Gündem

İsmail Güldere- İşgale, sömürgeciliğe, faşizme, emperyalizme karşı Rojava için ayağa kalk!

Tüm dünya artık yönetenlerin yönetemediği, yönetilenlerin de eskisi gibi yönetilmek istemediği bir noktaya hızla ilerliyor. Lübnan’dan Şili’ye, Yunanistan’dan Ekvator’a, Irak’a her yer direniş her yer ezilenlerin, emekçilerin alanı olmaya başladı. Dünya emperyalist güçleri derin bir çıkmazın içine girerken; dünya halklarının özgürlük, eşitlik, devrim talebine en sert yanıtlar üretiliyor, direnişler silahlar kullanılarak bastırılmaya çalışılıyor. Tüm dünyada Komün’ün ruhu dolaşıyor, direnişler bir kıtadan diğerine yayılıyor. Artık sınırlar devletler arasında kalıyor; halklar arasında direniş ortaklığı tüm sınırları ortadan kaldırıyor.

Direnişin evrenselleştiği bu dönemde ilk başta direnişin merkezi “Rojava Devrim” i boğulmak isteniyor. Rojava devrimi başta ortadoğu halklarına ve dünya halklarına örnek bir yaşamın kurulabilirliğini, dinleri fark etmeksizin halkların ortaklaşa yaşam kültürlerini özgürce örgütleyebileceğini gösterdi. 1 Kasım’ı “Dünya Kobane Günü” olarak evrenselleştiren direnişte ideolojik temel de burada yatıyor. Bugünkü dünya direnişleri ve karşısındaki saldırılar ile daha da net anlaşılıyor. Kobane direnişi ile sadece Kuzey Suriye coğrafyasında IŞİD terörü yenilmedi, tüm dünyayı kaplayan kara bulutları da yok edildi. Direniş ve beraberinde gelen devrimde aydınlık bir geleceğin varlığını ispatlamış oldu. Bu anlamıyla boğulmak istenen Rojava devriminden de ötesidir, yapılmak istenen teslim alma, direnişlerin,devrimlerin başarısız olacağını kanıtlama çabasıdır. Rojava devrimi nezdinde dünya halklarının devrim talebine yanıt verilmek isteniyor.

Bu devrimin ve dört parça Kürdistan’ın dinamik halkı ve örgütü de bu devrimle birlikte boğulmak istenmekte, gerilla hareketi ve mücadelesi temel hedef haline getirilmeye çalışılıyor. Tüm silah sanayisi ve teknolojisinin çalıştığı tek bir amaç vardır o da tüm dünya halk ayaklanmalarını, isyanlarını bu yolla bastırmak, etkisiz hale getirmektedir. Halkların çıkarına hiçbir varlık gerekçeleri yoktur.

Hiç kuşkusuz tarih sayfalarının da, dünya halklarının da çoktan hakkını verdiği bir coğrafyanın en güçlü ordular ve devletler karşısındaki direnişine, eylemine tanıklık ediyoruz. Bir taraftan emperyalizmin dart tahtası olan bir taraftan da TC sömürgeciliğinin azgın saldırıları karşısında direnişi sürdüren bu coğrafya için, Rojava için ayağa kalkma vakti geldi. Emperyalistler ve kuklası TC devleti başta olmak üzere direniş ve devrim boğulmak isteniyorsa o zaman her yeri direnişin merkezi haline getirmek gerekiyor. Tüm dünya 1 Kasım Dünya Kobane Gününü kutlarken, aynı zamanda 2 Kasım’da Rojava için ayağa kalkmaya hazırlanıyor. Rojava için ayağa kalkmak, işgalciliğe, faşizme, emperyalizme karşı ayağa kalkmakla aynı anlama geliyor.

Bu direnişin bir merkezi de işçi sınıfı ve ezilen halklarıyla Türkiye’dir. TC devletinin saldırıları karşısında direnen binlerce direnişçinin içinde aynı zamanda Türkiye sosyalistler yer almaktadır. Tüm cephe hatlarında TC ordusuna ve çetelerine karşı savaşıyorlar. Türkiyeli sosyalistler bugün bu savaş cephelerine gelemiyor olabilirler ancak işgalcilik ve sömürü, çete devleti pratiği içeride daha yoğundur. Türkiye metropollerinde yeni bir direniş cephesi açmanın da vakti bu anlamıyla geliyor. Yine bu anlamıyla 2 Kasım’da Rojava için ayağa kalkmak aynı zamanda AKP-MHP faşizmine karşı ayağa kalkmanın da bir ön adımı olmalıdır.

Paylaşın