Cumartesi Anneleri 1115. hafta eylemlerinde 45 kaybedilen Süleyman Cihan için adalet isterken, sürecin geçmişle yüzleşme, hakikati ortaya çıkarma ve adaleti sağlama çağrısı mekanizmalarıyla yürütülmesini istedi.
Cumartesi Anneleri/İnsanları Gözaltında kaybedilen ve katledilenlerin akıbetini sormak ve faillerin cezalandırılması için yaptıkları eylemin 1115. haftasında hafıza mekanların olan Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Bu haftaki eylemde 45 sene önce gözaltında işkenceyle katledildikten sonra cenazesi kimsesizler mezarlığına gömülen Süleyman Cihan’a ne olduğu soruldu.
Basın metnini okuyan Cumartesi İnsanlarından Sebla Arcan, Meclise sunulan “çerçeve” yasa teklifinin ülkenin demokratikleşmesine giden ilk adım olmasını dilediklerini ifade etti.
Arcan, şöyle devam etti: “Ancak bir kez daha hatırlatıyoruz: İhtiyacımız olan çözüm ve demokratikleşme süreci, yalnızca silah bırakanlara ilişkin ceza hukuku düzenlemeleriyle sınırlı tutulamaz. Dünyadaki deneyimler bize gösteriyor ki kalıcı barış, geçmişte yaşanan ağır hak ihlalleriyle yüzleşilmeden ve ihlallere maruz kalanların adalet talepleri karşılanmadan kurulamaz.”
Süleyman Cihan’ın hikayesini anlatan Arcan 31 yaşındaki, iki çocuk babası olan Cihan’ın öğretmen olduğunu belirterek 12 Eylül Darbesi’nin ardından hakkında arama kararı çıkarıldığını aktardı.
29 Temmuz 1981’de Cihan’ın Edirne’den İstanbul’a gelmek üzere bindiği yolcu otobüsünün İstanbul’a yaklaşırken sivil polisler tarafından durdurulduğunu belirten Arcan, şunları söyledi: “Cihan gözaltına alındı ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü 2. Şube’nin bulunduğu Sansaryan Han’a götürüldü. Ertesi gün Gayrettepe Siyasi Şube’ye nakledildi.
Ailesi ve avukatları Emniyet Müdürlüğü’ne ve savcılığa başvurduğunda, kendilerine Süleyman Cihan’ın gözaltına alınmadığı söylendi. Ancak ailesi ve avukatları aramaktan vazgeçmedi. Cihan’ı şubede işkence altında gören tanıklar da mahkemelerde gördüklerini anlattı.”
Arcan, artan baskılar üzerine polisin önce Süleyman Cihan’ın bir çatışmada öldüğünü öne sürdüğünü ardından 30 Temmuz’da yapılan yer gösterme sırasında, altıncı kattaki boş bir daireden atlayarak intihar ettiğini iddia ettiklerini aktardı.
Arcan, şöyle devam etti: “Otopsi raporunda, Süleyman Cihan’ın altıncı kattan atılmadan önce öldürüldüğünü gösteren önemli bulgular vardı. Dahası, olayla ilgili hazırlanan rapor 30 Temmuz 1981 tarihini taşımasına rağmen, bu tarihten sonra Cihan’ı Emniyet’te gören çok sayıda tanık bulunuyordu.”
Ailenin, avukatların ve tanıkların 85 gün boyunca sürdürdüğü ısrarlı mücadele sonucunda gerçeğin ortaya çıktığını ifade eden Arcan, “29 Temmuz 1981’de gözaltına alınan Süleyman Cihan, İstanbul Emniyeti Siyasi Şube’de günlerce işkenceye maruz bırakıldıktan sonra öldürülmüş; cansız bedeni altıncı kattan atılarak intihar süsü verilmişti. Ardından kaybedilmek amacıyla Zindanarkası Mezarlığı’nın kimsesizler bölümüne ‘kimliği meçhul’ olarak gömülmüştü” diye konuştu.
Tanıklar ve, delillere rağmen etkin soruşturma yürütülmediğini ve dosya zaman aşımı gerekçesiyle kapatıldığını belirten Arcan, “Süleyman Cihan’ın hikâyesi, cezasızlığın yalnızca failleri koruyan bir mekanizma olmadığını gösteriyor.
Cezasızlık, aynı zamanda hakikatin üzerini örten, mağdurların adalete ulaşmasını engelleyen ve geçmişte işlenen suçların geleceğe taşınmasına yol açan bir devlet politikasıdır. İşte bu nedenle çözüm ve demokratikleşme sürecinin geçmişle yüzleşme, hakikati ortaya çıkarma ve adaleti sağlama mekanizmalarıyla birlikte yürütülmesini istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Kaynak: Etha
