Umut Gazetesi olarak 1 Mayıs’a giderken, erkek devletin baskı ve saldırıları ile 1 Mayıs çalışmalarını konuşmak üzere Dev-Lis’li Kadınlar adına Ecrin ile bir röportaj gerçekleştirdik. Gerçekleştirmiş olduğumuz röportajı okurlarımıza sunuyoruz.
1-) 1 Mayıs’a günler kala liseli kadınlar; güvencesiz yaşam koşulları, okullarda maruz kaldıkları taciz, tecavüz ve şiddet, cinsiyetçi ve fobik müfredat ile artan dinci kuşatma altında mücadeleyi büyütüyor. Bu tablo içinde siz de liseli bir kadınlar olarak 1 Mayıs’ı ve bu yılki mücadele hattını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Liseli kadınlar olarak yıllardır sistematik olarak sürdürülen cinsiyetçi eğitim politikalarıyla karşı karşıyayız. Okulda, sınıfta, sokakta, işte; kısacası hayatın her alanında güvencesizlikle baş başayız. Verdiğimiz mücadele sadece bir eşitlik mücadelesi değil, bir birey olarak toplumda var olma mücadelesidir. Bu durumun bir yansıması olarak, okullarda kadınların “cinsiyet rolü” kapsamında yalnızca aile içinde anılması, yaşadığımız ataerkil devlet düzeninin bir ürünüdür. Bu nedenle, 1 Mayıs, senelerdir süren bir direniş alanı olarak kadınlar için büyük önem taşır. İşçilerin, kadınların, LGBTİ+’ların; kısacası ezilen tüm insanların haklarını savunurken, aynı zamanda lise mücadelemizi sınıflardan sokaklara taşıyacağız. Bu yıl içerisinde yürütülen “aile yılı” politikalarına, faillerin devlet eliyle aklanmasına, kadın cinayetlerine karşı bu 1 Mayıs’ta da aynı kararlılıkla mücadeleye devam edeceğiz.
2-) Bu yıl hangi taleplerle alanlarda olacaksınız?
Güvenli bir ortamda yaşayabilmek başta olmak üzere en insani haklarımızı elde edebilmek için alanlarda olacağız. Ataerkil olmayan bir eğitim sistemi, bir devlet, bir düzen için buradayız. Kadınların katledilmediği, eve hapsedilmediği, ucuz iş gücü olarak çalıştırılmadığı, tacize, tecavüze, cinsiyetçi söylemlere ve küfürlere maruz kalmadığı bir dünya istiyoruz. Ücretsiz, eşit ve anadilde eğitim en temel taleplerimizdendir; sermaye düzenini koruyan devlet yapısına karşı tavrımız çok nettir.
1 Mayıs işçi gününde de çocuk işçileri dillendirmeden geçemeyeceğimizi düşünüyoruz. Sermaye düzenini koruyan devlet yapısı, çocuk işçiliğini MESEM adı altında meşrulaştırmaktadır. Çocukların emeği, asgari ücretten de düşük bir şekilde sermayedarların kârına satılmaktadır. Güvensiz ortamlarda çalışmak zorunda kalan çocuk işçilerin, bu ortamlardaki denetimsizlik nedeniyle yaşamını yitirdiğini görüyoruz.
Hayatın her alanında olduğu gibi burada da çocuklara yönelik istismarın, taciz ve tecavüzün yaşandığının ve faillerin aklandığının farkındayız. 1 Mayıs’ta emeğin sömürüsüne, eşitsizliğe ve tüm adaletsizliklere karşı alanlarda olmaya devam edeceğiz.
3-) Sizce 1 Mayıs, liseliler açısından nasıl bir anlam ve rol taşıyor?
1 Mayıs, liseliler için “biz buradayız” diyebilme alanı; bize reva görülen yaşama başkaldırabilme alanıdır. Faşizm kendini ilk olarak eğitimde gösterir. Kendi “ideal” insanını yaratmak için ilkokul kitaplarını dahi propagandist yazılarla, milliyetçi ve dinci söylemlerle doldurur. Okullarda, özellikle lise sıralarında, militarist bir eğitim anlayışı uygulanarak tek tip öğrenciler yetiştirilir.
Bu anlamda 1 Mayıs, liselilerin iradesini gösterebildiği bir alan oluşturur. 1 Mayıs’ta liseliler olarak, görmezden gelinen değil, söz hakkı olan özneler olduğumuzu bir kez daha ortaya koyuyoruz.
