Marmara bölgesi hapishanelerine ilişkin 3 aylık hak ihlalleri raporunu açıklayan İHD İstanbul Şubesi, 3 ayda bölge hapishanelerinde toplam 895 hak ihlali yaşandığını belirterek, hapishanelerdeki hak ihlallerinin ancak dışarıdan yürütülecek bir mücadeleyle sonlandırılabileceğini vurguladı.
İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, Marmara bölgesi hapishaneleri Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarına ilişkin hak ihlalleri raporunu Beyoğlu’nda bulunan dernek binasında açıkladı.
Raporda, 1 Ekim 2026 itibariyle hapishanelerde 21 bin 179’u kadın, 4 bin 949’u çocuk, 7 bin 20’si 65 yaş üstü olmak üzere toplam 434 bin 337 mahpus bulunduğu, kapasite fazlası insan sayısının 130 bini aştığı kaydedildi. Hapishanelerde aşırı doluluk sorunu çok sayıda temel hakkın ihlali için zemin yaratmasına rağmen bu durumun önüne geçilmediği belirtilen raporda, yaşanan hak ihlallerinin giderek arttığına işaret edildi.
Temmuz, Ağustos, Eylül aylarında 13’ü Marmara Bölgesi hapishanesi olmak üzere 16 hapishaneden başvuru yapıldığı belirtilen raporda, bu hapishaneler şöyle sıralandı: Marmara/Silivri Kampüs Hapishanesi, Marmara Kadın Kapalı Hapishanesi, Tekirdağ 1 ve 2 nolu F Tipi Hapishanesi, Bakırköy Kadın Kapalı Hapishanesi, Ümraniye Kapalı Hapishanesi, Kandıra 2 Nolu F Tipi Hapishanesi, Edirne Açık Hapishanesi, Edirne F Tipi Hapishanesi, Edirne L Tipi Hapishanesi, Metris R Tipi Hapishanesi, Sakarya Ferizli 2 Nolu Hapishanesi, Maltepe 2 Nolu L Tipi Hapishanesi, İzmir Kırıklar 1 Nolu F Tipi Hapishanesi, Bolu F Tipi Hapishanesi ve Irak Bağdat Hapishanesi.
Rapora göre Marmara Bölgesi hapishanelerinden Temmuz ayında 20, Ağustos ayında 665, Eylül ayında 195 olmak üzere toplam 880 ihlal ve Marmara dışı hapishanelerde 4 ihlal ile başvurulardan tespit edilen toplam ihlal sayısı 884 oldu. Basın taramasıyla tespit edilen 15 ihlal ile toplam ihlal sayısı 899 olarak tespit edildi.
16 farklı hapishaneden yapılan başvuruların neredeyse tamamında sağlık hakkı, yeterli beslenme ve tedaviye erişim engeli, tecrit ve kötü muamele bildirildiği vurgulanan raporda, “Bunun yanında Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulu’nun dayanaksız raporları ile şartlı tahliye ve açık hapishaneye ayrılma hakkının ihlal edildiği de gerek adli gerek politik nedenlerle hapiste tutulan mahpusların özgürlük hakkını ihlal eden ortak bir sorun olarak öne çıkmaktadır. Yine bu rapor dönemimizde göçmen mahpusların dil bariyeri nedeniyle savunma haklarını kullanamadıkları, adil yargılanma ve hukuki destek taleplerinin öne çıktığı görülmektedir” ifadeleri kullanıldı.
Rapor, şöyle devam etti: “Raporumuzu Marmara Bölgesi hapishaneleri ile sınırlandırdığımız için raporumuza 3 yaşam hakkı ihlali yansımış olmakla birlikte, diğer hapishanelerde yaşananlarla birlikte 2’si şüpheli, 2’si intihar, 1’i açlık grevi ve 2’si hastalık kaynaklı 7 mahpus ölümü tespit edilmiştir. Bu ölümlerin sağlığa ve tedaviye erişimden, işkence ve kötü muameleye bütün hak ihlalleri ile bağlantılı olduğu ve bu durumun hasta mahpusların yasada mevcut tedavi maksadı ile serbest bırakılma haklarının gasp edilmesi ile birleştiğinde mahpus ölümlerinin artacağı gözden kaçırılmamalıdır.”
Raporda 258 işkence ve kötü muamele ve 136 tecrit uygulaması yer aldı. Sağlık ve tedavi hakkına erişimde 117 ve yeterli beslenme, hijyen ihtiyacının karşılanmamasına ilişkin 293 ihlal tespit edilen raporda, “Bu durum infaz politikaları yanında içme suyunun bile parayla satıldığı hapishanelerin birer ticarethaneye dönüşmesi ile de ilişkili görünmekte, halkın içine düşürüldüğü derin yoksullukla birlikte düşünüldüğünde mahpusların temel beslenme ihtiyaçları da dahil hayatta kalabilmelerinin ne derece zorlaştığı anlaşılmaktadır” denildi.
26 adalete erişim, 39 infazda eşitlik ilkesine aykırılık bildirimine yer verilen raporda, “Bütün bu hak ihlalleri ve çözümsüzlük politikaları mahpusların karşı koyuşlarını da beraberinde getirmektedir” ifadeleri kullanıldı.
Rapor, şöyle devam etti: “Protesto için yapılan ve sonrasında hücre ve iletişim cezası gibi ağır disiplin cezaları ile karşılaşılan kapı dövme, slogan atma, dilekçeler verilmesi, oturma eylemleri gibi eylemler yanında son noktada açlık grevleri ve ölüm oruçları gündeme gelmektedir. Gürkan Türkoğlu isimli mahpusun Antalya Döşemealtı Yüksek Güvenlikli Hapishanesinde tutulurken Y ve S tipi hapishanelerdeki koşullara karşı 266 gün sürdürdüğü açlık grevi sonrası yaşamını kaybetmesinde olduğu gibi mahpuslar insan onuruna uygun bir ortamda yaşayabilmek için hayatlarını ortaya koymak zorunda kalmaktadırlar.”
Yetkililerin sorunların farkında olduğu ancak çözümsüz bıraktığı kaydedilen raporda, sorunun asıl kaynağının hükümetin insan hakları ihlallerine yol açan politikalarındaki ısrarı olduğu belirtildi. Raporda, bu durumu tersine çevirebilmenin tek yolunun bu hak ihlallerini önleme yolunda sürdürülen mücadeleyi güçlendirmek olduğu kaydedildi. Raporda son olarak, hapishanelerde yaşanan hak ihlallerinin sadece tutsakların mücadelesiyle değil, dışarıdan yürütülecek bir mücadeleyle önlenebileceği vurgulandı.
Kaynak: Etha
