En Çok Okunanlar, Umut Keçer, Umut Yazıları

İnsanlığı sosyalizm kurtaracak – Umut Keçer

Kapitalist sistem dünya halklarının geleceğini büyük bir yıkıma sürüklemektedir. Her gün 3. Dünya savaşı konjonktürünün içinde biraz daha ilerliyoruz. Emperyalizm aşamasının en karakteristik özelliklerinden biri olan dünyanın emperyalist güçler arasında paylaşımı ve yeniden paylaşımı her geçen gün kendini daha güçlü bir şekilde hissettirmektedir.

Kapitalizm dünya halklarına bütün bu kaos içerisinde ölüm, gözyaşı ve yoksulluk dışında bir gelecek sunmamaktadır. İşçi sınıfı ve ezilenler açısından ABD ve İsrail ittifakının dünya halklarına sunduğu karanlık gelecek dışında bir gelecek mutlaka var olacaktır.

Emperyalist ve Siyonist ittifakın bütün saldırıları karşısında dünya halklarının geleceğini belirleyecek olan daha yoğun bir direniş ve mücadele pratiği olacaktır. Emperyalist saldırganlık ve barbarlığın karşısında ezilen sınıflar ve halkların mücadelesi seçeneksiz değildir.

1990’lı yılların başında kapitalist dünyanın mutlak zaferini ilan ettiği günden bugüne dünya planında ne savaşlar ne de ölümler bitti. Geriden bıraktığımız 35 yıllık süreçte Emperyalist kapitalist düzen savaş ve gözyaşı üretmek dışında bir sonuç vermedi.

Tarihin sonu diyerek kapitalizmin mutlak zaferini ilan edenler kısa bir süre sonra yanıldıklarını anladılar. Dünya halkları emperyalist kapitalist düzeninin bu saldırgan politikalarına mecbur değildir.

Bugün 1990’lı yılların başındaki karanlık tablo dağılmaya başlamış durumdadır. Kapitalist sömürü düzeninin insanlığa bir gelecek sunmadığı dünya halklarının birçok kesimi tarafından daha güçlü bir şekilde anlaşılmaktadır.

Sosyalizm, yeniden dünya halklarının büyük bir kesimi tarafından umut olmaya başlamış bulunmaktadır. Kapitalist sömürü düzenin bütün adaletsizliği dünya halkları nezlinde sosyalizme olan ihtiyacın somut ifadesidir.

İnsanlığın daha adil ve özgür bir dünyada yaşayabilmek için kapitalist sömürü düzeninden kurtulmak dışında bir seçeneği yoktur.

Vahşi kapitalizmin yarattığı sömürü sistemi büyük bir tıkanıklık içerisindedir. Trump önderliğinde Amerika, dünya planında daha rasyonel politikalar yürüterek kapitalist sömürü düzenindeki lider pozisyonunu adım adım kaybetmektedir.

Yaşanan çöküntü ve gerileme durumunu geciktirmek isteyen emperyalist kapitalist düzen dünya planında yaşadığı gerilemeyi durdurmak için son dönemde daha atak ve saldırgan bir dış politika yürütmeye başlamış durumdadır.

Venezüella devlet başkanının kaçırılması ve sonrasında İran’a dönük başlatılan savaş bunun en açık kanıtı niteliğindedir. Dünya planında hegemonya kaybı içerisine giren ABD emperyalizmi daha saldırgan bir dış politika ile süreçte daha güçlü bir inisiyatif kazanma arayışı içerisindedir. Bu yönde İsrail ile kurduğu stratejik ittifak temelinde ABD emperyalizminin süreçte dominant pozisyonu daha güçlü bir şekilde belirginlik kazanmaktadır.

İran’a başlatılan saldırıda uluslar arası hukuk ve Birleşmiş Milletler misyonu ayaklar altına alınmış durumdadır. ABD kendi çıkarları dışında Bir şey düşünmemektedir. Trump Amerikan tarihinin en kötü başkanı olarak yaptıklarıyla şimdiden Amerika’nın en saldırgan ve başarısız yönetimi olarak tarihe geçmiştir.

Bütün bu saldırı ve baskı politikaları karşısında dünya planında emperyalist kapitalist sistemin yaşadığı hegemonya kaybını daha doğru değerlendirmek kritik öneme sahiptir. Dünya halklarının geleceğini tehdit eden emperyalizm ve onun yayılmacı politikalarıdır. Onun karşısında dünya halklarının eşitlik, özgürlük ve sosyalizm mücadelesi daha fazla önem kazanmaktadır.

Türkiye egemen sınıfları İran’a dönük başlatılan saldırı karşısında uzun süre sessiz kalmış sonrasında genel geçer açıklamalarda bulunmuşlardır. AKP-MHP iktidarı bir yandan İran savaşına karşı olduğunu alttan alta dillendirirken diğer taraftan Rojhilat Kürdistan’ında Kürtlerin elde etmesi muhtemel bir yeni pozisyonu tanımayacağını açık açık ifade etmektedir.

Türkiye egemen sınıflarının en büyük korkusu Kürtlerin Rojhilat Kürdistan’ında elde edeceği bir yeni konumun yaratacağı sonuçlardır. Türkiye ve Kuzey Kürdistan halklarının geleceği açısından Türkiye devletinin İran’a dönük gelişecek emperyalist işgal senaryosuna ortak olacağını görmek önemlidir. Türkiye sermaye çevreleri bütün sağduyu açıklamalarına rağmen olası bir İran operasyonunda emperyalizmin gönüllü kara gücü olma fırsatını kaçırmak istemeyecektir. Böylesi bir emperyalist işgal sürecinin parçası olmak isteyen Türkiye devletinin yaşayacağı bir başarısızlık ezilenlerin mücadelesi açısından tarihsel bir fırsat yaratabilir.

Türkiye egemen sınıfları bütün barış ve iyi niyet söylemlerinin arkasında bölgesel bir güç olarak yeni Osmanlıcılık temelinde yayılma ve hegemonya alanı yaratma arayışını gizleyememektedir.

Türkiye egemen sınıfları son 1 yılı aşan dönemde, Ortadoğu’da, emperyalist Siyonist ittifakla uyumlu bir şekilde İran’ın hegemonya alanını daraltma çabasının ortağı konumundadır.

Bütün bu tablo içerisinde insanlığın tek kurtuluşu sosyalizm olduğu bir kez daha tarihsel bir gerçek olarak gün yüzüne çıkmaktadır. Emperyalist kapitalist sistem savaş ve yoksulluk üretirken Türkiye halklarının her zamankinden fazla eşitlik, özgürlük ve sosyalizm mücadelesinin yükseltilmesine ihtiyacı vardır.

Paylaşın