müebbet hapis cezası verilmesine karar verildi.
Duruşma, tüm itirazlara rağmen daha önce küçük ve yetersiz olduğu için değiştirilmesi talep edilen duruşma salonunda görüldü. Duruşmaya katılan ailelerin bir kısmı ve gazeteciler duruşmayı aralık bırakılan kapıdan izledi. Duruşmayı salonda izleyen aileler ve yakınları ise yaşamını yitiren herkesin ailesinin salonda bulunmasını talep etti. Söz konusu talep salonun yetersiz olduğu gerekçesiyle reddedildi.
Duruşmada söz alan avukat Ümit Büyükdağ, dosyaya eklenen son bilirkişi raporundaki detaylara dikkat çekerek şunları söyledi:
İmalat sırasında projelerde gösteren kolonların projedeki yerleri, olması gerekenden bir metre ötede. Bu, bu bina çöp demek, proje çöp oldu demek. Tutar Sitesi’nde elde edilen otopsi raporlarında yaşamını yitirenlerin daha çok vücut bütünlüğünün bozulduğu görülüyor. Alpargün’ün otopsi raporunda vefat edenlerin ciğerine kum dolmuş. Otopsi raporunda insanların boğularak öldüğü yazıyor.
Hasan Alpargün’ün, binanın yapım aşamasında eksiklerini ve ihmallerini “Ben parama bakarım” diyerek göz ardı ettiğini söyleyen Büyükdağ, yargılamanın olası kast suçlamasıyla yürütülmesi gerektiğini söyledi.
Daha sonra söz alan avukat Sergen Nisanoğlu, Alpargün ve belediye sorumlularının ihmallerine işaret ederek şunları söyledi: “Alpargün, ‘Ben binaları yaparken belediye yetkilileri sadece çay içti’ dedi. ‘Makinalar bozulurdu ama biz devam ederdik’ dedi. ‘Zeminin kötü olduğunu bile bile yaptım bu binayı’ dedi. Sanık, Hasan Alpargün bir denetim blokajı oluşturmuş, denetleyebilecek bütün mekanizmaları ortadan kaldırmıştır. Sizden tek bir talebimiz var; doğru muhakeme usulü üzerine düşünün, toplumsal adalet talebi ile hukuki formlar arasındaki çelişkiyi giderin. Halihazırda salonun ortasında fil gibi duran kabullenilmiş ve umursanmamış sosyal cinayetin kararın kendisi olduğunu keşfedeceksiniz.”
Ardından söz alan avukatlar da Hasan Alpargün’ün ‘olası kast’ suçlamasıyla cezalandırılmasını ve dosyada herhangi bir cezai indirimin uygulanmamasını talep etti. Avukat Songül Yıldız, “Soruşturmaların hepsi olası kasttan başlatıldı. Ne oldu da bilinçli taksire dönüldü? Bu dosya emsal olacaktır. Bu adam olası kasttan yargılamak zorunda” dedi.
Duruşmada söz alan sanık avukatları, binanın 1998 yılında gerçekleşen Ceyhan depreminde yıkılmadığını belirterek yapının daha sonrasında yapılan tadilat nedeniyle yıkıldığını belirtti. “Cam balkon yıkıma neden olabilir” diyen avukatlar tevhid-i tahkikat talebinde bulundu. Mahkeme heyeti söz konusu talebi, duruşmanın gidişatına etki etmeyeceği gerekçesiyle reddetti.
Avukatlar ayrıca Alpargün’ün basit taksir suçlamasıyla cezalandırılmasını, yaşı ve hastalıkları göz önünde bulundurularak ev hapsi ve denetimli serbestlikle cezalandırılmasını talep etti.
Daha sonra söz alan sanık Alpargün, projesinin bir kere onaylanmadığını, daha sonrasında eksik ve hataların giderildiğini söyledi. Daha sonra yapı iskanı aldığını söyleyen Alpargün, “Eğer proje onaylanmasaydı ben yine yapıyı onarmak zorundaydım. Binanın yıkılma nedeni sonradan yapılan değişiklikler, klima delikleri ve ağırlıktır” dedi. Alpargün hasta olduğunu dile getirerek tahliyesini talep etti.
Mahkeme heyeti Sanık Hasan Alpargün’ün olası kastla cezalandırılmasına, kadına, çocuğa ve insan öldürme suçlamasıyla cezalandırılmasına ve tutukluk halinin devamına karar verdi.
Mahkeme tarafından Alpargün’e, 10 kez ağırlaştırılmış müebbet, 7 kez ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet, olası 7 kez müebbet, ayrı ayrı 45 kez müebbet, 34 kez ayrı ayrı 25 yıl verildi.
Kaynak: Sendika.org
