Bugün ODTÜ Öğrencileri, 2024 yılında aralarında ODTÜ Yelken Topluluğu’nun da bulunduğu üniversitelerin ortak etkinliğinde Hacettepe öğrencisi bir kadın öğrenciye cinsel saldırıda bulunan ODTÜ Elektrik Elektronik Bölümü öğrencisi Yunus Emre Öztürk’e dair basın açıklamasında buluştu.
Rektörlük önünde okunan basın açıklamasında fail Yunus Emre Öztürk hakkında verilen beraat kararının iptal edilerek cezalandırılmasını, kadına yönelik suçlarda cezasızlık politikalarının son bulmasını aynı zamanda erkek yargı ile üniversite yönetiminin faili koruyan tutumlarından dolayı hesap vermesi gerektiğini belirterek şöyle devam ettiler:
2024 yılında aralarında ODTÜ Yelken Topluluğu’nun da bulunduğu üniversitelerin ortak etkinliğinde ODTÜ Elektrik Elektronik Bölümü öğrencisi Yunus Emre Öztürk Hacettepe öğrencisi bir kadına cinsel saldırıda bulundu. Mağdur kadın arkadaşımız saldırının üzerinden 24 saat geçmeden şikayetçi oldu; fail de Marmaris’te çıkarıldığı ilk mahkemede çelişkili ifadeleri, telefonunun arama geçmişinde tespit edilen “oral seks ile DNA bulaşır mı?” araması ve mağdura ait cinsel saldırı muayene bulguları gibi somut deliller doğrultusunda tutuklandı. Ancak yargılama sürecine gelindiğinde Muğla 1 Ağır Ceza Mahkemesi, dosyada yer alan tanıklar dinlenmemişken daha ilk celsede sanık tahliye edildi sonrasında ise DNA inceleme raporu henüz gelmeden, ikinci celsede beraat ettirildi. Adli tıp raporunun bulguları görmezden gelindi.
Oysa o raporda bulguların cinsel saldırıyla uyumlu olduğu açıkça yazıyordu. Dosya sadece 2 celsede apar topar üstü örtülerek hukuksuzca düşürüldü. Mahkemenin gerekçeli kararında dosyada yer alan 13 tanık arasında mağdur lehine ifade veren 8 tanığın ifadesine ise hiç yer verilmedi, yok sayıldı.
Kadın arkadaşımız bunun üzerine istinafa başvurdu ve aynı eril yargı hukuksuzluğunu bir kez daha gösterdi. İstinaf, Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı’nın hazırladığı bilirkişi raporunu da görmezden gelerek “tüm delillere yer verilmiştir” diyerek beraat” bozmadı. Failin avukatı “Katılan 25 yaşında ortalama zekanın üzerinde olan ,tecavüz durumunda ne yapılacağını bilen biridir.” diyerek mağduru suçlamaya devam etti. Mağdurun eğitim düzeyini sanki bir kabahatmiş gibi sunup, saldırının tüm sorumluluğunu fail erkeğin omuzlarından alıp hayatta kalana yüklemeye çalıştı. Bu söz ve davranışların, şiddetin faili üzerinden konuşulmasını engellemek adına patriyarkanın ilk başvurduğu mekanizmalardan biri olduğunun bilincindeyiz. Sizler mağduru hedef göstermeye çalıştıkça bizler de failin adını daha yüksek haykıracağız.
Bugün ise dava Yargıtay aşamasında ve Yunus Emre Öztürk “nitelikli cinsel saldırı sanığı” olarak yargılanıyor. Yunus Emre Öztürk sanık olarak yargılanırken başka neler yapabiliyor, biliyor musunuz? Yurtlarda kalabiliyor, kampüste gezebiliyor, eğitim hayatına rahatça devam edebiliyor. Hatta Zorbay’ın talimatıyla tekrardan yelken topluluğuna girmeye bile çalışıyor. Bütün bunları yaparken tecavüzü suç olmaktan çıkarmaya çalışan yargıdan, kayyum Ahmet Yozgatlıgil’den ve yardakçısı Taner Zorbay’dan cesaret alıyor. Faili aklayanlar, sırtını sıvazlayanlar bu suçun ortaklarıdır. Bugün yine bir kez daha kayyumluğun önünde tecavüzcü Yunus Emre Öztürk cezalandırılsın demek için tüm öfkemizle toplandık.
Yunus Emre Öztürk’ün tecavüz faili olduğunu yalnızca biz değil; Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesi de biliyor, yelken topluluğunda bulunan fail aklayıcı arkadaşları da biliyor, “Aranızda konuşup halledin.” d”yen tekne sahibi de biliyor, ona el veren Yozgatlıgil ve Zorbay da biliyor ama en önemlisi failin kendisi de biliyor. Soruyoruz: Yargılama süreci henüz tamamlanmamışken, fail nasıl ve hangi güvenle çevresine “dava bitti” açıklamaları yapabilmiştir? Bu güveni kimden almıştır? Henüz adli süreç devam ederken ve nihai karar kesinleşmemişken, bu kadar kesin bir dil nasıl kurulabilmiştir? Bizler biliyoruz ki bu sözler tesadüf değildir. Bu sözler, cezasızlığın yarattığı güvenin bir sonucudur. Ve tam da bu yüzden soruyoruz “bu cesareti faillere veren kimdir?”
Bizler biliyoruz ki Yunus Emre Öztürk münferit bir örnek değil, erkek yargının cezasızlığının bir yansımasıdır. Dahası, davadaki bunca somut delile, bunca hukuksuzluğa rağmen Yargıtayın beraat kararını onamasının ne anlama gelebileceğini de görüyoruz. Eğer ki hukuka aykırı bu karardan geri dönülmezse, Yunus Emre Öztürk’ün ve yaptıklarının diğer dosyalara emsal niteliğinde olabileceğinin farkındayız. Bu durum açıkça tecavüzün suç olmaktan çıkarılması, artık cezalandırılmaması demektir.
Bugün susmuyoruz, korkmuyoruz ve cezasızlık düzenine karşı birlikte haykırıyoruz. Kız kardeşimizin davasını sahipleniyor ve bu hukuksuz beraat kararını kabul etmiyoruz. Fail Yunus Emre Öztürk’ün cezalandırılmasını talep ediyoruz. Bu davanın peşini bırakmayacağız kız kardeşimiz yalnız değildir. Burada olduğumuz sürece onun sesine ses, nefesine nefes olmaya devam edeceğiz.
Açıklama “Erkek Adalet Değil Gerçek Adalet”, “Koruma Aklama Failleri Yargıla” sloganlarıyla sona erdi.
